Lütfen bekleyin..
DOLAR
istanbul
28°
16 Temmuz 2018, 17:03

Kopsirgen Orhan

KOVALCA KÖYÜ (BİBERD KIT)

10 Şubat 2014, 09:39

KOVALCA KÖYÜ (BİBERD KIT)

Kovalca (Biberd) köyü Eskişehir iline 41 km. Bozöyük ilçesine 7 km uzaklıkta bulunan bir Abaza (Aşuwa) köyüdür. Köy halkı 1859 tarihinde Karaçay-Çerkesk Özerk Bölgesi’nde bulunan Biberdkıt (Bugünkü adı, Albırğan) adlı köyden göç edip önce İstanbul’a sonra bugünkü Kovalca köyüne yerleşmişlerdir. Köyün kurucu sülalesi Biberd ailesidir.

Apsuwalar, Karaçay Çerkesk Özerk Bölgesi’nde yaşayan Abazalara Aşuwa adını vermişlerdir. Dağların doğusunda ya da düzlükte yaşayanlar anlamına gelmektedir. Aşuwalar da iki kısma ayrılmaktadır: Aşkarawa-Altıkesek=Bezhağ=Tapanta.

Şkarawa (Dağlar bölgesinde yaşayan) Tapanta (Asetinler böyle isimlendirir, anlamı düz ovada ya da düzlükte yaşayanlardır) -Altıkesek (Karaçay dilinde altıya bölünmüş halk ya da kabile anlamına gelir) Bezhağ (Kabartayca sayıları az değerli insanlar anlamına gelir). Tapanta Aşuvawaları’nın altı beyi vardır. Bunlar: Biberd, Cantemir, Darıko, Koça, Kılıç ve Lo’dur. Karaçay-Çerkesk Özerk Bölgesi’ndeki Biberd Köyü aynı yerindedir. Ancak Kovalca Köyü 70 hane olarak gelmiş ve bugün köyde maalesef üç hane kalmıştır. İnsanın içini Sızlatan bir olgu… İster inanın ister inanmayın sadece üç hane… Bekli de bu üç hane de bu yazının hazırlandığı tarihte köyü terk etmiş olabilirler… Bu köy halkından olan büyüklerimizden biri;

Aziz Meker’dir. Kısaca yaşam öyküsünü aktarayım.

Aziz Meker, (d. 1877) - (ö. 1941, Ankara, Türkiye), Türk siyasetçi.

Kuzey Kafkasya'da bugünkü Karaçay-Çerkesk Cumhuriyeti'nde bulunan Biberdkuace köyünde 1877 yılında doğdu. Abaza kökenlidir. İlk eğitimini burada ve Batalpaşinsk (Çerkesk) köyünde yaptı. Ailesinin Türkiye'ye göçerek Eskişehir yöresine yerleşmesinden sonra 1889 yılında İstanbul Sultanisi'nde okudu.

Daha sonra Fransa'ya giderek tarımcılık eğitimi gördü. İstanbul Halkalı Yüksek Ziraat Okulu'nda öğretmenlik yaptı. Kafkas göçmenlerini oluşturan "Çerkes Teavun Cemiyeti" ve "Şimalî Kafkas Cemiyeti" ile "Kafkasya İstiklâl Komitesi" gibi kuruluşlarda aktif görevler aldı, konferanslar verdi, broşürler yayınladı.

I. Dünya Savaşı sırasında Tuşa Fuat Paşa'nın başkanlığındaki bir Kafkas kuruluyla Avrupa'ya giderek Viyana, Berlin, Lozan vb. merkezlerde bu komite adına ve Kafkas davası lehine temaslarda bulundu. Çeşitli devlet adamlarıyla ve bunlar arasında Cenevre'de sürgünde bulunan Lenin'le görüşmeler yaptı. Mondros Ateşkes Antlaşması sonra Anadolu'ya geçerek Anadolu ihtilalinin saflarına katıldı. TBMM tarafından Sovyet Rusya'ya gönderilen elçilik heyetinde başkâtiplik olarak görevlendirildi. 1923 yılında Ankara'ya dönerek Ziraat Okulu'nda öğretim üyeliği ve Ziraat Enstitüsü Başkanlığı yaptı. 1932 yılında ise Tarım Başkanlığı Müsteşarlığını yaptı Abazaca,Türkçe,Rusça,Fransızca, Almanca biliyordu. Batık Köyü’nün başka meşhurları ise; Türkiye’nin ilk yarış atı yetiştiricilerinden olan Karaşey Yusuf Bozkurt (Topal Yusuf) ve Alim Bozkurt bu köylü olup yetiştirdikleri atlar uzun yıllar mahalli ve ulusal yarışlarda çeşitli dereceler almışlardır. Daha sonra yarış atı yetiştiriciliğini Remzi Bozkurt devralmış olup ulusal çapta çeşitli başarılara imza atmıştır.

