Lütfen bekleyin..
DOLAR
istanbul
18°
25 Nisan 2018, 09:30

Mahinur Tuna Papapha

ANIXA

14 Temmuz 2013, 12:17

ANIXA.

4 Eylül 2012, 22:36

NIXA

LIXNIX (LIXNI NIXA)

Lıknı Mabedi

Yazan: K.S. ŞAKRIL

Çeviren: Papapha Mahinur TUNA

Kaynak: İzvestia-Adırrakua 1980, Tiflis,S.1X

S.116-119

 

Abhazya'da her köyün bir ibadet biçimi ve bir mabedi vardır. Gudauta Bölgesi'ne bağlı Lıxnı Köyü'nün kendine özgü bir mabedi vardır. Lıdzaa ve Durıpş mabedi de aynı kategoride ve aynı güçtedir. Hatta bu mabutların birbirleriyle görüştüklerine inanılır. Halkın söylencelerine göre bunlar birbirlerine gidip gelirlermiş. Lıxnıx, Lıdzaanıx ve Dıdrıpş mabedlerine giden bu mabudlar giderken etrafa ışık ve ateş saçarlarmış. Gördük diyenlerin anlattıklarına göre bunlar giderken insanlar çok korkarmış.

Lıxnı mabedinin de diğer mabetler gibi bir rahibi var. Bu rahip Şakrıl ailesine mensup. Şakrıl ailesine mensup kişiler, diğer mabetlerde olduğu gibi herhangi bir zanlının suçunu tam olarak saptayamadıklarında, emin olmak için zanlıyı buraya getirip yemin ettirirlermiş. Zanlı burada kendini aklamak zorundaymış. Suçlu kişi, “Lıxnıx tuttu” diye bilinen en iyi rahipleri çağırıp kurban keserek kendini burada affettirmek zorundaymış. Bu ritüeli yöneten rahibin hakkı da ayrıca ödenirmiş.

Lıxnıx özellikle Şakrıl sülalesine aittir. O yüzden bu aile yılda bir kere burada ibadet eder. Bu ibadet Mşapı gününe yani Paskalya'ya denk gelir. Sabah kiliseden çıktıkları gibi kilisenin bulunduğu avluda Lıxnı mabedi olarak tesbit edilen yerde ibadet ederler.

Kilisenin avlusunda, kiliseden biraz uzakta, batıya doğru bir yerde toprağa gömülü kocaman bir şarap fıçıları vardır. Şakrıl ailesi bu fıçının başında toplanır dua ederler. Bu fıçı sadece şarap saklamak içindir, yirmi beş testi şarap alan bu fıçının başına toplanan Şakrıl ailesinin ritüelinde kurban kesmek yoktur, onlar buraya sadece dua etmek için toplanırlar. Bu duaya Abhazca “Anıhüara” denir.

Her yıl bu aileden biri bu görevi yerine getirir. Bu görevi sırayla üstlenen kişiler, şunları yapar:

Her şeyden önce görevi üstlenen kişi bu koca fıçıyı ağzına kadar kaliteli kırmızı Abhaz şarabı ile doldurmak zorundadır. Bir keçi kesilir, “axurdz” denen darıdan abısta (pasta-mamalika) yapılır. Ocak ateşinde pişirilen bol peynirli “açafü” denen çörekler ile “aşırdz” denen darı unundan yapılmış yuvarlak bir ekmek “kuakuar” veya kurabiye gibi bir şey hazırlanır.

Bunları hazırlamak Ahrıtsa'da yaşayan Şakrıl ailesinin görevidir. Lıxnı meydanının batısına düşen bu toprağa “Ahrıtsa “ denir.

Bütün Şakrıl ailesi bu ritüeli ortak yapar. Her hanede kaç erkek varsa onlar için iki veya üçer kova dolusu buğday unu, ona yetecek kadar taze peynir falan toplanır.

O yıl ritüel düzenleyecek olan kişi yarın “Mşapı” yani “Paskalya” ise o gün koca bir “xuarcın” bağlayıp bütün Şakrılları dolaşır, her haneye uğrayarak buğday unu ve taze peynir toplar. Mşapı günü henüz gün doğmadan “çafü” denen çörekler ve “kuakuar” denen ekmekler evde pişirilir, bir arabaya konarak sıcak sıcak dua yapılan yere götürülür. Keçi ve abısta (pasta) dua edilecek olan yerde pişirilir.

Bütün bu yiyecekler sıcacıkken, mis gibi hazırlanır. Mşapı günü kiliseden çıkar çıkmaz o ritüelin yapılacağı kutsal mekana yani şarap fıçısının bulunduğu yere gidilir.

