Lütfen bekleyin..
DOLAR
istanbul
17°
22 Ekim 2018, 20:28

Kopsirgen Orhan

AŞUWA LO KIT KÖYLERİ

06 Mart 2013, 20:43

 

TÜRKİYE DEKİ ABAZA=AŞUWA LO KIT KÖYLERİ

1-YOZGAT SORGUN-OSMANİYE KÖYÜ

Konumu: Osmaniye (Lo kıt), Yozgat'ın Sorgun ilçesine bağlı bir Aşuwa-Abaza köyüdür. Köy, Sivas-Ankara karayoluna oldukça yakındır. Sorgun ilçesine 10 kilometre uzaktadır. Her an her zaman ulaşıma açıktır.

Tarihçesi: Köy halkı, Karaçay-Çerkes Özerk Cumhuriyeti'ndeki Kubina-Lo kıt köyünden göç etmiştir. Her ne kadar bundan önceki bir yazımızda köy halkının 1864 yılındaki büyük sürgünde Kafkasya'dan deniz yoluyla gelen Aşuwa Abazalardan oluşan yaklaşık 5000 kişilik bir grup olarak göç ettiğini yazmış isek de; bu tarihin yanlış olduğunu bilahare öğrendik. Şöyle ki; Kayseri- Pınarbaşı- Altıkesek köyünden Lo Fuat Beyin tapu kayıtlarına dayanarak yaptığı araştırma ve Türkiye’de Abaza (Abazinler) hakkında araştırma yapan tarihçi Thaytsukh M.S.‘nin yaptığı incelemelere göre ve Lo kıt (Osmaniye) köyü mezarlığında bulunan bir mezar taşındaki bilgiler göz önünde bulundurulduğunda, köy halkının 1859 yılında Türkiye ye geldikleri ve köyü kurdukları anlaşılıyor. Şöyle ki: Osmaniye köyü mezarlığında bulunan ve köyün kuruluşundan sonra ilk ölen Çago Ahmet’e ait mezar taşında yazılı olan ölüm tarihi 1862’dir. Köyün yaşlılarından duyduğumuza göre Osmaniye köyünün kuruluşundan üç yıl sonra Çago Ahmet ölmüş ve bahsettiğimiz anıt mezar yapılmıştır.

Kabardey ve Karaçay Çerkes bölgesi 1822 yılında Ruslar tarafından işgal edilmiş bu bölgelerde yaşayan Abazalar ve Kabardeyler Rus hakimiyetini kabul etmişlerdir. 1859 yılında bu bölgede yaşayan 5000 bine yakın Abaza nüfusu ile 10 000 bine yakın Kabardey ailesi önce İstanbul’a gelmiş bilahere Anadolu’nun çeşitli yerlerine genel olarak, Adana Uzun Yayla (Kayseri-Sivas) ve Yozgat havalesine iskan edilmişlerdir.

Göç sebeplerinden biri; Rusların bir yerde bu insanlardan kurtulmak istemeleri. İkincisi; göç edenlerin Müslüman oluşları, Osmanlı Devletinin gizli daveti, Osmanlı ülkesine gelmeleri halinde dini ibadetlerini rahatça yapabilecekleri düşüncesi yatmaktadır. Üçüncü bir neden ise; gerek Abazaların ve gerekse Kabardeyler’in feodal bir yapıya sahip olmaları… Zamanın çarı 2. Aleksandr’ın en kısa zamanda kölelik düzenine son vereceğini açık açık ifade etmesi, kölelik sisteminin kaldırılması halinde rahatlıkları sona erecek olan sınıfların Çar’ın bu uyarısından korkmuş olmaları… Başka tarihi sebeplerde olabilir... Biz sadece ilk akla gelenleri belirtiyoruz 1859 yılında göç edenlerin çoğunluğu feodal ailelerdir. Nesilden nesile gelen duyumlara göre (Ben şahsen köyümüz halkından birçok yaşlı insandan duydum) göç eden insanlar içinde fakir aile yoktur. Çoğunluğunun artmak denilen torbalar dolusu altınlarının olduğu ve sahip oldukları köleleri ile birlikte geldikleri söylenir. Hatta nüfus kayıtları incelendiğinde ilk gelen aile reisi eşi ve sonra da sahip olduğu kölenin (Gulami) adının yazılı olduğu görülecektir. Ben şahsen feodalite, Aristokrasi vs.ye karşıyım ama tarihi gerçekleri de aksettirmek gerekir kanısındayım.

