Lütfen bekleyin..
DOLAR
istanbul
21°
16 Ekim 2018, 07:43

Av. Rahmi Tuna

14 AĞUSTOS 1992 “COĞRAFYA'DAN VATANA”

14 Ağustos 2013, 12:34

            Bu gün bağımsızlığını elde etmenin hemen arkasında anayasal bir şekilde kendisine bağlanmış olan, ancak etniksel ve kültürel yapı ve tarihsel konumu ile özel bir duruma sahip bulunan Abhazya'ya bütün statü özelliklerini yok etmek üzere saldırarak, “Gürcü-Abhaz Savaşı”nı fiilen ve tarihsel olarak Gürcistan başlatmıştır.

            Sebepler üzerinde çok şey söylenebilir. Ancak, kısaca ifade etmek istersek Gürcistan Cumhuriyeti'nin politik stratejisinde Abhazya gibi Güney Osetya gibi ayrı halklara siyaset anlamında özerklik verme, kültürlerini ve kimliklerini bağımsız olarak tanıma  ilkelerinden Gürcistan'ın tamamen vazgeçmiş olması yatmaktadır.

            Bu savaşı hiçbir şekilde Abhazlar başlatmamıştır. Ne var ki savaşı kazanan Abhazlar ve Abhazya halkı olmuştur. Abhazya halkının bu gününü anarken birkaç önemli nokta üzerinde durmak istiyorum.

            Bu savaş her şeyden önce Abhazya ve Abhazya halkı için psikolojik anlamda ”COĞRAFYA'DAN VATANA” geçişin bir başlangıcı olmuştur. Zira bu savaşın sonucunda tarihsel ve kültürel olarak Abhazya halkına ait olan, fakat siyasal anlamda başka devletlere bağlı kalmak zorunda bulunan Abhazya coğrafyasının siyasal ve hukuki anlamda bir vatan olma sonucu oluşmuştur.

            Bilindiği üzere tarihsel olarak bakıldığı zaman, siyasal kültürün en nihai hedeflerinin başında gelen hukuki anlamda pozitif olarak devlet olma niteliğini kazanmaktır. Abhazya halkı bu savaşın sonucunda bu niteliği kazanmıştır.

            Uluslar arası hukuka göre bağımsızlığını kazanan bir devletin tanınıp tanınmaması da hiçbir şekilde kurucu bir unsur değildir. Çıkar ve menfaatlere göre zamanla her devlet bu devleti tanıyacaktır. Nitekim 1998 tarihinde komite'de görevli iken yazmış olduğum “Abhazya Devlet midir ?” kitapcığının sonucunu “Abhazya hukuki anlamda bir devlet olarak doğmuştur.” cümlesi ile bitirmiştim.

            Abhazya savaşına yapısal olarak bakacak olursak şu özellikleri görebilmekteyiz.

           1- Gürcistan Cumhuriyeti Abhazya Savaşını neredeyse bir-iki günlük mücadele ile kazanabilir umuduyla başlatmıştır.

            2- Abhazya'dan gelen her türlü siyasi, hukuki ve kültürel teklifleri ırkçı bir yaklaşımla ret etmiştir. Bunun sonucu olarak taraflar arasında herhangi bir barış sağlanması mümkün olmamıştır.

            3- Gürcistan yeni bağımsızlık kazanmış ve bir anlamda Rusya'ya karşı Batıya yönelmiş bir cumhuriyet olarak siyasi, askeri ve psikolojik desteği almanın verdiği öz güvenle bu savaşı başlatmıştır.

            4- Savaşın başladığı tarihte taraflar arasında askeri anlamda büyük bir  güç dengesizliği mevcut idi, fakat Gürcistan'ın hesaplayamadığı çok önemli bir başka güç vardı.  O güç de Abhazya halkının tarihsel, kültürel ve politik kimlik açısından teslim olmama gibi bir zihniyete sahip olmasıydı.