Fıçı orada baş aşağı gömülü durmaktadır. Tepesinde “ağuçmakia” denen ahşap bir çubuk bulunur. Bu tahtanın üzerinde büyük bir taş durur. Ayrıca fıçının etrafı da taşlarla çevrilir. Fıçının çevresi önce yapraklarla kapatılır sonra taşlarla örülür.

Mşapı günü kiliseden çıkan bütün Şakrıl ailesinin erkekleri eksiksiz bir biçimde bu fıçının bulunduğu yere giderler. Kadınlar giderse olmaz. Orada hazırlanıp pişirilen keçi etinin üzerinde fındık ağacından yapılmış uzun bir şiş bulunur. Bu şişe kuakuar denen ekmek ile pişmiş keçi yüreği ve ciğeri takılır ve hazır bekletilir.

Halk kiliseden çıkınca ritüeli yapmakla görevli olan ev sahibi, bu genellikle ailenin büyüğü olur. Halkın arasında dolaşarak çağrıda bulunur. Oradakileri, Şakrılların mabedine davet eder. Buraya davet ettiği kişiler çoğunlukla sağlıklı kişiler olur ve onlar da bu daveti mutlaka kabul ederler. Papaz da orada görevini bitirmiş olduğu için bu ritüele katılabilir.

Bütün bunlardan sonra Şakrıl sülalesinden yaşça büyük ve de temiz, yani suç işlememiş, saygın biri rahip olarak seçilir. Onların seçtiği bu kişi ciğeri ve kalbi tutmakla görevlidir. Böyle seçilen kişiler ölünceye kadar bu görevi yerine getirmek zorunda kalırlar.

Bu rahip gidip şarap fıçısının başında durur, yüzünü güneşin doğduğu yöne döner. Burası Lıxnı kilisesine çok yakındır. Lıxnı kilisesini arkasına alarak durur. Sağ eliyle, üzerine kuakuar denen küçük ekmeklerin, pişirilmiş kurban ciğerinin ve yüreğinin takılı olduğu şişi alır. Sol eliyle de Şakrıl ailesinin erkeklerinin sayısı kadar mum tutar. Her aile evinde ne kadar erkek varsa o kadar sayıda mumu önceden hazır edip getirir. Bu mumlar da o sırada yakılmış olur. Rahip elinde yanan mumlar ve şiş olduğu halde fıçının başına gelir. Şarkıl sülalesinin bütün erkekleri de onun arkasından fıçının başına toplanır. Davet edilen konuklar ise biraz daha kenarda durur. Dua bitinceye kadar konukların Şakrıl sülalesinin arasında dikilmesi olmaz. Sadece bir kişi eline bir kadeh şarap alıp rahibin yanına gelir ve orada durur. Dua sırasında şarap fıçısının ağzı açık kalmamalıdır.

Bütün bunlardan sonra rahip yüzünü gökyüzüne dönerek elinde tuttuğu şeyleri de havaya kaldırarak dua etmeye başlardı ve şöyle der:

“Ey Şakrıl Sülalesinin tanrısı, her yıl olduğu gibi, bu gün buraya Şakrıllar cigerlerini ve yüreklerini alıp geldiler. Büyük, küçük, ayağına basabilen herkes sana diz çökmek için buraya geldi. Ey yüce Lıxnıx ! Sana yalvarıyoruz, her zaman yaptığın gibi bizden sıcak bakışlarını eksik etme, bizi koru ! Ailemize, bize yakışmayan, yaraşmayan bir şey yaptırma. Bilmediklerimizden ötürü bizi bağışla ! Sana yalvarıyoruz sıcak bakışlarını ve sıcak kalbini bizden esirgeme! Bizi şeytandan koru, hakkımızda kötülük düşünenlerden bizi koru ! Bizden kötülükle kan alma, zehirli ter akıtma, bizi kaza ve belalardan koru ! Senin altın tabanına kurban olalım. Sana yalvarıyoruz. Ayağını tutuyoruz. İnsanlarımızı koru, insanımızı çoğalt, soyumuzu arttır ! Her yıl büyük küçük kalabalık bir biçimde ayağını tutmak için gelelim. Başka bir sıkıntımız olmasın, bizi gözet, acı ve keder verme, sana hizmette kusur etmeden, sana hizmeti bize çok görmeden, huzuruna huzurla gelmemizi nasip eyle !..” diyen rahip sözlerini bitirdikten sonra herkes hep bir ağızdan “Amin!, tanrımız senin dediklerini kabul etsin !” derler.

