Lütfen bekleyin..
DOLAR
3,7700 % -1,14
istanbul
19 Ocak 2018, 02:44

Mahinur Tuna Papapha

Abhaz Feodal- Rus General

25 Mart 2016, 19:29

                                                               MAAN KATS (1)

 

Abhaz Feodal- Rus General

 

                        (Man Kats doğalı 230 yıl oldu, öleli 140 yıl)

 

                                                                                               Yazan: Anzor Mıkuba

                                                               Çeviren: Papapha Mahinur Tuna

 

            1844 yılında, o dönem için Abhazya'da sözü geçen bazı feodaller Rus Çarı II. Nikola’ya  bir mektup gönderdi. O listede Maan Kat (Kats Margania) da vardı. Çar bu mektubu okurken Maan Kats'ın adının yanına “Ben onu şahsen tanıyorum” diye not düştü.

            Maan Kats 1773 yılında Xuap (Khuap)  köyünde doğdu. Maanların Habriyıpaçüa boyundan Maan Baja'nın evinde dünyaya geldi. Baja hakkında çok fazla bilgi kalmadıysa da, Abhazya'nın 19.yy tarihinde oğulları Kats ve Hasan ile torunları ve kardeşleri Omar (Ömer) ve Bata'nın oğullarından çok iz kaldı. Bunların içinde en kendine özgü,  Abhazya’nın en zor günlerinde bir Abhaz deyiminde olduğu gibi  “zakuşüaşia zıxatsatsa”- “yerine göre yiğit” dedikleri türden biri vardı, adı bu gün de Abhazların dilinden düşmeyen Maan Kats.  Hiçbir eğitim görmemiş olmasına karşın General madalyası aldı. Kendisi bir Müslüman olduğu halde, Abhaz Devleti’nin geleceği için bir Hristiyan imparatorluğa hizmet etmekte bir sakınca görmedi. Abhaz Krallığı için çırpınan, insanların vatanlarını terk etmek zorunda kaldığı bir dönemde o vatanını terk etmeyen biriydi. 17 Kasım 1863 yılında 90 yaşında vefat etti(1766 doğdu-1866’da öldü diyen akrabaları var, M.T) Doğduğu yer olan Gudauta sahiline gömüldü.

            Gençliğinden beri Abhaz krallarına yakın biri olan Kats'ın Abhazya'nın içinde ve yakın çevresinde şahit olduğu pek çok olay vardı.

            Maan Kats'ın ölümünden 140 yıl sonra Abhazyalılar gibi Türkiyeli Abhazlar da ondan söz edebiliyordu.

            1988 yılında Türkiye'deyken Ahçıpsılı Abhazlardan, Wanaça sülalesine mensup bir yaşlı ile söyleşi yaptım ve kayda aldım. Konuşmacının söylediğine göre Abhaz Kralı Çaçba Keleşbey 'in ilk karısı Zapş-pha Maryam'dan  Aslanbey adında bir oğlu oldu. Maan-yıpa  Baja (yaşlı Wanaça öyle söylüyordu) (Bazı kaynaklarda “Bace” yazıyor, M.T) körpe bir geyiğin boynuzlarından tutup Sohum Kalesi'nde bulunan  kralın sarayına geldi. Aslanbey'in doğumunu kutlamak için armağanlar getirmişti.  Bunlar arasında “Aşüwa Laşü” denen on adet de at vardı. Keleşbey oğlunu geleneklere göre atalık için Apsuvalığı ile ünlü Sadz tavadlarına verirken,  o sıralarda henüz beşikte bir bebek olan Maan Baja'nın oğlu Kats'ı da “Axaazala” yani “birlikte büyütülen kişi” olarak gönderdi. Öyküyü anlatan yaşlının dediğine göre Samaxihuaaların büyüttüğü kralın oğlu Aslanbey 16 yaşına gelince,  giydirilip kuşatılarak, yüz tane at ve hizmetini görecek kişileri de ekleyerek, düğün-dernek yaparak prensi baba evine gönderirken Kats'a  da hak ettiği değer verildi. O günden sonra Kats “ahtınırpar” yani “saray delikanlıları”ndan biri sayıldı.