PARENTEZ BİLGİ-Tarihi gerçek: Çerkeslerin sürgünü ve Osmanlı İmparatorluğu'na yerleştirilmesine karşılık Kafkasya'ya gayrimüslim ihracına ilişkin iki süper güç arasında nasıl bir diplomatik trafik yaşandı? Batı Kafkasya'da Kafkas-Rus Savaşı'nın sona ermesi, Çerkezlerin sürgün edilmesi ve Osmanlı imparatorluğu sınırları içine yerleştirilmesi sorunuyla yakından ilgilidir. Bu, Kafkasya Genel Valisi Büyük Prens Mihail Nikolayeviç'in savaş bakanına hitaben yazdığı mesajda açıkça ifade edilmiştir: "Savaşın ne zaman sona ereceği meselesi, şu şartlarda bile bize düşman halkı Osmanlı'ya ne kadar zamanda gönderebileceğimiz sorununa dayanıyor. 1) Bu nedenle bu sorun Rusya ve Osmanlı hükümetleri arasında en aktif diplomatik yazışmaların ve görüşmelerin konusu oldu. Görüşmeler sırasında her iki taraf da Çerkezlerin göç ettirilmeleriyle ilgilerinin olmadığını kanıtlamaya ve böylece onların gelecekteki kaderleri konusunda sorumluluktan kurtulmaya gayret ediyordu. İstanbul'daki Rusya elçiliğinin bu mücadelede önemli bir yeri vardı. Elçiliğin sadece Rusya Dışişleri Bakanlığı ile değil, Kafkasya Ordusu Başkomutanı ve onun Kafkasya'daki idaresi ile de doğrudan irtibatı vardı, ayrıca, durumu yerinde inceleyerek Çarlık payitahtını ve İstanbul'daki elçiliği ayrıntılı bilgiyle donatan Rusya konsoloslarının Osmanlı topraklarındaki varlığı da diplomatik mücadeleyi kolaylaştırıyordu. Temmuz 1859'da Rusya elçisi a. B. Lobanov-Rostovski, Başvezir Fuat Paşa ve Hariciye Nazırı ali Paşa'nın onunla yaptığı bir sohbette, Kafkasyalı Müslümanların Osmanlı İmparatorluğu'na yerleşme serbestisinin sınırlandırılacağını, "Bu göçün son zamanlarda çok fazla arttığını ve Babıali'ye yük olmaya başladığını "açıkladıklarını bildiriyor. 2) Bunun ardından verdiği resmi bir notada Osmanlı Hükümeti, Kafkasyalıların göçünün durdurulmasını ve bundan sonra "her iki hükümetin onayı olmadan göç yapılmamasını" talep etti. 3) Rusya hükümeti bu notaya Kafkasyalı Müslümanların Mekke'ye gitmek için izin istedikleri karşılığını vererek şöyle dedi: "Dini inançların yerine getirilmesiyle ilgili bu isteğe karşı çıkamayız ve bunu istemeyiz. 4) Bununla birlikte, Lobanov-Rostovski, Ali Paşa'yla yaptığı mutad sohbetlerinden birinde, "Bu kadar Kafkasyalıyı ayartıp Osmanlı sınırlarına yığılmalarına yol açan asılsız söylentilerin ve abartılmış umutların hala Dağlıların aklını çelmeye devam ettiğini" ve "yeni göçmenlerin Rusya sınırını geçmeye hazırlandığını" söyledi. Osmanlı ajanları tarafından Kafkasyalılar arasında yayılan, bir süre önce Rusya ile Osmanlı arasında imzalanan antlaşmaya göre Rusya hükümetinin Babıali'ye "Bütün Müslüman tabasını Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşayan Hıristiyanlarla değiştirme hakkı verdiği" şeklindeki söylentilere dikkat çekti. 5) Kafkasyalıların göçü sorununun çözümünü hızlandırmak ve Osmanlı Hükümeti'nin engel çıkarmasını önlemek için 1860'ta İstanbul'a Tuğgeneral M.T. Loris-Melikov geldi. Kafkasyalıların Osmanlı'ya "toplu halde değil, küçük gruplar halinde" göç etmesine izin veren bir anlaşma imzalandı. 6)Rusya hükümeti ayrıca Çerkezlerin Kafkasya sınırından uzaklara, Osmanlı İmparatorluğu'nun iç bölgelerine dağıtılması konusunda Babıali'nin onayını almayı başardı. 0 sırada Rusya hükümeti, "Rusya 'ya karşı düşmanca tutum ve dini hoşgörüsüzlükle dolu olan" göçmenlerin Osmanlı İmparatorluğu'ndan geri dönmesinden çekiniyordu. 7) Bu şekilde, göç hareketi resmi özellik kazandı ve 1861-1862 yıllarında da devam etti. Bu süre zarfında 100 binden fazla Kafkasyalı "Muhammed'in kabrini ziyaret etmek için Mekke'ye gitme gerekçesiyle, yerleşmek niyetiyle Osmanlı topraklarına geldiler

Devlerin anlaşması sonucunda Rus çarı devrin sadrazamına bir mektup yazar. “ Size bir kovan dolusu eşek arısı gönderdim. Sizi sokacaklar ve rahatsız edecekler.” Devrin sadrazamı , Rus çarına şu cevabı gönderir: “ Gönderdiğiniz eşek arılarını öyle dağıtacağım ki, birbirlerini kolay kolay göremeyeceklerdir.”

Abazaların ( Aşuwaların) göç tarihi olan 1859’dan bugüne kadar 152 yıl geçmiş, ancak anavatandan sürgün edilen Abazalar bugüne kadar kendilerini bulamamışlardır.

Lo kıt (Osmaniye) köyünden bahsettiğimize göre biraz da Kafkasya’da bu köy ile ilgili bilgileri aktarmamız gerekir düşüncesindeyim. Karaçay-Çerkesk Özerk Bölgesinde üç tane Lo kot vardır. Bunların isimleri şöyledir; Gum Lo kıt- Kubine Lo Kıt- İncig Lo Kıt…

Bu köyler göç tarihi olan 1859 yılında Karaçay-Çerkesk bölgesinde mevcut idi. Bu gün bu köyler halen aynı bölgede mevcuttur. Göç tarihinde tüm beyler ya da feodallerin tamamı göç etmemiştir. Örneğin bizim köyün beyleri olan Lo lar 1859 da göçe katılmamışlardır.

Adana Tufanbeyli ilçesine bağlı Akpınar-Bolatpınar ve İğdebel adlı Abaza köyleri vardır. Bu köyler bugün Karaçay Çerkesk-Özerk Cumhuriyetinde bulunan Gum Lo Kıt köyünden göç etmiştir. Ancak Göç tarihleri 1859 dur. (Tufanbeyli-Akpınar köyü web sayfasındaki göç tarihi ve Altıkesek köyü web sayfasındaki tarih maalesef yanlıştır). Akpınar Köyü=Lo kıt Lo Canbot’un oğulları Aslan ve Selamgeri ve diğer sülaleler tarafından kurulmuştur. Sorgun-Osmaniye köyüne 1859 yılında bey (Kinez-Ah) gelmediğine göre, Adana-Tufanbeyli-Akpınar’a Lo Canbot’un çocukları geldiğine göre Kayseri-Pınarbaşı

Altıkesek Köyü (Lo kıt) ‘a gelen bey (Kinez=Ah) İncik Lo kıtdan gelmiştir. Başka bir deyimle

Bu köye ait beyler göç sürecine katılan Lo beyleri İncik Lo kıt köyündendir. Ancak şu açıklamayı da yapalım. 1917 devriminden sonra Osmaniye köyü (Lo kıt) köyüne Mehmet ve Şevket adlı iki Kardeş Sorgun-Osmaniye köyüne geldiler. Köylüler onlara yer verdiler ev yaptılar. Ben o kişilere verilen ev yerini ve evlerini biliyorum. Lo Mehmet köyümüz halkından bir kadınla evlendi. Sonra iki kardeş köyü terk etti… Ben bu kişileri görmedim ve bilmiyorum. Ama bizim köyden bu kişileri bilen üç dört vatandaş halen hayatta. Lo Mehmet’in kızı Janset de halen hayattadır.