            5-Savaş her haliyle öncelikle bir işgal harekatı olarak başlamıştır.  Amaç da bu toprakları kayıtsız ve şartsız olarak Gürcü toprağı haline getirmek ve üzerinde başka bir halkın varlığına son vermekti. Ancak bu başarılamadı.

            Bunun üç  önemli nedeni vardı: Birincisi Abhazya halkının böyle bir mücadeleyi psikolojik olarak verebilecek bir güçte olması.  İkinci olarak bütün Kafkasya halkının ve diasporanın kayıtsız ve şartsız  Gürcistan'a karşı Abhazya'yı desteklemiş olması. Bu destek fiilen ve askeri güç mahiyetinde sağlandığı gibi politika olarak,  moral olarak, hiçbir taviz verilmeden Abhazya'nın yanında Kuzey Kafkasya halklarının  ve diasporanın yer almış olmasıydı.

            Moskova'da yapılan 3 Eylül Ateşkes Anlaşmasında gösterilen bu politik, moral ve askeri desteğinin şeklini, boyutlarını kendi gözlerimle görerek, kulaklarımla işiterek şahit oldum. Çünkü o gün Moskova'da ben de diasporayı temsilen bulunuyordum.

            Üçücüsü de önemli bir faktör olan Rusya'nın gerek politik,  gerekse askeri anlamda Abhazya'yı ciddi olarak desteklemesidir. Belki bu destek savaşın belirleyici bir unsuru haline gelmiştir de diyebiliriz.

            Burada bir noktaya temas etmek istiyorum. Bu gün olayları yorumlarken veya olaylara bakarken çok ciddi anlamda kendi kendini beğenmiş, bir diğer şahsın fikrine ve varlığına, hatta bilgisine itibar etmeyen yanlış bir öz güvenle hareket edildiğine şahit olmaktayız. Ayrıca, olaylara ve problemlerimize bakışta bu yanlış öz güvenin sonucu olarak kin, nefret ve düşmanlığa varan bir anlayışla hareket edilmektedir. Tabii olayların böyle yorumlanması bizi yanlışlıklara götürmektedir ve götürecektir.

            Stratejik olarak baktığımızda enerji koridorlarının geçiş noktasında Suriye, Irak, İran ve Kuzey Kafkasya vardır. Bu geçiş yollarının kesişme yerinde de özellikle Kafkasya bulunmaktadır. Biz istesek de istemesek de stratejik sebepler ve savaşlar bu gün bu kesişme noktalarının ele geçirilmesi amacına dayanmaktadır.

            Gürcistan Batı için bu kesişme noktalarının önemli bir uç noktasını teşkil etmektedir. Ancak Abhazya da bağımsız bir devletin kurulması ve bu desteğin de Rusya'nın stratejik ve hukuki anlamda desteği ile oluşması, Gürcistan'ın uç nokta olması durumunu bölmüş, hatta stratejik olarak değer kaybetmesine neden olmuştur. Buna karşılık da Abhazya çok önemli coğrafi ve stratejik bir önem kazanmıştır.

            Sonuç olarak günümüzde politik değerlendirmeleri yaparken bir takım iddialarla varlığımızı sürdürme politikalarını belirlerken, umarım ki bilgiye,  tarihe ve uluslararası stratejik konumlarda devletlerin daima çıkar ilişkileri ile hareket ettiklerine bakarak, daha akılcı, daha birleştirici, daha doğru bir yöntemle bir çalışma yaparız. Bunu yapmaya  mecburuz. Aksi takdirde ne olacağımız açıkça bellidir.

            Temennim başta Abhazya olmak üzere bütün Kafkasya coğrafyasının “COĞRAFYA'DAN VATANA”  ilkesine ulaşması,  hak ve kimliklerinin buna göre korunabilmesini sağlamış olmalarıdır. 

 

 

Avukat Rahmi TUNA

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
medi
haceri, simya , naturel , dogal , urun , organik sampuan , organik sivi sabun, organik dus jeli , organiMilliSavunmaYusufoğlu Makina ve Kalıp Sanayi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=