            Bilindiği üzere, 2 Ekim 1808 gününün akşamı Keleşbey  Sohum Kalesi'ndeki sarayında öldürüldü. Başında bulunduğu Abhaz Krallığı'nı bağımsız hale getirmek için çabalayan fakat bu amaca ulaşmasına fırsat vermeyenler, onu bu uğurda öldürdü. Keleşbey'i öldürenler, o yıl Ağustos ayında, onun yerine Dadyanların damadı Seferbey’i oturtmak için savaş çıkarttılar. Rus generaller ve Dadyanlar işbirliği yaptı. Migreller ve Samurzakanlı Gürcüler de onlara yardım etti. Hepsini toplayıp Abhazya'ya saldırdılar.  Zor kullanmaktan başka Abhazya'nın başına geçmenin mümkün olmadığını anlayan Dadyanların, Seferbey Çaçba ve Samurzakan Prensi Manuçar Çaçba adlı damatları bu orduya komuta ediyordu.

            O an Abhazya'nın başında bulunan Aslanbey bunlara karşı savunmaya geçti. Abhaz Ordusu denizden Sohum'a saldıran orduyu yendi.  Onların karşısına geçip savaştılar, yenilgiye uğrayanları püskürttüler.

            Bu olaylar sırasında Abhaz Ordusu’nun başında Maan Kats ve onun küçük kardeşi Maan Hasan bulunuyordu.

            Ama sonunda Çar’ın generalleri amacına ulaştı. 1810 yılının yaz aylarında İmeretlerden ve Migrellerden yardım alarak yeniden Sohum Kalesi'ne saldırdılar ve kaleyi ele geçirdiler. Abhazya'nın başına da Seferbey Çaçba'yı geçirdiler.

            Bu savaşta  da  Maan Kats, Aslanbey'in  sağ kolu olarak yanındaydı.

            Zaman içinde Aslanbey Abhazya'yı terk etmek zorunda kaldı. Ama Kats hayatı son derece büyük bir tehlike altında olmasına karşın Abhazya'yı terk etmedi.

            Seferbey öldükten sonra,  1821 yılında Aslanbey tekrar Abhazya'ya geldi. Halkı silahlandırdı. Sadece Sohum Kalesi değil tüm Abhazya'yı yeniden ele geçirdi.

            Burada da Aslanbey'in en büyük yardımcısı Maan Kats'dı.

            Ama Aslanbey'in hak ettiği yerde oturmasına bir türlü izin vermediler. Büyük bir orduyla karaya çıkan General Gorçakov, Çarın emriyle Abhazya'nın başına Seferbey'in oğlu Ömerbey (Dimitri) yi başa geçirdi. Bir yıl geçmeden o da öldü. Bunun üzerine Abhazya'nın başına annesi Dadyan-pha Tamara geçmek istedi. İçlerinde başta Maan Kats olmak üzere bir çok Abhaz feodali ona karşı çıktılar, halkı karşısına diktiler. “Hem kadın, hem Migrel birini Abhazya'nın başına geçirmeyiz” dediler. Bu yer Aslanbey'in hakkıdır, o olmazsa küçük kardeşi Hasanbey var, o olur, dediler.  Aslanbey, Anapa'dan bir Türk gemisiyle yeniden Abhazya'ya geldi ama yine başaramadı...

            Rus Çarı 14 Şubat 1823 'te Abhaz Krallığını Çaçba Seferbey'in oğlu 16 yaşındaki  Çaçba Hamitbey'e (Mihail) layık gördü. Hamitbey'i ordunun arasına alarak Lıxnı'daki saraya götürdüler. General Gorçakov burada toplanan tüm Abhaz feodallerine ve seçkin köylülerine bundan böyle kralları olarak Hamitbey Çaçba'ya itaat etmelerini duyurdu.

            Maan Kats başta olmak üzere Abhaz feodalleri olanlar için hiç bir şey demediyse de bu işi içlerine sindiremedikleri yüzlerinden okunuyordu.