Osmanlı devleti tarafından gizli olarak çağırılan (Davet edilen Abaza ve Kabardeyler’in)

1859 yılında Osmanlıya yani İstanbul’a geldiklerinde kendi istedikleri yerlere değil (Zaten kendi istedikleri bir yer daha önceden olamaz zira geldikleri ülkeyi bilmiyorlar) Devlet politikası düşüncesi ile tampon görevini yerine getirmek üzere bir kısmını devletle sorun içinde olan Avşarlara karşı koyarak Uzun yayla bölgesine diğer bir kısmını ise Ermenilerin yoğun olduğu Adana ve Bozok (Yozgat) çevresine yerleşmelerini sağlamıştır.

Uzun Yayla bölgesine giden Abazalar Kayseri-Pınarbaşı ilçesine bağlı ALTIKESEK köyünü, Yozgat iline gidenler ise Sorgun Osmaniye köyünü ve Adana Tufanbeyli ilçesine gidenler ise birkaç yıl çeşitli yerleri gezdikten sonra bu günkü Akpınar köyünü kurmuşlardır.

Sülaleler: Köyün kuruluşunda isimleri sayılacak olan aileler ise şunlardır:Acbek, Aji, Aycan-Apsa, Aysan,  Belag, Bıc, Canımbey,  Cguatan,  Çagua,  Çkudu, Tug, kokua, Guana, Hapat, Haştsa, Kebıça, K'am, Khanşokua, Kopsirgen, Kik, Laçış, Mıkua, Nepş, Nır, Şaw Waz.Rısta Kup,Şhamus.) (Аджьбекь - Ажьи - Айсан - Белагь - Быджь - Джанымбей - Чагва -

Джьгьтlу - Тlыгь - Кlвакlва - Гвана - Хlапlатl - Хlашвцlа - Тлабыча - Кlам - Къаншвокъва -  Къвапсырген -Кык- Квьпl - Латшыш - Мыква - Непщ - Ныр - Шау - Рыста – Уаз-  швxıамус)

PARENTEZ BİLGİ: Ağıllı, Çarivaz ve Kendirlik köyü halkının Osmaniye Köyü halkı ile birlikte Osmaniye köyünde bir müddet birlikte yaşadıkları bilahare köyden ayrılıp bugünki köyleri kurdukları büyüklerden rivayet edilmiştir. Ağıllı-Çarivaz ve Fuadiye köyleri yine büyüklerin anlattıklarına göre Karaçay-Çerkeskteki üç Lo kıttan göç eden kişilerdir. Fuadiye (Kuzğun) kesinlikle Gum Lo kıttan göçmüştür. Bu husus büyüklerin belirttikleri tarihsel bir gerçektir.

Nüfusu: Rivayetlere göre köy, kuruluşunda yaklaşık 270 haneden oluşmaktaydı. Ancak köyün kuruluşundan bir süre sonra bazı aileler ayrılarak bugünkü Fuadiye, Çayırözü ve Ağıllı köylerini kurmuşlardır. Türkiye’de 1909 yılında ikinci anayasal düzen başladığında aristokrat ailelerin nezaretinde olan aileler ayrılmış ve köy nüfusu yarıya düşmüştür.1950 yılından itibaren kent ve ilçelere göçler başlamış ve köy nüfusu biraz daha azalmıştır. Günümüzde Osmaniye'de yaklaşık 35 hane bulunmaktadır.

Sosyo-Ekonomik ve Kültürel durum:

Köyün kuruluşunda iskan müdürlüğünce belirlenen arazi ve otlak sınırları oldukça genişti. Ancak zamanla azalan nüfus sonucunda komşu köylerle arazi sorunları ortaya çıkmıştır. Ayrıca köyden ayrılanların çoğunun ve köy sakinlerinin bir bölümünün topraklarını komşu köy halkına satmışlardır. Bu durum da asimilasyon ve yabancılaşmayı beraberinde getirmiştir. Nüfusun hemen tamamı okur-yazardır. Köy ilkokulu 1957 yılında açılmıştır. Köyün esas geçim kaynakları tarım ve hayvancılıktır. Tarım ürünü olarak çoğunlukla buğday, arpa, nohut ve mercimek yetiştirilir. Bununla birlikte küçükbaş hayvancılık da yapılmaktadır. Köye ulaşım araçları ferdi otomobil ve traktörlerdir.

Köyde anadili kullanma oranı gün geçtikçe azalmaktadır. Özellikle gençler Abazaca konuşamamaktalar. Buna karşın Kafkasya ve özellikle Abhazya ile ciddi bağlantılar kurup buraları ziyaret eden, kültürel konularda emek sarfeden, Abhazya'ya yerleşen Osmaniyeliler bulunmaktadır. Bu isimlere örnek olarak Hapat Nizam  Ceylan'ı verebiliriz.

2- (LO KIT) KAYSERİ-PINARBAŞI-ALTIKESEK KÖYÜ

Altıkesek  (Lo kıt) Köyü; Kayseri Pınarbaşı ilçesine bağlı bir Abaza köyüdür. Pınarbaşı ilçesine 17 kilometre uzukta bulunmaktadır. Köyün kuruculurı, bugünki Rusya Federasyonu içinde bulunan Karaçay-Çerkesk Özerk bölgesinde bulunan İncik Lo Kıt köyünden 1859 yılında göç etmişlerdir. Her ne kadar Altıkesek web sayfasında “Gum Lo Kıt dan 1864 yılında göç etmişler diye yazılı ise de hem köy adı ve hem de göç tarihi yanlıştır. Bu köyün sakinleri bizim köy halkı ve Tufanbeyli Akpınar köyü halkı ile bugün Uzunyayla köylerinde bulunan halkların çoğunluğu Abaza beyleri Lo Cambot Lo Muhametgeri ve Kabardey beyi Hatokşoka başkanlığında 1859 yılında İstanbul’ a gelmişler, göstermelik olarak İstanbul-Eyüp bölgesini teklif etmişler ancak, Abaza ve Kabardey göçmenlerinin gösterilen yeri yani Eyüp semtini beğenmemeleri üzerine (Bu bölge ya da yerin beğenilmeyeceği idareciler tarafından bilinmektedir. Bir an için beğenilse bile göçmenlerin isteği değil Devlet Politikası yerine getirilecektir. Bu yüzden 1859 yılında göç eden Abaza ve Kabardeyler devletle çekişme içinde bulunan Avşarlara karşı TAMPONLUK görevini yerine getirmeleri düşüncesi ile bu bölgeye yerleştirmişlerdir.

