Lütfen bekleyin..
DOLAR
istanbul
20°
26 Nisan 2018, 14:36

Mahinur Tuna Papapha

BİR ADİGE EFSANESİ

19 Aralık 2016, 14:47

Bir Adige Efsanesi

Derleyen: Gojba Ruslan

Çeviren: Papapha Mahinur Tuna

 

            Açıklama:

Adigeler (Kaberdeyler, Adigeler, Çerkesler)’in söylencelerinde sık sık “Kuşha Çip Abaza” diye bir tabire rastlanır. Mdayöylü Abhazların bir kısmından da böyle söz ederler. Adige dilinde bu deyimin anlamı “Kafkasyalı Aşüwalar”  ya da “Apsuwalar” demek. Kabardeyler ise sadece Mızımta çevresinde yaşayan Abhazlara değil tüm Kafkasya’daki Abhazlara böyle diyorlardı. Eski söylencelerin hemen hepsinde Abhazlar, Adigelerin en yakın akrabası olarak gösteriliyor. Onlar ne zaman dara düşse, yardımına koşan kardeşleri olarak anılıyorlar. Ben size böyle bir efsaneden söz etmek istiyorum. Bu efsanenin başka bir özelliği var. Bu söylencedeki kahraman, tarihte gerçekten yaşamış ünlü biri. 19.yüzyıl Kabardey tarihçisi filolog Şora Nogmov “Adige Halkının Tarihi” adlı kitabında Abhaz feodallerinin adından söz ediyor. Bunlar Abhaz hanedan aileleri olan Aşe-Açba ve Şaşe (Çaçba) prensleridir. Adige feodallerinin lideri olan İNAL’A nasıl destek verdiklerini anlatıyor. Bunları anlatan Musa Makov “Kuşha Çip Abaza”lardan söz ederken; Aşelerin “Açba”, Şaşelerin “Çaçba” olduğunu belirtiyor. Bu ailelerin tarihini iyi biliyorlar. Bu aileler Gürcü kaynaklarında Şervaşidze ve Ançabadze şeklinde kaydediliyor.

Abıdoka Aves tarafından anlatılan efsane şöyle:

                        “Eskiden Adigelere Frençler saldırmışlar. Bu Frençlere Ceneviz derlermiş. Onlar kıyılara, ovalara uygun olan pek çok yere kaleler kurmuşlar. Oradan Adigelere saldırıp duruyorlarmış. İnsanları tutsak edip, kötü muamele yapıyorlarmış. Hayvanlarını önlerine katıp götürüyorlarmış. Canından bezen Adigeler de onlara saldırıyormuş. Ama kalelerinin önünde onların yapacağı fazla bir şey yokmuş.  Çaxu-Kuban’ın güneyinde Karadeniz’e yakın bir bölge olup burada Adigeler yaşıyordu. Buraya gelen büyük feodal İnal- “Pşı İnal”ın annesi “Kuşha Çip Abazalar”dandı ve babası Aşe (Açba) ailesine mensuptu.

            İnal, çok akıllı, cesur bir savaşçıydı. O bütün Adige boylarını biraraya getirdi, “Kuşha Çip Abazalar”la  Adige boyları arasında dostluk ve dayanışma sağladı. İnal’ın üç oğlu vardı. Çamrıgu, Beslan ve Janı adını taşıyordu. O ikinci kez bir Aşüva-Abaza kadınla evlendi. Bu prenses Şaşe yani Çaçba sülalesindendi.

İnal Tatarlarla savaşıyordu. Tatarları İndil (Volga), Tini (Don) nehirlerinin ötesine sürerken  Şaşe (Çaçba) ve  Aşe (Açba) hanedanları da ona yardım etti. Adigeler ve Abhazlar birlikte savaşıyorlardı ama süvariler için kale duvarlarına karşı savaşmak çok zordu. İnal’ı ve onun yanında korkusuzca savaşan Abhazları gören Frençler içine sığındıkları kalelerden çıkamıyorlardı. Orada halktan çaldıkları, kendilerini yeterince besleyecek yiyecek vardı. Sonunda İnal’ın saldırıları sayesinde Adigeler kaleyi ele geçirdiler. Sadece Şüanı bölgesindeki kale hariç hepsini ele geçirdiler. Kalan Frençlerin hepsi Psıj’da toplanıp (Taberda Irmağı’nın Kuban’a karıştığı yer) tekrar saldırmaya karar verdiler. İnal da ordusunu alıp kaleye saldırıyordu. Her akşam Frençlerin kralı onu karargâhına davet ediyordu, yiyip içiyorlardı.

            Bir gün İnal düşmanı ile çadırında oturup içerken kraliçe Şaşe yani İnal’ın karısı çıkageldi. Onun güzelliği Frenç Kralı’nı büyüledi. Sahip olup olamayacağını sınamak istedi. Frenç kralı, İnal’a zorla bir şey yaptıramayacağını anlamıştı. Ama Adigeler bir ricada bulunduğunda, O’nun buna hayır demeyeceğini de biliyordu. Ne olursa olsun diyerek, Frenç bunu denemeye karar verdi.