            Gorçakov yanılmadı.

            Denizin dalgaları gibi köpüren yürekleri, her seferinde dayatmalarla kendilerine yaklaşan yabancı güçler, canlarına epey zamandır tak ettirmişti. Hele de yabancıların hakimiyeti altına girmek gibi son derece karakterlerine aykırı olan bu durumlar hiç hoşlarına gitmiyordu. Üstelik Kral diye başa geçirilen Hamit Bey  Abhazya'dan çok Migrelya'da kalıyordu. Abhazlar 1824 yılında  volkan gibi patladı. İstanbul'da oturan Aslanbey'i yeniden başa gaçirmek için Abhazya'ya getirdiler, yanında 2000 kadar asker vardı.  Askerler bölünerek bunları abluka altına aldı. Rusların oturduğu Sohum Kalesi, Lıxnı ve Pitsunda gibi yerlerde de karargah kurdular.

            Hamitbey o zaman Lıxnı sarayında oturuyordu, Rus ordusu etrafını çevirip koruyordu.

            Abhazlar Lıxnı sarayına birkaç kez saldırdılar ama Ruslar tarafından çok iyi korunduğu için pek bir başarıya ulaşamadılar. Sonunda onlar da Lıxnı'nın etrafını çevirip oturdular. Bir süre  sonra Gorçakov Sohum'a denizden asker indirdi. Binlerce asker en iyi silahlarla donanmış olarak aynı gün   kaleye saldırdı.

            Feci bir savaş oldu, Rus general 800 askerini kaybetmesine karşın Sohum Kalesi'ni aldı. Bu kez  geri kalan askerlerini alıp Lıxnı'nın yolunu tuttu.

            Bu sırada üç olay oldu.

            Lıxnı Kilisesi’nin içinde, kiliseyi ele geçiren ve çoğunluğu Abhazların tavad-aamısta sınıfına mensup  40 adam oturuyordu. Bir gece, karanlıkta Hamitbey Çaçba'yı koruyan Rus Kazakları kiliseye girdi. Gecenin derin uykusunda uyuyan Abhazlara dalıp kendilerini savunmalarına fırsat vermeden hepsini öldürdüler. Ama onların içinden biri, hiçbir yara almaksızın kurtuldu. Bu Maan Kats'dı.

            General Gorçakov bir kez daha bastırmıştı Abhaz ayaklanmasını. Bir türlü işi rast gitmeyen Aslanbey yeniden Türkiye'ye dönmek üzere denize çıktı.

            O yıldan sonra Maan  Kats yazılı kaynaklarda genç Abhaz Kralı Hamitbey'in yanında sağ kolu olarak yer aldı. Onu güçlendirmek ayakta tutmak için elinden gelen hiçbir şeyi esirgemedi. Bu yüzden Prof. Gerg Dizdzerya “Büyük feodal  Margania (Maan) Kats, Abhaz Kralı Hamitbey Çaçba'nın bütün işlerindeki en büyük yardımcısı, sağ koluydu” diye yazıyordu.

            Abhazların çoğu  Maan Kats'ın böyle ciddi bir politik dönüş yapmasını beğenmedi. Ama ona karşı bir şey söyleyecek ve yapacak durumda değillerdi. Çünkü o epey güçlü konumdaydı. Saraya yakındı, arkasında Kafkasya'da konuşlanmış olan Rus yönetimi vardı.

            Başta, Ruslarla birlikte çalışmayı aklının ucundan bile geçirmeyen Ubıhlar ona öfkeliydi. Onu büyüten Sadzlar ve Abhaz Dağlıları da. O yüzden Seferbey ile başlayan Ruslara bağlı bir Abhaz Krallığını yok etmek istiyorlardı, bunun için Abhaz köylerine saldırıyorlardı.

            Hamitbey Çaçba'yı da hiç kollamıyorlardı. Üstelik, Kiarantux'un amcası  Adagua-yıpa (Dogomıkua) Hacı Berzeg Hamitbey'in atalığı olduğu halde. Rusların Abhaz köylerine yerleştirdikleri garnizonlara saldırıp duruyorlardı.  Sadz bölgesinin feodallerinden  olan ve Maan Kats'ın kızkardeşi Guapxanaş ile evli olan Atsanba Omar da bunların arasındaydı.