ALTIKESEK-LO KIT SÜLALELERİ; AFAİJ - AJİ - BARASBİ - ÇKO - BIC - GIMIC - GİNAZ (Hatkoy) GULBEK - HALBAT - HATKOY - LO - KİŞMAXA - KISAL - KÜP - KUAKUA - NEPŞİ - RISTA (Афаижь - Ажьи - Барасби - Чква -  Быджь - Гымыч - Гьиназ - Гвылбек

 (Къвылбек) - Хlалбат - Хlаткъай - Кlвакlва - Ло - Кьысал - Квьпl - Непщ - Рыста- Кьишмахва)

Parantez Bilgi:

Ginaz ve Hatkoy ve de Halbat diye belirtilen sülalelerden Ginaz ve Hatkoy sülaleleri komşu köy olan Kaynar köyden bu köye ailevi nedenlerle göç eden ailelerdir. Halbat sülalesi ise Yukarı Boran Dere köyünden bu köye göç etmiş bir Abaza (Aşkaruva) ailesidir.

Kültürel yapı

Köyde yaygın olarak Abazaca’nın Aşuwa aksanı konuşulmaktadır ya da konuşulmaktaydı demek daha doğru olur. Bu aksan gençler arasında pek yaygın değildir. Gençler genelde Türkçe’yi kullanmışlardır. Bu nedenle gençlerin büyük kısmı anadilini bilememektedir. Altıkesek köyü diğer akraba köylere oranla bu amansız asimilasyona karşı mücadelede çok zayıf kalmıştır. Bunun başlıca nedenleri köydeki kültürel ve sosyal durumun zayıf olması yabancılarla yapılan evlilikler ve göçtür.

Köyde 1968 yılında kurulan ilköğretim okulu ilk açıldığı yıllarda 50 -60 öğrenciye sahipken bu oran yıllar geçtikçe göç nedeni ile giderek düşmüş ve şuan için kapatılmıştır.

3-ADANA-TUFANBEYLİ - AKPINAR LO KIT KÖYÜ:

Köy halkının Osmanlı ülkesine geliş tarihi 1859’dur. Köy halkı bugün Karaçay-Çerkesk Özerk bölgesinde elan mevcut olan GUM LOK KIT köyünden göç etmişlerdir Ancak göç tarihi itibariyle birkaç kez yer değiştirmiş olabilirler. Mühim olan tarih 1859’dur. Akpınar köyü web sitesinde belirtilen göç tarihi yanlıştır. Yukarıda da belirtmiştim; Kafkasya’ da Karaçay-Çerkesk Özerk Bölgesi’nde üç tane Lo=Low kıt vardır. Bu köyleri bir daha belirtiyorum. GUM LO KIT- KUBİNA LO KIT – İNCİK LO KIT.

Akpınar Lo kıt’ın beyi Cambot ve oğulları Aslan ve Selamgeri‘dir Köyü kuran diğer aileler:

Kopsirgen, Hapat, Kas, Acbek, Lak, Gırcın, Canımbey, Psınan, Napşı Tseykhua, Aysan, Muradın, Cguat, Yaş, Uçğuna, Taban, Candar, Kalmık, Şak, Guma, Gıda, Jiba, Mata, Hata. Къвапсырген - Хlапlатl - Къас - Аджбекь - Лак - Гырджын - Джанымбей - Псынан           ( Псыноу) - Непщ - Цlекъва - Айсан - Мурадын - Джьгуат - Йащ – Уцгlвына -  Табан - Джандар - Къалмых - Шакъ - Гвыма - Гыда - Жьиба - Мата - Хlата

Köye zamanla yerleşen yabancı aileler de olmuştur. 1951'de Bulgaristan'dan göç eden kafileyle gelen 4 göçmen aile geçici olarak köye yerleşmiştir.

Akpınar'da Abhaz ailelerin yanı sıra Hatıkhuay kökenli bir aile de yer almaktadır.
NOT: Akpınar köyünde yaşayan sülale adları Akpınar web sayfasından alınmıştır.

Nüfusu:

Köyün kuruluşundaki nüfus 85 hane ve 400 kişi iken Akpınar köyünde bugün 185 hane bulunmaktadır. Köyün nüfusu, bugün itibariyle yaklaşık 1500 kişidir.

Sosyo-Ekonomik Durum:

Köyde okuma-yazma oranı % 100'e yakındır. Üniversite eğitimi alan genç nüfusun oranı da üst düzeydedir. İlkokul, Yukarı mahallede cumhuriyetin ilk yıllarından başlayarak hizmet vermiştir. Aşağı Mahalle'deki ilkokul ise 1963 tarihinde açılmıştır.

Köyün yol, su, elektrik ve sağlık gibi altyapı sorunlarının yok denebilecek seviyede olmasına rağmen çeşitli nedenlerle köyden kente göç etme dalgasından Akpınar Köyü de nasibini almıştır. Genç nüfusun öğrenim yahut ekonomik nedenlerine ek olarak şehirde yaşama arzusu, bölgenin eğitim görmüş insanlara altyapı olarak cevap verememesi gibi sebeplerle Akpınar köyü de şehre göç vermeye devam etmektedir. Bu yolla köy dışında yaşayan Akpınarlı nüfus, 1000 kişiye ulaşmıştır.

Köyün ana geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Tarım ürünleri olarak çoğunlukla buğday, arpa, nohut, fasulye ve pancar ekimi yapılmaktadır. Bunların dışında özellikle son dönemlerde patates ekimi ve meyve yetiştiriciliği de önem kazanmıştır. Sulama amaçlı yapılmış bir göletten yararlanılarak Akpınar arazilerinin büyük bölümünde sulu tarım yapılabilmektedir. Köyde yaklaşık 15 yıl öncesine halı dokumacılığı da bir diğer geçim vasıtası olarak değerlendirilmekteydi.

Civardaki Diğer Kafkas Kökenli Köyler:

Tufanbeyli ilçesine bağlı Polatpınar ve İğdebeli köyleri Abaza'dır. Kayapınar ve Koçcağız köyleri ise Kabardeydir. Civardaki bir diğer Kabardey köy de Sarız ilçesine bağlı Karakoyun'dur. Akpınar köyü Polatpınar ile 11 km, İğdebeli ile 15 km, Kayapınar ile 14 km, Koçcağız ile 7 km mesafede bulunmaktadır. Bunların dışında Pınarbaşı (Kayseri) ve Göksun (K.Maraş) ilçelerindeki diğer Çerkes köyleri de dahil olmak üzere komşu Kafkas kökenli köyler arasında kız alıp verme ilişkileri bulunmaktadır. Akpınarlılar arasında yabancılarla yapılan evlilikler sınırlıdır.