-İnal Senden bir şey ricam var…

-Söyle nedir? dedi İnal.

-Güzel karını bana ver, ne istersen hepsini yaparım, dedi utanmaz adam.

Öfkeyle titredi büyük Feodal, yanında eşi, Kraliçe olmasaydı adamın kellesini anında uçururdu.

-İnal ! diye bir çığlık attı Kraliçe ve başındaki örtüyü hızla çıkarıp yere fırlattı. Ona hakaret eden kötü adama ne kadar öfkelense de Adigelerin kutsal geleneklerini bozmaya hakkı yoktu. Başı açık bir kadının önünde kılıcını kınından çıkarmak olmazdı. Prenses bir ay parçası gibi ışıl ışıl dikiliyordu. Böğürtlen gibi koyu siyah parlak gözleri, topuklarına kadar inen simsiyah saçları vardı. Hepsi onun güzelliği karşısında büyülenmişti. Bir süre hiç kimse kıpırdamadan baka kaldı. Sonra Frençlerin anlamadığı Abhazcayla konuşmaya başladı.

- Ver İnal, boşuna uğraşma! Frenkler yeter ki Adigelerin topraklarını terketsinler. Burada çok kalamazsın, ordunu alıp Abhazya’ya gitmeli, kardeşlerime yardım etmelisin. Onların güzel topraklarına musallat olan Romalıları püskürtmelisin. Bu işi bir an önce yapman gerek,  yoksa  Abhazya’yı, Abhazları yok edecekler. Abhazlar ve Adigeler kardeş değil mi?  Sana yeni bir eş bulabilirler. Ama kimse sana yeni bir vatan bulamaz. Onu korumak gerek.

Evet, o zaman “Kuşha Çip Abaza”nın da düşmanı çoktu. Denizin ötesinden geliyorlardı. Bu güzel, bereketli,  cennet toprakları ele geçirmek istiyorlardı.

İnal ise karısının sözlerini düşünüp dikiliyordu.  Sonunda Aşe (Açba) ve Şaşe (Çaçba)lara şöyle söyledi:

-Ülkemin en kötü zamanında bana yardım ettiniz.  Ben de elimden geleni gerektiği zamanda yapmalıyım. Eşimin sözlerine katılıyorum.

Adigeler, İnal’ın bu geniş yürekliliğine, kutsal borcunu ödemesine ve dostlarına gösterdiği sadakate hayran kaldılar ve hayretle karşıladılar. Onlar İnal’dan böyle büyük bir fedakârlık istemiyorlardı. Ama vatanlarının kaderinin kraliçeye bağlı olduğunu da görüyorlardı. Bu durum karşısında onlar da bu teklifi onayladı. İnal bunu anlayınca, Frenç’e Adigece şöyle söyledi.

            -Karımı sana vereceğim. Ama önce Adige topraklarını terk et !

Frenk düşündü ve sonra;

-Pekâla, biz gideceğiz! Yalnız, şöyle bir anlaşma yapalım, biz sizin topraklarınızı terk edinceye kadar siz de bize dokunmayın.

Bu konuda anlaştılar, anlaşmalarını bozmayacaklarına dair yemin ettiler. Frençler de ne yapsın, krallarının aşkı uğruna bu topraklardan vazgeçmek zorunda kaldılar. Adigelerin topraklarını terk edip gittiler. Onlar Psıj’ın sağ tarafındaki dereden gittiler. Orası Adigelerin toprağı sayılmıyordu. Oraya kadar Adigelerin yemini Frençleri korumuyordu. O yüzden İnal da Psıj’ı bir geçsinler, diye bekliyordu. Orayı geçer geçmez Aşa ve Beslan ordularını alıp peşlerine düştüler. O gece yetişip Ceneviz ordusunu perişan ettiler. İnal’ın karısını da geri getirdiler. İnal hiç beklemeden ordusunu alıp dağlardan aşağı, Abhazya’ya indi. İner inmez işgalcilerle karşılaştı. O daha önceden hazırlıklı olduğu için hepsinin hakkından geldi ve kayın pederinin ülkesini yönetmeye başladı. Adigelerin ve Abhazların güçlerini birleştirmeleri karşısında düşmanlar bunlarla başa çıkamayacaklarını anladılar. Gizlice hain bir plan uygulamaya karar verdiler. İnal, Aşe, Şaşe ve işgalcilerle mücadele eden diğer güçlerle barış yapmak için elçi gönderdiler. İnal kabul etti ve barış yapmak için şu ricada bulundu.

“Saldırganlar aldıkları toprakları geri versin. Ayrıca, savaş zararlarını ödesin.”

Düşmanlar kabul etti. Bunun şerefine bir ziyafet verildi. Burada işgalcilerin satın aldığı bir hain, İnal’a bir kadeh uzattı, içinde zehir vardı. Yiğit İnal oracıkta can verdi. Can verirken topraklarını oğullarının arasında böldü. Janı’da oturanlara Jane, Çangur’un topraklarına Çemguey, Beslan’a verdiği topraklara da Besleney diyorlar.