            Özellikle 1833 yılında gerçekleşen bir olay tamamıyla Maan Kats'ı vazgeçirmeye yönelik bir girişimdi.

            O yıl Hacı Berzeg, Ubıhlardan oluşan askerlerini alıp dağlardan dolaşarak  “Maan Kats'ın  köyü Huap'a saldırdı”  Köyü yağmaladı, hayvanlarını önüne kattı, insanları tutsak edip götürdü. Karşısına çıkanı yok ediyordu.

            Bütün Kafkasya'yı hakimiyetleri altına almaya çalışan Rus generalleri, Abhazya'nın içinde ve dışında, yakın çevresinde yürüttükleri emellerini gerçekleştirmek için çıkardığı her türlü savaşta  Maan Kats'dan yararlanıyordu. Bu savaşın içerisinde olan Migreller ve Gürcülerin yanında yer alan Abhazlar da vardı. Maan Kats bunlara da destek veriyordu.  Bir yazılı kaynakta şöyle söylüyordu “Özellikle Abhaz milisleri dikkat çekiyordu ve bunlara komuta eden Maan Kats'dı, Rus askerlerinin gözü önünde üç kişiyi öldürdü” Kuşkusuz bunlar Sadzwalardı.

            1852 yılında Adagua-ypa Hacı Berzeg 3000 kişilik Ubıh ordusu ile dağlardan inip Abhazya'ya girdi. Bambora'daki Rus garnizonuna saldırmak istedi ama Rus generali Maan Kats onları engelledi. O zaman  90 yaşlarında olmasına karşın Abhaz askerlerini  toplayarak onları püskürttü ve geri ülkelerine gönderdi.

            Kırım'daki Türk-Rus Savaşı başladığı andan itibaren Rus orduları bakımından boş olan Abhazya'ya 1855 yılında Osmanlı Generali Ömer Paşa ordusunu alıp girdi.

            30 yıl Rusların hizmetinde çalıştığı halde, onlara karşı gönüllü olmadığını gösteren  Maan Kats ülkeyi ele geçiren Osmanlıların yanında yer aldı. O yüzden Ömer Paşa onu Samurzakan'a paşa yaptı. Bu tür yaklaşımlar konusunda Maan Kats yalnız değildi. Kardeşi Hasan da Sohum Paşası olmayı red etmedi. Bir çeşit general rütbesi olan paşalık rütbesini kabul etti. Ayrıca Abhaz Kralı Hamit Bey Çaçba'nın küçük kardeşi Aleksandır Çaçba 'da Süleyman Paşa adıyla bu rütbeyi kabullendi.

            1856 yılında Abhazya'dan çıkmak zorunda olan Ömer Paşa giderken onunla birlikte bu savaşlarda yer alan yüz kadar Abhaz da gitti. Ama onlardan çok Ruslar tarafından kınanacak olan Maan Kats ülkesini terk etmedi. O yüzden Ruslar yaşlı Maan Kats'a fazla yüklenmediler. Savaş bitince Abhazya'nın başına yeniden geçen Ruslar, Maan Kats ile birlikte Aleksandır Çaçba ve Maan Hasan gibi kişileri ilerde daha çok yararlanacaklarını düşünerek affettiler.

            19. yüzyılın 30'lu yıllarında  özel bir görevle Abhazya'ya gönderilen Rus subay, Baron F.F.Tornau daha sonra yazdığı “Bir Rus Subayın Anıları” adlı kitabında, şahsen tanıdığı, yaşamı boyunca bir çok kez ölümle yüz yüze gelen ama ondan hiçbir zaman korkmayan Maan Kats'ı da anlatıyordu.