Kültürel Durum:

Diğer birçok Kafkas köyünün aksine Akpınar köyünde anadil günümüze kadar getirilmiştir. Köyde Abazaca'nın Aşuwa aksanı büyük oranda konuşulmaktadır. Düğünler Abaza örf ve adetlerine göre yapılmaktadır.

Son zamanlarda gerek ana dilde gerekse örf ver adetler alanında asimilasyonun etkisi görülmeye başlamıştır. Baskı ve eziyet nedeniyle uzun ve yorucu bir süreçte gerçekleşen bir sürgünden sonra anayurtlarına elveda diyerek bu topraklara gelen ve burada da adeta bir süre ölüm-kalım savaşı veren insanların adaptasyon sorunlarının doğal bir sonucu olan asimilasyon ortamında öz kültürü devam ettirmek her geçen gün zorlaşmaktadır. Söz konusu olumsuz gidişatın etkisini kırmak için elbirliğiyle gayret göstermek, kendisini sorumluluk üstlenmeye hazır hisseden herkes tarafından bir görev olarak algılanmalıdır.

Kopsirgen Orhan Baran 

Belgesel İzlemek İçin: Dayım Uzunyayla'da

https://sites.google.com/site/agacezeki/agacezeki

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
İLHAN CENGİZ
206 gün önce
DÜZCE-SAKARYA-KOCAELİ-ESHİŞEHİR VE CİVARLARINDA YAŞAYAN ABHAZ VE AŞUVA KÖYLERİ NDEN NİYE BAHSEDİLMİYOR.ANLAMAKTA GÜÇLÜK ÇEKİYORUZ.BÖYLE EKSİL BİLGİLENDİRMELER HOŞ OLMUYOR.BEN ŞAHSEN ÇOK ÜZÜLDÜM.
iDÜZCE-SAKARYA-KOCAELİ-ESKİŞEHİR CİVARLARINDA YAŞAYAN APSUVA KÖYLERİNDEN BAHSEDİLMEMESİNİ ÇOK YANLIŞ
207 gün önce
DÜZCE-SAKARYA-KOCAELİ-ESKİŞEHİR CİVARLARINA YAŞAYAN ABHAZ VE AŞUVA KÖYLERİNDEN SÖZEDİLMEMESİNİ ANLAYAMADIM.
İLHAN CENGİZ
219 gün önce
BU BİLGİLENDİRMEYİ BİZE ULAŞTIRAN TÜM DEĞERLİ SOYDAŞLARIMI YÜREKTEN KUTLUYORUM.ONLARA ÇOK ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM.SAĞOLUN,VAROLUN.
Aziz Manay
430 gün önce
İyigünler Orhan abi..
Adana / Tufanbeyli / AKPINAR köyündenim..
Köyümdeki ikamet eden sülaleler hakkındaki paylaştığınız isimler içerisinde neden en köklü sülalelerden olan цекъва ' ların ismi yok bilgi verir misiniz..
AKPINAR hakkında bilgi aldığınız kişi veya kişiler sizi yanlış bilgilendirmişlerdir..
kaynağınız olan kişi veya kişilerin isimlerini bana göre açıklanması lazım...
Köyümüzün kuruluşunda önemli Bi faktör olan sülalem ЦЕКЪВА ' ları yok sayan kişiyi tanımak en doğal hakkım olduğuna inanıyor....
Saygılar........
SAİM OKAN
1020 gün önce
ADANA..TUFANBEYLİ...AKPINAR KÖYÜNDEN CANDAR SAİM OKAN...
SELAMÜN ALEYKÜM..UMARIM İYİSİNİZDİR...
AKPINAR KÖYÜNDE LO SÜLALESİ YOK... SİZ LO CAMBOT VE OĞULLARININ KÖYÜ KURDUĞUNU YAZIYORSUNUZ.. BU BELGE Mİ..DUYUM MU?
KAFKASYA DAN GELEN DEDEM ( DİNİ LİDER) ASLANGERİ.. BİLİNİYOR
BİR AÇIKLAMA YAPARSANIZ SEVİNİZİRM HATTA KONUŞABİLSEK DAHA MÜKEMMEL OLUR...TEŞEKKÜRLER
SAİM OKAN ( EMEKLİ ÖĞRETMEN )
merhaba
1649 gün önce
Recep Cenbey
cenbeyr@hotmail.com
Yılmaz Özcan
1656 gün önce
. ADIGECE’Yİ GELİŞTİREREK YAŞATMALIYIZ!..