Köyün ilk kuruluşunda köyde bulunan sülaleler; Karaşey (къаращей), Kablah (къаблах1), Tebuş (тебуш), Şarmet (шармат), Duğ (дуг1в), Ağu (Aг1ву), Bekbulat (бекьбулат), Albot (Албот1), Kam (к1ам), Çupa (чупа), Dal (дал) Bıc (быджь) Meker (мекьер), Talustan (талустан), Kılıç (къылыч), Daş (даш), Bala (бала), Bibard (бибард), Karden (къардан), Şoğur (шог1вур), Haceney (х1адженей), Agır (Агыр), Şererif (щерериф), Nır (ныр), Tabis (табис), Çegerya (чегерйа) Mamuh (мамух1в), Akayba (Акайба).

Not: Tarihi bilgililerin bir kısmında Wikipedia’dan faydalanılmıştır.

KARAÇAY ÇERKESK ÖZERK BÖLGESİNDEKİ BİBERD KITLAR (ALBIRĞAN) KÖYLERİ

İncig nehrinin sağında kurulmuş olan bu köy İncik Lo Kıt köyüne çok yakındır. Köyde ilk ve ortaokul, çocuk kreşi ve cami vardır. İncik Lo Kıt köyü ile ortaklaşa kullandıkları Kültür merkezleri vardır. Nüfusu 1997 yılı sayımlarına göre 1796 kişidir. Köyde yaşayan başlıca aile (sülale) adları şöyledir:

Agaça (Агача), Aysan (Айсан), Abaza (Абаза), Aji (Ажьи), Agir (Агьир)

Bağ (Багъ), Bıc (Быджь), Blinaw (Блинау), Bar (Бар), Brat (Брат), Bayramukul (Байрамкъвыль), Bıko (Быкъва), Ğanşoko=Kanşoko

(Гъаншвокъа=Къаншвокъа), Gogua (Гвагва), Gumjaç (Гымжач1),

Gerger (Гьаргьар), Cbab (джьбаб), Cançor (Джьанчор), Dakum (Дакъвым),

Cgotan (джьгватан), İwan (йуан), Kam (К1ам), Kadıj (Къадыжв), Kenca (Кьаджьа), Kurçır (К1вырчыр), Ksal (Късал), Kablah=Kıblah (Къаблах=Къыблах), Koç (Къвач), Kık (Кьык1), Kumuk (Къвымыкъв),

Kalmıkh (Къалмых), Kadağaz (Къадагъаз), Kopsirgen (Къвапсыргьан)

Kuaş (Къваш), Lamko (Ламкъва), Mkhtsı (Мхцы), Msroko (Мсрокъва),

Mussa (Мусса), Meremkul (Meремкъвыль), Mamkhağ (Мамхаг1),

Hakoh (Х1ак1вахв), Napıc (Напыджь), Naşa (наша), Napş (Напщ),

Waz (Уаз), Pşmaho (Пщмахва), Pafır (Пафыр), Tobıl (Тобыль),

Tuk (Т1ык1в), Urım (Урым), Wnajır (Унажвыр), Xırtsıj (Хырцыжв),

Xoc (Х1ваджь), Khbi (Хвби), Haçakız (Х1ачвакьыз), Hakurin (Х1ак1врин),

Haratoka (Х1аратокъва), Tsamba (Цамба), Şkhay (Шхай), Şıbzıkho (щыбзыхва), Şay=Kurcır (Шай=К1вырджьыр), Şhagoş (Шх1агващ),

Şarmat (Шармат), Fisiç (Фисич).

Sonuç olarak köyde 64 sülale ve 438 aile yaşamaktadır. Her ne kadar 1997

sayımlarına göre köy nüfusu 1796 kişi ise de bu günkü tarih itibariyle

2000’i aşmıştır kanısındayım. Bu arada Tarihi bir gerçekten sahsedelim

Memlüklerin Son sultanları Kansu Gavri ve yeğeni Tomanbay BİBERD

sülalesindendir.