O zaman çok küçük bir nüfusa sahip olan “Kabard” bölgesi,  annesi Abhaz, yani Şaşa“Çaçba” olan İnal’ın küçük oğluna verildi. Abhaz yeğeni olan  Kabar’da ait bu topraklara da “Kabardey” dediler.  İnalın kemikleri “Kuşha Çip Abazaların” topraklarında gömülüdür. Onun mezarı kutsal bir mabet saylıyor. “Kabard”ı  Abhazya’da büyüttüler. O Kabardey topraklarına gittiğinde yetişkin bir delikanlıydı. Su gibi Abhazca konuşuyordu. Annesi gibi çok güzeldi. Babası gibi kuvvetli adamdı. Diğer Adige boylarına nazaran “Kabard” daha çok şan ve şöhret sahibi oldu. Yalnız tüm Adigeleri bir araya getirme ve bir elden yönetme gücüne sahip değildi. Epey uğraşmasına karşın başarılı olamadı. Bu yüzden onu sevmiyorlardı. Anne tarafından kardeşleri ona candan dost değildi.

Sözümü burada bitiriyorum. Benim söylemek istediğim  Pşı İnal’ın Adige ve Abhaz topraklarına yapılan saldırganları, güzel karısıyla birlikte  akıl gücüyle def etmesi.

İnal’ın oğulları “Kabard” dışında hiç biri için şarkı söylemeye değmez. Çünkü onlar Adige Birliği’ne  zarar verdikleri gibi Abhazları desteklemeyi de engellediler.”

___________________

 

*İnal Quba: Pşi İnal’ın mezarı Abhazlar tarafından Abhazya’nın Pıshüı bölgesinde bir tapınak olarak kabul görüyor.

Bu derleme “Apsnı Qapşı”  adlı gazetede yayınlandı.

 

NOT: Bu derleme dosyalarımı düzenlerken tesadüfen elime geçen bir mektubun içinde yer alıyordu. Mektup tarihçi Gojba Ruslan’dan geliyor. 10 Nisan 1975 tarihli.  Mektupta bu derlemeyi askere gitmeden önce yaptığını ama deşifre etmeye başladıktan sonra askere gittiğini, döndükten sonra tamamlayabildiğini yazıyor. Benden de Türkiye’de folklorik derlemeler yapıp kendisine göndermemi rica ediyor.

 1970 yılından itibaren Abhazya ile devamlı yazıştım.  O mektupları “Mektuplarla Abhazya” başlığı ile yayınlayacağım. Bu mektubu efsaneyi çevirmek için onların arasından ayırmışım ve önemli bir kısmını da çevirmişim. Şimdi tesadüfen bulup okuyunca tüylerim ürperdi. Tarih boyu ne sıkıntılar çektiğimizi, vatanın sürekli birileri tarafından işgal edilmek istendiğini ve vatanı kurtarmak için bazen bir insanın yapabileceği en büyük fedakârlığın yapılabildiğini. Kadınların da vatan kurtarma konusunda şu veya bu biçimde kendilerini feda ettiğini gördüm.

 Bu günlerde Suriye’de, özellikle Halep’de yaşanan o korkunç olaylara baktığımda; acaba vatanı kurtarmak, vatanda kalmak için savaşın dışında bir seçenek bulunabilir miydi?  Mülteci olmak yerine, ne pahasına olursa olsun vatanda kalınabilir miydi? Liderler daha fedakâr olamaz mıydı? Gibi sorular geldi aklıma. Bu efsaneyi sadece kıssadan hisse çıkarmak için değil aynı zamanda Pşı İnal gibi önemli tarihsel bir kahraman hakkında bilgi edinmek için de önemli buldum. Çeviriyi bitirip paylaşmak istedim.

Bu arada Pşi İnal hakkında başka derlemeler de olduğunu farkettim. Özellikle Kube Şaban’ın derlediği bir Ğıbze var elimde, Abzehçe ve Latin alfabesi ile yazılmış. Fahri Huvaj arkadaşıma rastladığım bir anda, bir kısmını ayak üstü ona çevirtmiştim ama henüz tamamlanmış değil. Yazının ikinci bölümünde Bu derleme ve diğer bilgileri de paylaşmayı düşünüyorum.  Adigelerin “Pşi İnal” dediği bu ünlü lideri Abhazların feodal boylarından biri olan  İnalyıpalar’la ilişkilendirenler var, o bilgilere de bir göz atmış oluruz.

 

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
699 gün önce
814 gün önce
1200 gün önce
1263 gün önce
1524 gün önce
1747 gün önce
1855 gün önce
1877 gün önce
1891 gün önce
İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
medi
haceri, simya , naturel , dogal , urun , organik sampuan , organik sivi sabun, organik dus jeli , organiMilliSavunmaYusufoğlu Makina ve Kalıp Sanayi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=