AŞIVA’LAR (Turçaninov çalışmalarından hatırlamalar)

Sevgili büyüğüm değerli ağabeyim rahmet ve minnetle andığım seyhabı Saim Tuc Bıc’ra bir nedenle kapanan sosyal medya hesabıma 26 Mart 2016 tarihinde yayınlanması istemi ile gönderdiği yazısını maalesef yeni gördüm.



Söz konusu sosyal medya hesabım bir şekilde ulaşılamaz olmuştu. Bugünlerde yeniden erişime açabildiğim hesabıma tam kontrol sağlayabilmem nedeniyle gördüğüm yazının kendisinin hatırası olarak siz takipçilerimin dikkatine sunmak isterken değerli büyüğümüzü de rahmet ve özlemle anarak, tüm sevenlerine sabırlar dilerim.  



Özen Sanbay Atsanba



AŞIVA’LAR

(Turçaninov çalışmalarından hatırlamalar)

Saim Tuc Bic'ra



Kafkasya’nın otokton halkları sayılan hiçbir halkın, ilk yerleşenleri olduğu halde, esas oluşum yerleri ve nereden geldikleri net olarak bilinmemektedir. Bizim eskiler: “Eskiden yurtta birdi dilde birdi” derlerdi; hem bu, hem de Turçaninov çalışmalarının etkisiyle: AŞIVA’ların menşeinin belirlenebilmesi açısından Aşıva ve Aşıva Dili özelliği ile anlam yönüne bilim adamlarının dikkatinin çekilmesinin yaralı olacağını düşündüm. Bu açıdan, Merhum Ömer Büyüka’nın deyimiyle As’ların, yani Aşıva’ların ilk neşet ettiği yerin, Merhum İ.H. Berkok’un belirlediği buzul döneminin ilk yaşanır hale geldiği yerlerden İNDUS vadisinin olduğunu sanıyorum. (T.Kafkasya Syf: 23)



Zira 1920 yıllarda keşfedilen, 1950 li yıllarda Pakistan ve Hindistan da, Oxford Üniversitesi Bilim Adamlarının nezaretin de, 90 ayrı yerde sürdürülen kazılarda bulunan: “HARAPPA” uygarlığına ait MÖ. 3500 lü yıllara tarihlenen yazı ve buluntular Kafkasya’dakilerle hayli benzeşmektedir. Ayrıca bu sözcük “HARAP” beşikte yattığımız gibi içinde bulunduğumuz anlamına gelir. “PA” yeri işaret eden sonektir fakat buradaki “P” söylenişi “B” sesine kaygın farklı bir vurgudur.



Mevzu ettiğimiz dilde “SI” kar, “AS” ve “ASI” kar olan demektir. “ŞI” ve “AŞ”, “AŞI” dediğimizde her ne kadar kapı ve peynir akla gelse de, biraz buzul dönemiyle ilgili düşündüğümüzde: Don ve donmuş anlamına geldiğini rahatça görülür. “SIŞ” kar buzlaşmasına verilen “Buzul” adıdır.   



Diğer adıyla "As aa" karların olduğu yer, “AŞ aa” buzun olduğu yer. (İkinci “A”  “E” sesine kaygın biraz incelterek söylenmeli) "AŞIVA” donan yer, “AŞIRA” donmuş yer. “RIVA" ise aidiyeti ifade eder, don yerden olanlar diye düşünülebilir. Dolaysıyla “AŞIVA-RIVA” don yerden olanlardan, “AŞIRA-ĞAVA” benzer anlamda, donmuş yerden olan anlamına gelir bu isimlendirmenin en kısaltılmış söyleniş tarzı “AŞVA” dır.



İNTUS:



 Aşuva dilinde "İçindeyken" İNDIVUZ tarzında değiştirsek-"Büyükken" anlamına gelmez mi? Nehrin ana kollarından birinin adı CINAPn“el suyu”, SATLEC “su birlikteliği” bir diğeri RAVİ “buldukları veya onlardan mı” anlamını içermiyor mu? Himaliye dağ silsilesinin ve birbirine yakın üç yerden kaynaklanarak İndusla beraber güneye akan GANJ “et yada inek götüren” ana kollarından üçünün adı "Çambal, Gagara, ve Gandak'tır. Kuzeye akan suyun adı "Cangpo" ve Kuç (boğmak) ve Bengal körfezleri düşündürücü ve üzerinde durulmaya değerdir. Himalayalar da yaşayan "Lama"lar (La ğama) hem adlarıyla ve hem de kullandıkları dil ile Aşıva dilinin birçok ses benzerliği olduğu dikkat çekicidir.



Not: Harappa and Mohenjo-Daro kazılarından çıkarılan ilk objeler hayvan resmeden ve halen alimlerin tam çözemediği yazılarla bezenmiş küçük taş mühürlerdir.

İndüs Vadisi Buluntuları

 

İ.Ö. üçüncü binyılda İndüs Vadisi'nde ortaya çıkan bir başka büyük uygarlık hakkında çok daha az şey biliniyor. İndüs halkları tarafından kullanılan yazı, günümüz bilim adamları tarafından okunamıyor; bu nedenle bizi İndüs kültürünün kavranmasına götürecek bu çok önemli yol hâlâ kapalı,

AYRICA:

Ön Asya’nın ilk sakinlerinin kimler olduğu yeterince aydınlatılamamıştır.  Hititler öncesi ve Hitit halitasını oluşturan halklar net olarak bilinmemektedir! Anadolu da yaşamış olan: Ahhiyawa'lar kimlerdir, Aşşuwa-Mira ne anlama gelir? Arzawa, Kizzuwatna, Marşantiye, Hayaşa-Azzi, İşuwa, Mitannı, Nuhaşa, Amurru'da yaşayanlar kimlerdi, Alaşiya neresiydi? Aranzah (Aran cah) Diçle, Purantı (Puran cı) Fırat Nehirlerinin eski adları değil midir? Bunların ve başka yanlışların da üzerinde çalışarak açığa kavuşturulması sadece ilgililerine değil, bütün dünya bilim camiası ve kültür dünyasına önemli katkılar da bulunmuş olunmaz mı?



İlgi duyanlara Saygılarımla.

ST. 25 Aralık 2008



 

 

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Anket

E-Bülten Aboneliği