Kansu Gavri ya da Gansu Gavri tam adiyla El-Eşref Kansu el-Gavri (d. 1440-ö. 1516), Memlük Sultanı. Burci Hanedani'ndan olup 1501-1516 yılları arasında Memlük hükümdarlığı yapmıştır. Memlük Devletinde hükümdarlar, birbirini takip eden iki hanedandan seçilmiş olup, bu hanedanlar Memalik-i Bahriye ve Memalik-i Çerakise (Burci)'dir. Kansu Gavri Çerkes asıllıdır. O dönemin kaynaklarında hiç Arapça bilmediğinden de söz edilir. Kansu Gavri okuyabilmek için Arap Edebiyatının klasiklerini tarihte ilk kez Türkçe'ye çevirmiştir. Sultan'ın Türkçe yazdığı bir şiir divanı da bulunmaktadır.

Kendinden önce Memluk Sultanı olan Al-Adil Sayf ad-Din Tüman bay I saklanıp kaybolmasi ile Çerkes Memlûklu emirler yeni bir sultan aramaya koyuldular ve ancak bir hafta kadar sonra El-Ashraf Kansu al-Gavri'nin üzerinde anlaştılar. El-Eşref Kansu al-Gavri bir Cerkes asıllı kölemen idi ve köle olarak Sultan El-Eşref Sayfaldin Kayıtbay'in hizmetindeydi. Kırk yaşına geldiği zaman bir Memlûk rütbesi olan "Onların Emiri" oldu ve serbestisini kazandı. Sonra yeteneğine bağlı olarak çok çabuk ilerledi Tarsus, Halep ve Malatya'ya Memlûk valisi oldu; "Binlerin emiri" rütbesi verildi; Memlûk Sarayı'nda saray nazırı ve Baş Vezir oldu. Sultanlığa aday olarak kabul edilince, önce bu görevi almak istemedi. Fakat nufûzlu emirler israr ettiler ve kendisine sadakatle hizmet edeceklerine dair yeminler ettiler. En sonunda Kansu Gavri 1501de Memluk Sultanığını kabul ettiginde 60 yaşında bulunmaktaydı. Fakat hala aklen ve fiziksel olarak zindedeydi; kendi fikirleriyle ve hareketleriyle sert kararlar alabilmekteydi ve hiçbir Emirin, ne kadar güçlü olursa olsun, kuklası olmamıştır.

Tahta geçince ilk önemli icraatı, her Memlûklu hükümdarı gibi, daha önceki Sultanın taraftarlarının elimine edilmesi ve kendi taraftarlarının devlet ve ülkenin en önemli görevlerine atanmaları oldu. Eski Sultan taraftarları tahta zarar verirler diye araştırıldılar, yakalandılar, tutuklandılar veya ülkenin merkezinden uzak taraflarına sürgüne gönderildiler ve bütün malları müsadere edildi. Buna karşılık Kansu Gavri'nin yakın taraftarlarının köleliklerine son verilip azat edildiler, sarayda ve ülkede ileri devlet görevlerine atandılar. Tuman Bay I saklandığı yerden yeni rejime karşı komplolar planlamaktaydı. Fakat Kansu'nun Sultanlığı ele almasından birkaç ay sonra ihanete uğradı. Fakat Kansu Gavri'nin kendisi bu sabık sultanı ele geçiremeden, kendi saltanatı zamanında idam ettirdiği bir Emir'in kölemenleri tarafından bulunup öldürüldü. Bu surette Kansu Gavri şahsen eski Sultanı öldürme ithamı altında kalmadı. Diğer taraftan, Tuman Bay I'in idam ettirdiği bir önceki Memluk Sultanı El-Eşref Canpolat'ın ölüsünün gömülmüş olduğu İskenderiye’den Kahire’ye getirilerek eski Memluk Sultanları’na uygun bir mezara gömüldü.