. Değerli Adıgeler,

1. “Slav Yazısı’nın Adıgece’ye uygun yazı olduğu” söyleminin artık
inandırıcılığı kalmamıştır. O söylemin doğru olmadığını; politik ve
ideolojik mülâhazaların dışında tam bilimsel olarak kanıtlayalım:
. Adıgece’nin ünsüz sayısı çok olup, Slav dillerinden farklı olarak,
ünsüz harfi çok olan heceyle oluşan kelimeleri ve onların kullanım
yoğunlukları fazladır. Slav Yazısı’nın dik çizgili biçimdeki harflerinin
sayısı çoktur. Bu harfler, çok ünsüz harfli heceyle oluşan kelimelerin
yazılarını metin (tekst) içerisinde yeterli olarak “okunuşlu ve kullanışlı”
duruma getirememektedirler. Slav Yazısı ile yazılmış Adıgece metin
(tekst) içerisinde; çok ünsüz harfli hecesi olan kelimelerin harflerinin
seçilmeleri, seslerinin anlaşılmaları ve bunların anlamlarının okuma
süresince zihinde tutulması çok zor olmaktadır. Başka bir ifade ile
söylemek gerekirse, bu yazının imlâsı Adıgece’ye ağır gelmektedir.
Slav Yazısı; Adıgece’de, insanın algılama ve ruhsal yapısına uygun
bir yazı oluşturamadığı için, Slav Yazısı ile yazılmış Adıgece yazıların
okunmaları zevkli değil, tam aksine sıkıcı ve sıkıntılı olmakta, insanı
Adıgece ile yazı yazmaktan ve Adıgece’yi kullanarak çalışmaktan
uzaklaştırmaktadır. Bundan dolayı Kafkasya’da Adıgece’yi bilenler
gittikçe azalmaktadır.
. Yeterinden çok daha uzun bir zaman olan 80 yıllık uyguluma, Slav
Yazısı’nın Adıgece’ye uymadığını göstermiştir. Buna rağmen Slav
Yazısı’nın kullanılmasına devam edilmesi için ısrar edilmesi, yasak
getirilmesi, çok haksız bir durumdur. Eğer Adıgece bilenleri gittikçe
azaltmasaydı haklı bir tarafı olabilirdi. Ama Rus Yönetimleri; zulüme
ve kültürel jenoside devam etmek istiyorlarsa, bu, onların bileceği
bir husustur. Biz; insanlar arasında antipatiyi arttıran değil, saygı ve
sevgiyi arttıran ilişkilerin çoğalmasından ve bunun için tam adaletli
olan kararların alınmasından yanayız. Elbet bir gün adaleti gerekli
gören yönetimler de olacaktır. Ancak adaletli kararlara ulaşmak için
geçecek olan zaman, bütün insanların zararıdır.
. Evet maalesef ki, teknik olarak Slav Yazısı Adıgece’ye uygun
olamamaktadır. Bu sebeple 80 yıldır Adıgece’yi nefes aldırmadan
boğmaktadır. Artık Adıgece’yi öldürmek üzeredir. Çok aleni olan
o durumu, Adıgeler artık gecikmeden muhakkak görebilmeliyiz.
2. Adıgece’nin ölmesi demek, Adıge Kültürü’nün de ölmesi demektir.
Adıge Kültürü, Dünya'ya güzellik katan bir kültürdür. Adıge Kültürü’nü
oluşturan Adıgece ölmese daha iyi olur, diye düşünüyorum.
3. Size, Adıge Yazısı’nı (Adighe Txik’er’i) açıklayan yazıları ilişikte
sunuyorum.
4. Adıge Yazısı (Adighe Txik’er); Adıge Dilbilimcileri tarafından bir
yüzyıldan çok bir zaman içerisinde ortaya çıkarılmış olan, dilbilimin
bütün bilimsel kriterlerine uygun olan, Adıgece’nin yazılarını yeterli
olarak “okunuşlu ve kullanışlı” duruma getiren, Adıgece’nin ne kadar
güzel olduğunu gösterebilen ve alternatifsiz olan tek yazı sistemidir.
5. Adıgece’nin yaşayabilmesi için; Adıgeler, gecikmeden toplumca
Adıge Yazısı’nı kullanmaya başlamamız gerekmektedir. Onu çabuk
bir şekilde Adıgelere öğretebilmemiz için, para ve pul gerektirmeyen
çok kolay bir işi toplumca yapmamız gerekmektedir. Önerim olan o
kolay iş şudur:
. İlişikteki yazılarda açıklanmış olan “Adıge Yazısı”nı; tanıdığımız
tüm Adıgeler’e ulaştırıp onlara tanıtalım ve öğretelim. Gençlerimize,
şarkı ve şiirlerini “Adıge Yazısı” ile yazmalarını önerelim. “Adıge
Yazısı”nı hiç gecikmeden çocuklarımıza öğretelim.
6. O kutsal işimizi, beraberce en çabuk şekilde gerçekleştirmemiz
gerektiği hususunda, bütün Adıgeler’e ricada bulunuyorum!
7. Adıgece’nin yaşamasını sahiden istiyorsak; o kolay işimizi bir
an evvel toplumca yapmamız gerekmektedir. Onu müteakiben de
çok çabuk bir şekilde Adıge Kültürü’nü, “Adıge Yazısı” ile Adıgece
yazarak onları da Adıgeler’e ulaştırmamız gerekmektedir.
8. Adıge Yazısı üzerinde kimseyle hiçbir polemiğe girmeden onu
hemen kullanmaya başlamamız; güzel biçimlerde, doğru olarak ve
üzerinde özenerek kullanmamız gerekmektedir…
9. Adıgece’yi geliştirerek yaşatmalıyız!..
. Gerçek Adıge Ruhu olan Adıgeler! Sizi çağırıyorum!

. ADIGECE ÖLMESİN!..
. GELİNİZ!
. ADIGECE’Yİ GELİŞTİREREK YAŞATALIM!..

Yılmaz ÖZCAN
30.03.2014
K.Maraş – Turkey

EKLER:
1. Adighe Txik’er
2. Adıge Yazısı
3. The Writing Circassian

NOT: “Adıge Yazısı’nı açıklayan yazılar” e-mail adresine gönderilir.


. ADIGHEBZER XEDQHAAXHUEW DQHAPSEWIN XUEEYS!..