Bu kez rahip yüzünü kiliseye döner ve şöyle söyler:

“Nan, Anana Ahkuajüduw” yani “Büyükanne, Büyük Kraliçe, Anana” sıcak bakışlarını ve sıcak kalbini bizden esirgeme, bizi kötülüklerden koru. Bize ayağını tutmaktan başka bir keder verme. Bunun için sana yalvarıyoruz. Altın tabanına kurban olalım !” der ve orada bulunanlar da hep bir ağızdan “Amin !” derler.

Sonra rahip konukların bulunduğu tarafa döner.

“Evlatlar, bu gün Şakrılların mabedine katılan değerli konuklar ! Hepiniz kendi tanrılarınızın şefaatine nail olun. Çok güçlü Lıxnıx'ın da şefaati üzerinize olsun. Seneye siz de biz de iyi günlerde görüşelim !” der ve orada bulunanların hepsi hep bir ağızdan amin der.

Daha sonra şarap fıçısının başında durarak dua eden rahip dua ettiği fıçıdan biraz şarap alır ve içer. Cigerin ve yüreğin tadına bakar. Bu kez rahibin eline üzerinde yaprakları bulunan bir fındık dalı tutuştururlar. Rahip üzerine dua ettiği şarap fıçısına bu dalı daldırır ve bu şaraplı dalı Şakrıl ailesinin erkeklerinin üzerine serperek onları kutsar. Daha sonra da üzerinde kuakuar denen ekmeklerin ciğerin ve yüreğin bulunduğu şişi eline alır ve onun üzerine de biraz şarap serper bunu yaptığı sırada da şöyle dua eder.

“Abriy Açbey Çaçbey yıkikia, yıçükia yırxigdzanı rızxara rçastsaandza çügiara hzaawımgan, çügiala şa halwımxın, zıyüala pıxdzı haluwımxın.” Yani “Bunu Açba ve Çaçbalara parçalayıp didikleyip doyasıya yedirinceye kadar bize kötülük verme. Kötülükle bizden kan çıkarma, zehirle ter çıkarma.” der, sonra elindekileri götürüp kilisenin duvarına ulaşabildiği bir yüksekliğe sıkıştırır. Daha sonra rahibin üzerine dua ettiği bu okunmuş kalp, ciğer ve çörekleri tüm Şakrıllara biraz biraz dağıtır, tadına baktırır.

Bu seremoni bittikten sonra, daha önce fındık yapraklarını yere sererek hazırlamış oldukları sofranın üzerine abısta (pasta) getirilip konur. Onun etrafına da üzerine oturabilecek cinsten taşlar dizilir. Şarabı sunan kişi dışında herkes bu taşların üzerine oturur. Et dağıtan kişi teker teker herkesin payını verir, ayrıca herkese birer dilim çörek verir. Çafü denen bu çörekler yendikten sonra şarap içilir ve yemek yenir. Bir ziyafet sofrası nasıl yönetiliyorsa bu ritüeldeki sofra da aynen öyle yönetilir. Rahip ayağa kalkıp orada bulunan kalabalığa dönerek:

“Evlatlar. Bu gün burada bulunan ev sahipleri ve konuklar ! Şu an temiz bir yerde, kutsal bir mekanda oturuyoruz. Burası bir tanrı mekanı . Onun ayağını tutacağımız yer. Burada büyük yiyecek, küçük yiyecek diye bir şey yoktur. Bir mabedde olduğu gibi, kutsal kurallar gereği tanrının bize layık gördüğü sofranın başındayız. İçeceğimiz var içebildiğimiz kadar içmek için.

Evlatlar sizin yerinize ben öleyim. Ev sahipleri ve konuklar, lütfen hepiniz istediğiniz kadar yiyin için ama şu kutsal mabedi elime alarak sizlere yalvarıyorum, size rica ediyorum. Bu kutsal mabedimize yakışmayacak bir söz söylemeden, birbirinizi kutsayın, birbirinize dualar edin, mabede değer vererek birbirinizi kırmadan sevgiyle dağılın, lütfen.” der

Bunu duyan ev sahibi ve konuklar adına konuşanlar şöyle der:

“Böyle bir şey kutsal mekana yaraşmaz. Böyle biri çıkarsa onu mabede veririz, ona burada tövbe getirtir, yemin ettiririz.” diyerek birbirlerini ikaz ederler.

Bu sofrada şarap yüzünden en ufak bir tartışma çıkarmadan, kadeh kaldırıp konuşmaları için birbirlerine ısrar ederler. Beş altı su bardağı şarap içen biri en ufak bir sorun yaratmadan buradan ayrılır. Yaşlılar ise “akuapey” denen kadeh dolusu şarabı bir solukta içmezlerse olmaz. Bu denli içtikleri halde en ufak bir yanlışlık olmaz.