            Bir gün bu ikisi konuşurlarken , Baron Abhazya'ya herhangi bir kötü maksatla gelmediğini ve sadece gözlemci olarak burada bulunduğunu falan anlatıp güven sağlamak istemiş. O an Maan Katz Baron'a şöyle demiş ;“Sen henüz küçük bir tilkisin, ben ise epey yaşlı bir kurdum, birbirimizi kandırmayalım...”

            Onun çağdaşı olan general G.İ. Filipson “O çok zeki ve kurnaz bir adamdı ve Abhazya'da büyük bir güce sahipti”  diye yazıyordu.

            Abhazya'da büyük söz sahibi bir feodal olan Maan Hasan ve Maan Kats saraya yakındılar. Maan Hasan Çaçba Hamit Bey'in çocuklarına hamilik yapıyordu. Özellikle kızı Elena'yı  büyütmüştü. Bazen de Abhazya'nın bazı iç işlerini çözümlemede krala yardımcı oluyordu. O da kardeşi gibi Müslüman olmasına karşın  kızı Makrina'yı Kafkasya'nın hakimi büyük prens Mihail Nikolay oğlu Romanov yani Rus Çarı'nın erkek kardeşi vaftiz etmişti.

            Maan Kamlat da Maan Kats'ın oğullarındandı. Abhazyalılar Abhazya'ya ihanet etti diyorlardı,  Türkiyedeki Abhazlar ise “Allah rahmet eylesin” demeden adını anmıyorlardı. Osmanlı ordusunda albay statüsündeydi ve aynı zamanda Sultan Abdülaziz ve Sultan Abdülhamid'e  yakınlığı ile biliniyordu. Özel muhafızlarıydı. Maan Kamlat'ın adı  1866 yılında Lıxnı ve Sohum'da Ruslara karşı yapılan ayaklanmalarda toplanan halkın önderleri arasında geçiyordu. O yıl Rus ordusu Abhaz Ayaklanması’nı bastırınca, Türkiye'ye göç edenler arasındaydı.

            1877 yılında Osmanlı ordusu ile birlikte Abhazya'da karaya çıktı,  o zamana kadar Osmanlı topraklarındaki Abhazların lideri durumundaydı.

            Bu savaşta Ruslar zafer kazanınca, Türkler Abhazları vatanından göçürüp götürmeye karar verdiler. Ruslar da Abhazların köylerini yakarak, insanlarını öldürerek, sürülmelerine katkıda bulundular. Her iki tarafa da yardımcı olmuş sayılıyordu Maan Kamlat. Türkiye'de yeni bir köy kurdu, Kayalar adında. Öz kızını da Sultan Abdülhamid'e verdi. Maanpha Nezifa  yani Atiye Hanım, Sultana üç erkek evlat verdi (buradaki bilgiler doğru değil, yazar Anzor Mıkuba halktan dinlediklerini yazmış. Gerçekte Abdülhamid ile evli olan Maan Albuz beyin kızı Behice Hanımefendidir. Abdülhamid’in bir diğer eşi Sazkar hanım da Maanphadır ama o da Maan Kamlat’ın kızı değildir. M.T.)

            Maan Kats'ın erkek kardeşi Ömer'in oğullarından biri olan Maan Albuz'un yaşamı da Maan Kamlat'a benziyordu. O da Abhazya'daki Rus yönetimine karşıydı. Başa çıkamayınca Osmanlıya göçtü. Ayrıca, geri dönen ordu birliklerinin de başındaydı. Savaşı kaybedince o da Abhazları göçürme konusunda etkin oldu ve kendi adıyla Türkiye'de bir köy kurdu. Maan Albuz'dan söz eden ve ona tabi olan insanlar Albuz'un halkına yardım etmek yerine zarar verdiğini söylüyorlar. Maan Kats'ın kardeşi Bata'nın oğlu Özbek ise Abhazlar sürgün edilmeden önce Abhazların Abhazya'dan göçmelerine neden oldu diye biliniyor. 1877 yılında ordu ile birlikte Abhazya'ya gelen Abhazların anayurdundan göçürülmesinin nedeni olarak Maan Özbek görülüyor. Öte yandan  “Kats'ın bile baş edemediği yiğit Wazbek ” diye bilinen Abhazların bir kahramanlık şarkısına da konu oluyor.