. Adighe Lhap’exe,

1. “Slav Txik’er Adighebzem yeg’u g’axhuiw” jizi-axem, zyk’ pejiw
ja-ar-am. Ha psalher, habi hatk’e dy f’ech xhuin xueey-am. Slav
Txik’er Adighebzem zerideemig’uir, mibdeejim g'ichit-uatew mys
g’idoqhalhaqhuir:
. Adighebzem, neqhuec’ bzexem xuemidew maq de-u kued yi-as.
Slav bzexemy xuemidew, maq de-u h’arf kued zixet maqilh zy-a
psalhexemre hapxuede psalhexem ya zeeh’aniqhaxemre yikueds.
Zadew yitxhaa form zy-a h’arfxer zykued Slav Txik’em; maq de-u
h’arf kued zixet maqilh zy-a psalhexemre hapxuede psalhexem
ya zeeh’aniqhaxemre zykued Adighebzem yi txiqhaxer, yiryquiw
“yegeqhuaf’ere zeeh’aqhuaf’ere” g’yqhaxhuif-am. Yi txiqhaxer
yiryquiw “yegeqhuaf’ere zeeh’aqhuaf’ere” g’azimiqhaxhu txik’e
systemimk’e txa “txik’e qhuazemre grameerimre psalhalhemre;”
Adighebzer, yiryquiw “zeeh’aqhuaf’e” g’aaqhaxhuif-am. Yiryquiw
zeeh’aqhuaf’e g’amixhua Adighebzer; zeeh’anir, xeqhaxhuenir,
qhapsewinir guiqhu mexhuir. Habi chh’ak’e Slav Txik’er; Slav
bzexem zareeg’uxem xuedew Adighebzemy yeg’u g’axhu-am,
Slav Txik’em, qha 80 lhandere dy Adighebzer yimiqhabawew
yeeth’aler. Har yigyi Adighebzer yiqhal’enim nesas. Naxuew
witikuim yit ha g'axhug’aac’er, dimiguivew tlhaqhuifin xueeys.
2. Adighebzer l’eme, habi g’yqhaxhua Adighe Kuilturiry l’a xhuinus.
Adighe Kuilturir, Duneeyim daxaqha g'ixezilhh'a zi kuilturs. Adighe
Kuilturir g’aziqhaxhua Adighebzer mil'eme nexhif' xhuinuw, solhiter.
3. “Adighe Txik’er” g’azi-uate txiqhaxer, nipic’awe nifxuizoqhah’ir.
4. “Adighe Txik’er;” Adighe Bzec’eniqhalejhxem yilhesychem c’yqhu
zeman pc’onde zek’elhh’awijhiw zedelajhexew zeqhuisew witikuim
g’iraqhah’aawe, Adighebzem yi txiqhaxer yiryquiw “yegeqhuaf’ere
zeeh’aqhuaf’ere” g’aziqhaxhuif, Adighebzer sit xuedyziw zeridaxer
g’aziqhalhaqhuif, alternatyfince txik’e system zaques.
5. Adighebzer psewifin chh’ak’e; Adighexem xamexem, ziguerxem
g’aak’elhitmig’uih’iw, haxem zadmiqhaqhaguivew, zerijilew “Adighe
Txik’er” zeeth’awe dixueejhen xueey g’oxhuir. “Adighe Txik’er” dy
Adighexem c’exiw yadqhats’ixuiw yadqhac’efin chh’ak’e, zyk’ parere
pulire xueey g’azimiqhaxhu zi uexuiqhue tincir zerijilew tc’en xueey
g’oxhuir. Adighexem tekylyf nifxuesc’ ha uexuiqhue tincir miras:
. Nipic’a txiqhaxem g’ichi-ueta “Adighe Txik’er;” tts’ixu Adighexem
psomy yalhedqha-asiw yadivqhaqhaac’e. Adighe c’aleqhualexem;
ya wisexer, ya weredxer, ya ci-yrxer, dy Adighe Txik’emk’e yatxin
zerixueeyir tekylyf yaxuidevqhac’. Zyk’ dimiguivew “Adighe Txik’er”
dy ts’ig’uxemy yadivqhaqhaac’e.
6. Ha dy uexuiqhue lhap’er, zerijilew zec’iqhuiw, c’exiw dqhazec’en
zerixueeyimk’e, Adighexem psomy sinivolhe-uir!
7. Adighebzer zeripsewinim pejiw dixueeyiwe chitime, ha uexuiqhue
tincir zerijilew c’ex didew tc’en xueey g’oxhuir. Habi k’elhig’uewe
dip’ac’ewe Adighe Kuilturir Adighe Txik’emk’e Adighebzew ttxijiw
haxery Adighexem yaxuinedqhasin xueey g’oxhuir.
8. Adighe Txik’em yi c’i-uim zyk’ zimy polemiky cheedmiqhac’iw, zi
maxue yape gyic’e c’eddzew har zeeth’awe dixueejhen; zaxuew,
yeg’uire-yechh’iw, yi c’i-uim ditee-azezih’iw zeth’an xueey g'oxhuir…
9. Adighebzer xedqhaaxhuew dimiqhapsewime, Qiyametir g'asixu
pchil’iniqhar diwixinu-am. Adighebzer xedqhaaxhuew dqhapsewin
xueeys!..
. Adighepse pej zy-aj Adighexe! Fe sinivoge!

. ADIGHEBZER YIREEMIL'E!..
. FIG’AAG’UE!
. ADIGHEBZER XEDQHAAXHUEW DIVQHAQHAPSEW!..

YEMUZ Yilmez
30.03.2014
K.Maraş – Turkey

PIC’AXER:
1. Adighe Txik’er
2. Adıge Yazısı
3. The Writing Circassian

NOT: “Adighe Txik’er g’azi-uate txiqhaxer” e-mail adresim nidoqhah’ir.


. ADIGE YAZISI’NIN YERİ

. Toplumların kullandıkları yazı sistemleri; bulunduğumuz hız
çağında, hız kriteri esasına göre oluşmuş olan iki kategoriden
birinde yer almaktadırlar. Bu yazı kategorileri şunlardır:
. 1. Sadece standart latin harflerini kullanan yazı sistemleri.
. 2. Özel harf de bulunduran yazı sistemleri.
. Bunlardan ilk gruba giren yazı sistemleri, birinci lig yazıları
olup teknik gelişmelerin tüm olanaklarından yararlanırlar. Çünkü
bu yazılar, tüm programlara ve yeni gelişmelere uyumludurlar ve
işlemlerde hızı azaltmazlar.
. İkinci gruba giren yazı sistemleri; alt liglerde yer alırlar ve
kullanılan özel harfleri destekleyen programlardan yararlanırlar.
Ama yeni teknik gelişmelere aynı anda uyumlu olamazlar, bunun
için aracı programlara gereksinim duyarlar. Bu durum; donanımın
ve personelin birim zamandaki verimini ve hızını azaltır. Ayrıca her
font özel harfleri desteklemez. Almanlar bu durumdan kurtulmak
için; yakın bir geçmişte, yüzlerce sene kullandıkları ve büyük B
harfinin aşağıya doğru kuyruklu bir biçiminde olan özel harfi terk
ederek onun ses değeri olan iki “SS” harflerini kullanmaya karar
verip uygulamaya hemen koymuşlardır. Başka bir ifade ile “harf
tasarrufu” prensibini ( !?. ) bozmuşlardır. Böylece yazıları birinci
lige uyumlu duruma geçmiştir.
. Adıge Yazısı (Adighe Txik’er); Adıge Dilbilimcileri tarafından
bir yüzyıldan daha çok bir zaman içerisinde ortaya çıkarılmış olan
(başka bir ifade ile tarihsel derinliği olan), dilbilimin tüm bilimsel
kriterlerine uyan, Adıgece’nin yazılarını yeterli olarak “okunuşlu
ve kullanışlı” duruma getirebilen, onun güzelliğini gösterebilen ve
birinci lig koşullarına tam uygun olan bir yazı sistemidir.
. Adıge Yazısı’nın kuruluş biçimi; onun, yukarıda sözü edilen
özellikleri noksansız olarak taşıdığını göstermektedir. Bunu tam
kanıtlamak için, Adıge Yazısı’nın kuruluşunu kısaca özetleyelim:
. 1. Adıge Yazısı’nda “ c ” harfi, Türkçe’nin “ ş ” harfinin sesi
değerindedir. “ c ” harfinin Türkçe’deki ses değeri, yalnız Türçe’ye
özgüdür. Dillerin yazı sistemlerinde birkaç harf; kullanıldığı dile
uygun olarak o dile özgü olan ses değerleri taşıyabilmektedirler.
“ c ” harfinin Adıgece’deki ses değeri; bu dile uygun düşmekte
ve “ ş ” sesinin Adıgece’deki farklı türevlerinin Adıgeceye uygun
olarak okunuşlu biçimlerde yazılmalarına olanak sağlamaktadır.
. 2. Adıge Yazısı’nda “ i “ harfi, Türkçe’nin “kalın ı” harfinin sesi
değerindedir. Batılılar, Türkçe ve Doğu Avrupa dillerinin “ kalın ı ”
seslerini aynı şekilde yazmaktadırlar. İnternette de durum öyledir.
. 3. Adıge Yazısı’nda “ x ” harfi; Grekçe’de olduğu gibi “ ince k ”
sesi ile “ h ” sesinin birleşimi olan bir ses değerindedir.
. 4. Yukarıda ses değerleri belirtilen “ c, i, x ” harflerinin dışında
kalan 23 latin harfinin Adıgece’deki ses değerleri, Latince’de ve
Türkçe’de olduğu gibidir.
. 5. Adıge Yazısı’nda birleşik harflerin oluşum kombinasyonları,
hem Batı yazı normlarına ve hem de Adıgece’nin tüm özelliklerine
uygundurlar.
. Yukarıdaki açıklamalardan tam olarak görüldüğü üzere, Adıge
Yazısı (Adighe Txik’er), aşağıdaki genel özellikleri taşımaktadır:
. a. Oluşumunun tarihsel derinliği ve doğallığı vardır.
. b. Kuruluşu Batı normlarına tam uygundur.
. c. Türkçe’nin ve latin yazısı kullanan diğer dillerin yazıları ile
barışıktır.
. d. Adıgece’nin özelliklerinin bütün gereklerini sağlamaktadır.
. e. Adıgece’nin yazılarını yeterli olarak “okunuşlu ve kullanışlı”
duruma getirebilmektedir.
. f. Birinci kategori yazı sistemlerinin özelliklerine tam sahiptir.
. Yukarıdaki özellikleri ve daha başka özellikleri taşıyan Adıge
Yazısı (Adighe Txik’er), Adıgece için alternatifsiz ve milli olan tek
yazı sistemidir. Adıge Toplumu’nca bir an önce harekete geçilerek
yoğun bir biçimde kullanılması gerekmektedir.