Kansu Gavri bundan sonra devletin maliye sorunlarına el attı. Hazine boştu. Kansu Gavri yeni çok ağır vergiler koydu. Bu birçok vergi yükümlüsünün 7-10 aylık gelirine eşitti ve dinsel kurumlar ve hayır kurumları bile bu ağır vergilerden muaf tutulmadı. Verginin tam toplanmasına ve vergi kaçırılmamasına çok önem verildi. Müslüman, Hristiyan ve Yahudi ayrımı olmadan bütün dinsel kurumlar şikâyete başladı. Kahire'de vergi tahsildarları taşa tutuldu; Şam Valisi bir vergi protestocusunun suikastine kurban gitti. Bu ağır vergiler iç ve dış ticarete büyük ayak bağları olmaya başladı. Yükseltilen vergilerden alınan miras vergisi dolayısıyla kimse ailesinden gelen mirası eline geçiremiyordu. Sultan'ın bir malî danışmanı kölelere vergi konulmasını savundu ve Sultan önce bu vergiyi uygun gördü. Fakat bu özellikle nüfuzlu Memluklular arasında o kadar büyük aksi tesir yarattı ki sonunda Sultan bu vergiyi uygulamaktan vazgeçmek zorunda kaldı. Fakat Sultan'ın zalim tabiatına uygun olarak, Sultan bu danışmanı işinden atmakla yetinmedi; onun dilini kestirdi; kırbaçlatıp dayak attırdı; giysisiz olarak bir deveye bindirtip şehir sokaklarında gezdirtti ve sonunda kendine atılan taşlardan ölmemiş olan adamı idam ettirip öldürttü.

Vergilerden elde edilen hâsılat önce kendini Sultanlığa getiren Memlûk emirlerine yeni, çoğu ülke dışından, bir sürü köle almasına harcandı. Sonra Sultan imar işlerine girişti. İskenderiye, Raşid ve diğer kaleler onartıldı. Nil Nehri kıyılarında su sistemlerini ve kanalları yenileştirildi. Kahire'ye kendi ismini taşıyan (Vékalet Al-Gavri) bir büyük cami, bir medrese, bir han, bir sebilden oluşan bir külliye yaptırdı. Kahire kalesinde yeni binalar yapıldı ve kalenin duvarlarının önü bağlık bahçelik yapılıp hatta Suriye'den getirilen çiçeklerle bezendi. Mısır dışında Mekke-Medine'de de büyük imar yapıldı: Hac için gelenlere su sağlamak için yeni suyolları yapılıp Kutsal şehirlerin su şebekeleri yenileştirildi ve Mekke'nin güzelleştirilmesi yeni binalar yaptırdı. Yeni vergilerin bir kısmı ise Saray'ın geliştirmesinde kullanıldı yeni mefruşat ve yeni kısımlar eklendi; ahırlara atlar ve arabalar alınıp takımları için büyük harcama yapıldı. Saray şairlerin, şarkıcıların, müzisyenlerin ve meddahların devam ettiği bir büyük kültür merkezi haline getirildi. Saray yetimlere, dullara ve fakirlere sadaka dağıtma yeri haline geldi. Sultan'ın kendi ve etrafındakilerinim giyimi kuşamı ve kullandıkları mallar herkesin diline destan oldu.

Memlûklu Emirleri arasındaki ilişkiler daha önceki hükümdarlar zamanlarına nazaran daha uyuşumlu olarak geçmeye başladı. Buna rağmen iki defa özel törenle Memlûklu emirler Kansu Gavri'ye sadık kalacaklarını Kuran üzerine yemin ettiler ve Sultan Kansu Gavri de hiçbir Memlûklu emrine zarar vermeyeceğine Kur'an üzerine and içti. Süriye'de bedevilerin talan hücumları Suriye Valisi tarafından hemen önlendi. Mekke ve Yanbu arasında Hicaz'da çıkan anlaşmazlık ise Mekke Şerifi'nin yerinde müdahale etmemesi nedeniyle Kahire'nin destekleriyle bertaraf edildi

Tomanbay, (tam ismiyle: Malik ul-Eşref Tumanbay) (Arapça: طومان باى) (d. Halep 1473 – ö. Kahire 1517). Mısır Memlukluları'nın son hükümdarı (1516-1517). Sultan Kansu Gavri'nin yeğeni.

1516-1517 Osmanlı-Memlük Savaşı başlayınca Osmanlılar'la çarpışmak için ordusunun başında Suriye'ye giden amcasının yerine Kahire'de saltanat vekili olarak kaldı. Kansu Gavrinin Mercidabık Savaşı'nda ölmesi (1516) üzerine Malik ül-eşref ünvanıyla Memluk hükümdarı ilan edildi.