            Maan Titu (Davut) ise Maan Kats'ın küçük oğluydu. İyi eğitim görmüş bir Rus subayıydı. 1877 yılında  Kurmay Albay rütbesi almıştı. Pitsunda bölgesindeki milislerin komutanıydı. Yurdunda kalıp göçmemeyi başarmıştı. İki kızı vardı kendisi de babasının yanına gömüldü.     

            Kats'ın biricik kızının  adı Himzala idi. Onun torunu Arzakan Aymxaa adını taşıyordu. Abhaz kanını taşıyordu ama Abhazlıktan uzaktı. Gürcü Menşeviklerin zamanında Abhazya'da kendisine hükümranlık verildi. Sonra Paris'e göçmek zorunda kaldı. Şimdi Le Vill mezarlığında gömülü.

            Bu gün Maan Kats'ın soyundan gelen bir çok insan var.

            1995 yılında İstanbul'da yaşayan bir torununa rastladım. Kendisinden sitayişle söz ediliyordu. Abhazlığa da son derece bağlıydı. Bu kişi Maan Kamlat'ın oğlu  Mıstaabey'di ve o zaman 90 yaşlarındaydı. Halkın iyi ve kötü günlerinde kendilerini esirgemeyen onun oğulları da var bu gün.

            Türkiye'deki Abhazların bir şarkısında “Zıçügey zıbziyey eykaraz Man Kats Axatsa” diye bir söz var. Yani “İyiliği ve kötülüğü aynı olan yiğit Maan Kats”.  Kim bilir belki de bu sözler gerçeğin aynası.

            Abhaz tarihini araştıran bilim insanları ve edebiyatçılarımızın ortak bir kusuru var. Adı Kafkasya'nın dışında da bilinen, zor zamanların yarattığı, oldukça  ağır badireler atlatan böyle bir tarihsel kişi hakkında  bu güne kadar bir monografi ya da edebi bir eser yazılmalıydı, bu bir eksikliktir.

            Halkımız şunu iyi bilmeli, iyi de olsa kötü de olsa tarihiyle iç içe olmuş evlatlarını tanımalı.

 

 

 

Kaynak: Anzor Mıkuba, “Haxı Hazayaayır” “Kendimizi Yenebilirsek”   adlı kitabının 156-163. Sayfaları, Alaşara matbaası, Sohum 2004

 

        NOT : Bu metni 2013 yılında çevirmişim.   Şimdi Maan Kats’ın fotoğrafını görünce, yeniden ele almak ihtiyacını hissettim.  Gerçekten de Anzor Mıkuba’nın dediği gibi “Halkımız, iyi de olsa, kötü de olsa tarihiyle iç içe olmuş insanlarını tanımalı”

            Uzun zamandır, Maan Kamlat üzerinde düşünüyordum. Tarihsel olaylar kötüye gitmişse, bu olaylarla ilgili mutlaka bir günah keçisi bulunur ve tüm suç onun üzerine yıkılıyor. Böyle olaylar tarihte çoktur. Ben her zaman böyle olayların perde arkasına bakmak isterim. Maan ailesi Abhazya’nın en eski ailelerinden biri.  Ailedeki tarihsel kişilere dikkatle bakmak, tarihimize de bakmak demek.  

 

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
EROL KILIÇ KUTALİA
664 gün önce
Özetin özeti bugün Samurzakan ve Gal bölgesinde demografik açıdan Abhaz halkı azınlıkta ise bunun müsebibi Osmanlı Sultanına güvenmiş MAAN KAMLAT'tır
Yazarın Diğer Yazıları
395 gün önce
601 gün önce
717 gün önce
1102 gün önce
1165 gün önce
1426 gün önce
1650 gün önce
1757 gün önce
1780 gün önce
1793 gün önce
İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
medi
haceri, simya , naturel , dogal , urun , organik sampuan , organik sivi sabun, organik dus jeli , organiMilliSavunmaYusufoğlu Makina ve Kalıp Sanayi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=