Yılmaz Özcan
30.03.2014
K.Maraş – Turkey

NOT: “Adıge Yazısı’nı açıklayan yazılar” e-mail adresine gönderilir.



YE-A DIXUEEVQHAAJHE!..

Yiryquin-a dizeraqhaqapts’ar?!.
Yiryquin-a dizerak’elhig’uih’aar?!.
Yiryquin-a dizeraqhah’awleeyar?!.
Yiryquin-a dizeraqhaguivar?!.

G’itpoplher dy hanebzer.
“Sy binxe! Fy axer g’isxuefcyy!” g’idjee-ar.
Divqhawbid yi ar, yi pl’er, mil’e gyic’e har.
Yi nem ne, yi napem nape chidivqhaaxue!

Divqhaqhaqaabze yi wi-aaqhaxer,
Xhuichxhue chidivqhaaxue, haxem.
Deede-uen quideey yiryquin-am, habi.
Apl’e xuedivqhac’, deevqhapsalhe!

“Dig’ag’uas dy psew dy hanebze daxe,
Dy qhaac’exer wettiniw we!” jeedivqha-a.
Dqhaxhuijiniw har, g’adqhategyijiniw,
Ye-a dixueevqhaajhe!..

YEMUZ Yilmez
06.03.2014
K.Maraş - Turkey

NOT: “Adighe Txik’er g’azi-uate txiqhaxer”
e-mail adresim nidoqhah’ir.
Merhaba
1657 gün önce
Bir yorum başlığı ile yazan arkadaş,
Hotmail adresimi yazıyorum kontak kurarsan sevinirim.
Recep Cenbey, Adana Tufanbeyli Polat pınar köyünden
Aşuwa yım. Uzun zamandır İsveç’te yaşıyorum
Sülalemiz
Cenbey
Canımbay
Canımbay
Canımbey
Janımbey
Candubayev
Yukarıda yazılanlar tümü aynı sülaledir, gerek süreç içinde gerekse değişik yerlerde e farklılaşmıştır
Türkiye’de yaşayan Aşuwalarla ilgili bilgiler derli toplu değildir
Büyüklerimiz anlatırdı; aynı sülaleden olduğumuz akrabalarımız var Yozgat’a, Kayseri Altı kesekte ve Sivas’ta diye.
Türkiye’de yaşayan Aşuwa lar olarak neler yapabiliriz? Bunla ilgili kafa yorup önerilerimizi sunalım
Örneğin kongere gibi bir şey düzenleye bilirmiyiz?
Sevgi dolu selamlar
bir yorum...
1854 gün önce
yeniden merhaba konu başlıklı yorum yapan kişi bi iletişim adresi verirseniz merak ettiklerinizi öğrenmeye yardımcı olurum...
bu arada sayın orhan bey siz lo sülalesi üzerinden gitmişsiniz nedendir bilinmez iğdebel ve polatpınar köyüde çerkesk deki kowkıt köyünden ayrılmışsa bu da o köyleri lowkıt yapar. ki bildiğim kadarıyla da akpınarı kuranlar lo sülalesinden değil...
Yeniden merhaba
1857 gün önce
Yeniden Merhaba sevgili Kopsirgen Orhan arkadas
Hökten sulalemizden biri ile tanismayi cok isterim , belirtigim gibi Anne tarafimin sulalesini bulamadim sulale adi Cumalak bu sulale Karacey lerden olabilirmi, Bizim Tufanbeylideki Asiwa köyleri Polat.igdebel ve Akpinar akraba köyleridir bizim uc köydende sulalemiz vardir ben Polatliyim bizim sulale Cenbey ler igdebel dede Cenbeydir Akpinardakiler bilmem nedendir biraz degistirmisler turkceye uydurmuslar Canimbey yapmislar bu sulale birlikteligi sadece isim benzerliginden ileri gelmiyor , akpinardakilerde benim amcalarim olur bize öyle öretildi buyuklerimiz tarafindan onlarda cenbeylerden dir. G
Yazarın Diğer Yazıları
525 gün önce
1333 gün önce
1398 gün önce
İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
medi
haceri, simya , naturel , dogal , urun , organik sampuan , organik sivi sabun, organik dus jeli , organiMilliSavunmaYusufoğlu Makina ve Kalıp Sanayi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=