Mabedden ayrılmalarına yakın Şakrıllar bir araya gelip seneye bu ritüeli kimin yapacağını tayin ederler. Bazen ufak tartışmalar, yanlış anlamalar ve sırayı şaşırmalar olur, bu olmasın diye bir yere not edecek değiller ya yine bir araya gelip yanlışı düzeltirler.

Fıçıdaki tüm şarabı içmezler, fıçıda epeyce şarap kalır. Bu kalan şaraptan 20 kadeh alacak büyük bir testi dolusu şarap mabede hizmetle yükümlü olmayan Şakrıllara her yıl değişimli olarak verilir. Her yıl bunu biri alır. Bunu alan kişi mabet şarabı diye çok değer verir eve gelen gidenlere bir kadeh tattırır. Bu içilirken “Çaanıbziyala ! Bir dahaki Mşapı'da sağlıkla buluşmak üzere!” diye dua edilir. Bunu içen kişi herkim olursa olsun daima ayağa kalkıp içmelidir. Oturarak içmek olmaz. Ayrıca kadeh başka bir mabedin adıyla değil de mutlaka Lıxnı mabedinin adıyla kaldırılmalıdır.

Şakrıl ailesine ait olan kilise bahçesindeki bu şarap fıçısından başka Şakrıl ailesine mensup olan her hanenin evinin bahçesinde Lıxnı şarabı diye böyle fıçılar gömülüdür. Onlar mabedden döner dönmez bir kuzu kesip çafü denen çöreklerle mabedte dua ettikleri gibi evde de dua ederler. Buradaki ritüele kadınlar yine dahil edilmez. Bırakın bu ritüele dahil olmak bu fıçıdan şarap bile alsalar olmaz.

Lıxnı mabedinin gücü konusunda şöyle bir söylenti vardır. Bir gün Lıxnı Meydanı'ndaki o büyük ıhlamur ağacının altında konuşmalar yapılırken yanlarına bir atlı gelmiş. Bu atlı ağacın altında oturan kişilere selam vermeden havalı bir biçimde atıyla avluya girmiş, ıhlamur ağacının altında oturan yaşlılardan biri buna çok üzülmüş.

“Ey yüce Lıxnı, bu münasebetsiz atlıyı daha ileri gönderme !” demiş.

Atlı atına haydi ! deyince kilisenin yanına varamadan atının ayağı kaymış, atın da adamın da kafası uçup gitmiş.

Anıxa: Sözcüğün etimolojik analizi yapıldığında “An” daxianu. “An-ı-xa” yani “annenin bulunduğu yer” veya “anne resminin asılı olduğu yer” gibi anlamlar çıkarılabilir. Abhazca tanrı sözcüğü de anne ile ilişkili bir söz olup “Ançüa”, “an-lıçüa “ annenin teni ya da silüeti gibi anlamlar içerir. Bu sözcüğün Ana tanrıça kültüne bağlı olduğunu söyleyenler de var.

Nıxa: Tapınak demek, aynı zamanda “yazılınan yer” anlamına geliyor. Bazıları da suçlulara yemin ettirilen bir yer olduğu için“nıx”- “hayır” ben yapmadım denilen yer gibi bir anlam ifade ettiğini söylüyorlar.

Anıhüa:Dua etmek, bayram yapmak.

Anıxapayü: Rahip, Anıxa'da yapılan ritüeli yürüten kişi.

Awaxuama: Kilise. Kilise rahipleri ayrı isimlerle anılıyor. Onlara “anıxapayü” denmiyor. Görevlerinin durumuna göre ve kilise diline yakın sözcükler kullanıyorlar.

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Murat c.bha
1655 gün önce
Yazık olmuş bizimkilere. Keşke hicret etselerdi bizim gibi. Şu traji-komik duruma düşmeselerdi
Sevgi Temgin
1740 gün önce
merhaba, Abhazya'da anıhüa kelimesini Nuh'un dini olarak çevirdiler bana. eski din nuh peygamberden geliyormuş yani.
Cengiz Gül
1746 gün önce
Teşekkürler, Aşuwa lehçesinde anıxa (nıxa) yemin anlamında kullanılır.
Yazarın Diğer Yazıları
492 gün önce
698 gün önce
813 gün önce
1199 gün önce
1262 gün önce
1522 gün önce
1853 gün önce
1876 gün önce
1890 gün önce
İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
medi
haceri, simya , naturel , dogal , urun , organik sampuan , organik sivi sabun, organik dus jeli , organiMilliSavunmaYusufoğlu Makina ve Kalıp Sanayi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=