Mısır'ı savunmak için gerekli önlemleri almaya başlayan Tomanbay, 10.000 kişilik bir kuvveti Canberdi Gazali komutasında Gazze üzerine gönderdi. Ancak, Memluk ordusunu Han Yunus'ta karşılayan Osmanlı Vezir-i azamı Hadım Sinan Paşa Memlüklüleri büyük bir bozguna uğrattı (1517).

Daha sonra Sina Çölü'nü geçen Yavuz Sultan Selim komutasındaki Osmanlı ordusunun üzerine giden Tomanbay, yapılan Ridaniye Muharebesi'ni kaybetti ve kaçtı (22 Ocak 1517).

Ancak bir süre sonra çevresine topladığı 10.000 kişiyle Osmanlı egemenliğine giren Kahire'yi bir gece baskını sonucu ele geçirmeyi başardıysa da bunun üzerine yapılan şiddetli sokak savaşlarıyla kent yeniden Osmanlı tarafından geri alındı.

Kaçan Tomanbay yakalandı ve 15 Nisan 1517'de Kahire kale kapısında asılarak idam edildi. Böylece 267 yıllık Memlük Sultanlığı yıkıldı. Suriye ve Mısır topraklarına Osmanlılar egemen oldu.

Not: Tarihi bilgililerin bir kısmında Wikipedia’dan faydalanılmıştır.

KARAÇAY ÇERKESK ÖZERK BÖLGESİ ABAZA HABLE (BİBERD=ALBIRĞAN) KÖYÜ

Bu köy 1925-26 yıllarında Albırğan Köyü’nden ayrılan Abazalar tarafından kurulmuştur. Köyde ilk ve ortaokul ve çocuk kreşi, sağlık hizmetleri veren kuruluşlar vardır. Bu köyde yaşayan ailelerin sayısı 1997 sayımlarına göre 391 kişidir. Ancak bugünkü tarihe göre bu sayının artığı ve en az 450-500’e ulaştığı tahmin edilmektedir. Köyde yaşayan başlıca sülaleler şunlardır: Karma (Къарма), Tlastankul (Тластанкъвыл), Kemket (Кьемкьет), Malhöz (МалхIваз), Çaçır (ЧIвачIвыр), Cbab (Джьбаб), Abaza (Абаза), Şkhay (Шхайы), Meremşua (Меремшва), Vurım (Урым), İvan (Йуан), Kulbek (Къвылбакь), Kuj (КIвыж), Cut (Джьут), Tlabıçe (Тльабыча), Khağ (ХъагIв), Kam (КIам), Nakuah (НакIвахв), Acbek (Аджьбакь), Uşa= Umar (Уша=Умар), Mudar (Мудар), Tşmakh (Тщмахв), Tobıl (Тобыль), Karden (Къардан), Kabard (Къабард), Cenıkua=Canıkua (Дженыкъ=Джаныкъ)

KARAÇAY ÇERKESK ÖZERK BÖLGESİ TAPANTA (BİBERD=ALBIRĞAN) KÖYÜ

Bu köy 1925-26 yıllarında Albırğan Köyü’nden ayrılan Abazalar tarafından kurulmuştur. Köyde ilk ve ortaokul ve çocuk kreşi, sağlık hizmetleri veren kuruluşlar vardır. Bu köyde yaşayan ailelerin sayısı 1997 sayımlarına göre 401 kişidir. Köyde yaşayan başlıca sülaleler şunlardır:

Tıku (ТIыкIва), Meremkul (Меремкъвыль),  Koç (КIьачв), Tobıl (Тобыль),  Nehuş (Нахвышв), Şhaguaş (ШвхIагващ), İvan (Иуан), Taur (Тауыр), Azar (Азар), Bic (Биджь), Gogua (Гвагва), Kalmıkh (Къальмых), Khtur (ХтIууыр), Degune (Дагвын), Kurçır (Къвырчыр), Kadıj (Къадыжв).

Kopsirgen Orhan Baran

 

 

 

