Nasıl Yaşarsan Öyle Ölürsün!

Nasıl Yaşarsan Öyle Ölürsün.

 

Ben espiri de olsa içinde yalan olmayanı tercih ederim. Yani birilerini güldüreceğim diye şakanın içine yalan katılması tercihim değil.

 

Dostlar arasında biz bize iken yapılan konuşmalarda (espiri mahiyetinde) konuştuğumuz mevzulardan birisi de kardeş halklardan birisinin diğerini “asimile etmesi” şakalaşmasıdır. Karadenizlilerin yoğun olduğu köylerde yaşayan bir Abaza yıllar olmadan bir bölge insanı gibi davranış sergileyebilir. Onun gibi yaşamasa da ondan etkilenebilir. Bunun tersi de olur. Ben Abazaca konuşan Alayfe/Kabze bilen ve hayatını böyle yaşayan "bölge insanları" tanıyorum. Tersini yaşayan kardeşlerimizi de tanıyorum.

 

Kocaeli’nde Yanık diye bir köy var. Bu köy Ubıh köyüdür. Bu köyde Abaza dili konuşulur. Ubıh dilini bilen yoktur. Bu köye sınır Apsua Yerleşkesi Maşukiye vardır. Bu yerleşkede baskın lisan Abazaca'dır. Abhazya Ubıh’ları kendi halkı kabul eder, onları vatandaşı görür.

 

Dedem ( annemin babası) Eskişehir Musaözü Köyündendir. Kendisine Molla Yusuf derler. Molla Yusuf Aşuwa’dır.  Annem tek bir kelime Aşuwa lehçesi kelime bilmez ama Apsua dilini Türkçe öğrenmeden önce konuşmuş. Zira yaşadığı köy bir Apsuwa Köyü, Annesi bir Apsua kadını. Mekanları cennet olsun.

 

Adana, Tufanbeyli İlçesinde yaşayan kendilerini Aşuwa (Abaza) olarak bilinen yerleşim yeri bulunur. Burada yaşayan Aşuwa’lar Abaza Kültür Derneği diye bir yapı oluşturmuş, Türkiye genelinde yapılanmaya giden diğer illerdeki tüm, Aşuwa, Aşharuwa ve Apsua’ların bir araya geldiği kısa adı ABHAZ-FED olan Abhaz Dernekleri Federasyonu çatısı altında bir yapı oluşturmuşlardır. Nihayetinde bu yapılar kültür dernekleri olup, aktivitelerini kendi yaşam anlayışlarına göre dizayn etmektedirler.

 

Tufanbeyli İlçesi adını bir Çerkes Beyi olan Tufan Bey’den almış. Bu bilgiyi Abhazya Cumhuriyeti Türkiye Temsilcisi Sayın İbrahim Ayuzdba’dan öğrendim. 1 Ağustos 2026 günü Tufanbeyli Abaza Kültür Derneği’nin öncülüğünde yapılan Ayızzara Etkinliğinde yaptığı konuşmada bu konu da vardı.

 

Orada başka şeyler de vardı. Abhaz-Fed Danışma ve Onur Kurulu Başkanımız Sayın Aşba R.Cengiz Koç konuşmasının bir bölümünde 31 Temmuz günü saat 20.00 de yola çıktığımızı ve ertesi günü sabah 08,00 de Kayseri, Pınarbaşı’nda olduğumuzu söyledi. Bir geceyi yolda, bir geceyi de otelde konaklayarak ardından gece 24,00 gibi evimize girdik.

 

Önemli sayılabilecek maddi harcamanın da olduğu, bizi bu kadar km yol kat etmeye sebep olan şey neydi?

 

Pınarbaşı Belediye Başkanımız Sayın Deniz Yağan konuşmasının bir bölümünde Kültürünü yaşatan, geleneklerini geleceğe taşıyan toplumlar köklerinden aldığı güçle yarınlara daha güvenle yürür. Bugün burada sadece bir etkinlik değil birlik, beraberlik ve kültürel mirasımız etrafında toplanmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Derken benim sorduğum neydi? Sorusunun kısmen de olsa yanıtıydı.

 

Akşam olmadan bizim grubumuzu karşılayarak konvoy halinde ilçeye girişimiz oradan sofraya davet edilişimiz ardından etkinlik alanına götürülüşümüz, protokol konuşmaları sonrası yapılan genelde mahalli isimlendiriliyor ama bence yanlış ulusal danslarımızın icra edildiği ortama geçiş (Biz saat 24.00 gibi ayrıldık ancak ortam sabah etmiştir.) harikaydı.

 

Gece boyunca biran olsun susmayan, yerinde duramayan, yaptığım görüşmelerde eğitimli bir gençliğin bulunduğunu öğrendiğim kalabalık bir grup vardı. Abhaz-Fed Genel Başkanı Atrşba Yavuz İlkuçar’ın konuşmasına da yansıyan bu katılıma imrenerek “ Bu kalabalığı beklemiyordum. 21 Mayıs’ta, 24 Mayıs’ta yapamadığımız şeyi yaptınız. Hepinizi kutluyorum.” Demişti.

 

Oyun alanı kürsünün önünde dizayn edilmiş, Apsua’nın Agu-Alaba dediği Apsua Koşara’nın icra edildiği düzenek biraz daha seyircinin seyrine engel olmasın diye meydan genişletilerek dans edecek olanların rahat hareket etmesi sağlandı. Ancak bu düzenek Apsua Koşara bittikten sonra gerekli imiş, onu dans ederlerken anladım. Alanda en az 6 kişi dans ediyor, gençler wey,wey diyor alkış kıyamet ortam harika.

 

Bugün burada yalnızca bir festival etkinliği değil yüzyıllar boyu süren kültürümüzün onurunu, misafirperverliğini, kardeşlik ve birlik ruhunu yaşatmak için toplandık. Atalarımızdan bize miras kalan Abaza Kültürünü yaşatmanın ve gelecek nesillere aktarmanın gururunu yaşıyoruz. Düğünlerimizin coşkusunu,  şarkılarımızın tınısını,  danslarımızın zarafetini birlikte hissedip kültürümüzü geleceğe taşımaya devam edeceğiz. Ayızzara ülkemizin farklı şehirlerinden ve anavatandan gelen soydaşlarımızı bir araya getiren bir kardeşlik şölenidir. Birlik ve beraberliğimizin, dayanışmamızın ve ortak kültürel mirasımızın güzel bir göstergesidir. Bu anlamlı organizasyonda emeği geçen herkese, üyelerimize, gönüllülerimize, destek veren tüm kurum ve kuruluşlarımıza teşekkür ederek programımıza başlıyoruz. Diye açılış yapan değerli sunucumuz Setenay Napşi’in de dediği gibi oldu.

 

Programa ev sahipliği yapan başta Tufanbeyli Abaza Kültür Derneği başkanı Davut Hapat, yönetim kurulu üyeleri, gençler ve belde halkına bu güzel etkinlik için katkı sunan herkese sonsuz teşekkürler. Bizleri evinde ağırlayan Gogua Serdar beyefendiye ve ailesine şükranlarımı sunarım.

 

Nasıl Yaşarsan Öyle Ölürsün.

Özen Sanbay Atsanba

 

 

 

 

 

 

 

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Anket

E-Bülten Aboneliği