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Jiy Zafer Süren
1600 gün önce
Sayın Kopsirgen,
Apsuaların Kuzeyli Abazalara ayırmaksızın Aşuva dediğini herkes biliyor bu sorun değil ki,
Aşuva, Apsua,Sadz(Çiget ve Aşkaruva grupları hep ayrı sayılır, adlandırmalar ise herkese göre farklıdır. Ama bu Aşkaruva halkının yok olduğunu veya Auşa ve Aşkaruaların Apsua olduğu anlamına gelmez, Ayrımlar şive farklarına göre dört ana gruptur, hepsi ayrı dört gruptur amma ortak ad Abaza'dır. Burada da Rusların yaptığı gibi Abhaz ve Abazin diye ayrılmak hoş mu sence?
Güneyden kuzeye, kuzeyden güneye göçler hep olmuştur. Bu Abaza gruplarının eskiden beri kuzeyde var olduğu gerçeğini değiştirmez. Gürcü ve Rus tezleri bizim doğrularımız olamaz.
Kopsirgen Orhan
1604 gün önce
Sevgili Yaşba Amgal,
Eskişehir köylerini gezerken bize rehberlik eden Tamby ailesinden bir abimiz köyün kenarına kadar bizi getirip karşıdan köyü gösterdi. Bu köyde dil bilmeyen, sülaleri de şüpheli olan 3 ailenin bulunduğunu söyledi, bu yüzden 70 hanelik köyün içine girme gereği duymadık. Sülale isimleri şüpheli olduğu için yanlış bilgi vermek istemem.
Kopsirgen Orhan
1604 gün önce
Sayın Zafer Süren ve Ömer Keleş,
Yukarıda yapılan adlandırma bugünkü tarihi gerçeklere dayanmaktadır. Bugün Abhazya’da herhangi bir Apsuva’ya Karaçay Çerkesk’teki Abazaları nasıl adlandırdıklarını sorduğunuzda vereceği cevap Aşuva’dır. Bunun yanı sıra Abhaz araştırmacı Ömer Beygua’nın bizzat bana anlattıkları, ayrıca Karaçay Çerkesk’te yaşayan Aşuva tarihçi Thaytsuk Mikhail’in araştırmalarına dayanarak aktardığı bilgilerdir. Ayrıca Murat Papşu’nun Nart Dergisi’ne yazdığı bir yazıda şöyle demektedir: “Abazaların kendi içindeki adlandırmalar da ayrı bir konudur. Kendilerine verdikleri “Apsuva” adı Kuzey Kafkasya'daki Abazalarda, özellikle Tapantalarda yoktur; kendi dillerinde kendilerini yine “Abaza” olarak adlandırırlar. Apsuva adı muhtemelen zamanla kaybolmuştur; Aşharuvalarda ise son zamanlara kadar korunduğuna dair izler vardır. Abhazya'daki Abazalar (Apsuvalar) Kuzey Kafkasyalı soydaşlarını topluca “Aşuva” diye adlandırır. Türkiye'de ise bu konuda bir karışıklık var. Orta Anadolu'daki (özellikle Uzunyayla'da) Aşharuvalar kendilerini Aşuva saymazlar, sadece Tapantaları Aşuva kabul ederler. Muhtemelen Abhazya'dan kuzeye yerleşmeden önce kullandıkları terminolojiyi sürdürmektedirler. Kuzeyli Abazalarla Apsuvaların birlikte yaşadığı daha batıda ise (Eskişehir, Bilecik, Bursa) kullanım farklıdır. Burada ‘Aşharuva' bir topluluk adı olarak bilinmez; Apsuvalar dışındaki bütün Abazalar ‘Aşuva'dır.” Daha fazla bilgiye her zaman açığız, lakin burada verilen bilgiler de kaynaklara dayanarak yazılmıştır. Saygılar
Jiy Zafer Süren
1617 gün önce
Sayın Kopsırgen, Aşkaruvalar Aşuaların bir kolu değil Abazaların dört kolundan birisidir. Bakınız Ş,İnalipa
ömer keleş
1617 gün önce
Orhan bey bildiklerimizi alt üst etti.Aşkaruwa ları da Aşuwa yaptı.Ben hiç duymamıştım Aşkaruwanın Aşuwa oldugunu.Ben Alaca-Gökören köyündenim,Orhan bey iyi bilir köyümüzü ve konuştugumuz lehçeyi.Konuyu vuzuha kavuşturursam memnun olurum.
Amgal
1617 gün önce
Orhan abi Kovalcada (Bekli de bu üç hane de bu yazının hazırlandığı tarihte köyü terk etmiş olabilirler ) dediğiniz hanelerin sülale isimlerini biliyormuydunuz acaba
Yazarın Diğer Yazıları
427 gün önce
1235 gün önce
1300 gün önce
İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
medi
haceri, simya , naturel , dogal , urun , organik sampuan , organik sivi sabun, organik dus jeli , organiMilliSavunmaYusufoğlu Makina ve Kalıp Sanayi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=