Lütfen bekleyin..
DOLAR
istanbul
23°
27 Nisan 2018, 07:57

Mahinur Tuna Papapha

KUN YIFÜEK

02 Şubat 2016, 13:39

KUN  YIFÜEK

                       Papapha Mahinur Tuna

 2 Şubat 2016-İstanbul

 

Hayatımın 35 yılını Beygua Ömer Büyüka’nın yanında geçirdim. O rahmetlik olduktan sonra da onsuz bir günüm geçmedi. Biz ona hep “Ömer  Amca” derdik, eşine de Şayan Teyze. Onlar benim gibi bir çok Adige ve Abhaz insanın amcası ve teyzesiydi. Ben çoğunlukla Ömer amca ile çalıştığım için Şayan teyze ile çay ve yemek aralarında biraz sohbet etme olanağı bulurdum. Onun dışında Şayan teyzeciğime pek az vakit kalırdı.

Ömer Amca’yı kaybettikten sonra Şayan Teyzeyi bırakmadım, ona da gider, bol bol sohbet ederdim. Meğer Şayan teyze de canlı bir tarihmiş de haberim yokmuş.  Onu bazen kameraya alır, bazen de notlar alarak, söyleşiler yapardım.  Bu gün dosyalarımda  o notlardan birine rastladım. Ömer Amcayı elimden geldiğince anlattım ve anlatmaya da devam ediyorum. Bu gün onun arkasındaki güçlü kadını anlatmak istiyorum.

Ömer Büyüka’nın eşi Şayan teyze ile 9 Temmuz 2002 Pazar günü yaptığım bir söyleşiyi size aktarayım..

Şayan Teyze, bu güne kadar hep Ömer Amca ile konuştum, sizinle bir söyleşi yapma olanağı bulamadım. Biraz kendinizden söz  eder misiniz ? Anneniz, babanız nereden nasıl gelmişler ?

“ Babamın adı Kuarçiya Hüseyin idi. Abhazya’da Mıçiş  suyunun yakınlarında otururlarmış. Annemin adı Hamide idi. Annemi Bırtsıtsaa kaçırmış. Dedem çok iyi silah kullanırmış. Bir gün bu Bartsits dedemle iddialaşmış. O zamanlar yumurtayı havaya atıp nişan alırlarmış. Dedem yumurtayı havada un ufak etmiş. Bu Bartsıs dedemi yenip annemi kaçırınca, dedem bahçeye çıkıp “Sütle kanı karıştırmayın !” demiş. Çünkü babamın ailesinin Bartsıtslarla süt kardeşliği varmış. Onun için sütle kanı karıştırmayın diyormuş.

Eskiden süt kardeşlik çok önemliymiş. Maan Kamlat’ın oğlu Mithat babamın süt kardeşiydi.  Maan Mithat’ı babannem büyütmüş.

Neyse  annemin babasına Hacı Mçagua derlermiş. Annem aslında Papa Higu’un torunuymuş. Bize niye “Taskoç” diyorsunuz, biz Papa’yız, Papa Higu’un torunuyuz derdi.  Annemler Abhazya’da Miçiş suyunun kenarında otururlarmış. Orada Şelale varmış. Abhazya’dayken annem Rafida adında bir kız arkadaşıyla Miçiş şelalesine gidip eğlenirmiş. Dedem şarap yapmada meşhurdu. Siyah küçük üzümlerden şarap yapardı. Abazalar eskiden beri şarap yaparlardı. Zengindiler. Buraya gelirken ahtarpalarının içini altın doldurup geldiler. Ezelden beri Abhazya’da altın vardı ama Türkiye’ye gelince çok sefalet çektiler. Kurulu köylere evlere gelmediler ki. Adapazarı bataklık bir göldü. Oraya gönderdiler Abazaları, ama onlar burayı beğenmediler. Kayalar’a yerleştiler. Altı odalı iki katlı evler yaptılar Kayalar’da. Aynı Abhazya’daki evlerini yaptılar ama  Kuvay-ı Milliye zamanı Lazlar gelip köylerimizi iki kez yaktılar.

Annemin dayısına “Wanar Hayıt” derlerdi, çok sert bir adamdı. Millet ondan korkardı. “Wanar Hayıt daaweyt ! Wanar Hayıt geliyor !” derler, ondan korkarlardı. Anneannem  “d-Wanarphan” Wanar-pha  idi.

Annem Abhazya’dan 18 yaşında geldi. Herşeyi hatırlıyordu. Onlar çok güzel kızlarmış. Teyzelerim de çok güzeldi. Çok şık giyinirlerdi. İnce belliydiler. Geniş kloş etek giyerlerdi, potinlerini ayak bileklerinden bir karış yukarıda bağlarlardı, elbiselerinin kumaşı atlastandı. Teyzelerimin güzelliği ve şıklığı dillere destandı. Maan Kamlat’ın oğlu Mithat’ı babannem büyütmüştü, süt annesiydi, onu emzirmişti. Babam da süt kardeşiydi. Bize geldiği zaman bana kıvırcık saçlı olduğum için “Xıcaca” derdi.  Mithat Bey bekar öldü. O altmış yaşındayken ben 13-14 yaşındaydım. Maanların köleleri vardı.  “T.... aa Maan agıryüıs yıtüın”.

Ben küçükkken “Tataş daaveyt ! Tataş Daaveyt !” Yani Tataş geliyor Tataş geliyor ! derdim.  Ona özel, büyük ve uzun bir minder vardı, hemen onu alıp Maan Mithat’ın altına koyardım. Kayalar’da yamaçlarda çok güzel evlerimiz vardı. Oraya gelir otururdu.

Benim iki teyzemin de çok güzel olduğunu bilen Maan Mithat bunlardan birini Rodos’lu bir adamla evlendirdi. Bu adam onun yakın dostuymuş. O Rodoslu bir Abaza kızı ile evlenmek istiyormuş. Maan Mithat da adamı Nafiye teyzemi göstermek için Kayalar’a düğüne davet etmiş. Adam teyzeme bayılmış. Çok zenginmiş, Rodos’ta gemileri varmış. Cumhuriyet gazetesi sahibi Yunus Nadi Bey’in çok yakın akrabası imiş. Ama teyzem 14 yaşında, adam 35 yaşındaymış. Teyzem o düğünde Abhazya’dan getirdiği o atlas elbiseyi giymiş , potinlerini de giymiş, elbisenin modeli Abhaz dans elbiseleri gibi imiş, bele oturan, uzun kollu, uzun etekli, dik yakalı. Teyzem düğünde mızıka çalıp oynamış. Adam teyzeme bayılmış. Yaşlı olduğu için önce kabul etmek istememişler. Annesi ve kızkardeşi de gelsin diye, kovalar dolusu altın verip teyzemi Rodos’a götürmüş. Rodos’a gidince evle gemi arasına kırmızı halı döşetmiş.

Teyzemin hiç çocuğu olmadı. Cihangir’de Alman Hastanesi’nin yanında Cihangir Palas’ın bitişiğindeki üç katlı ev onundu. Benim gençliğim teyzemin yanında, Cihangir’de geçti. Eskiden İstanbul çok güzeldi. Çok değerli Çerkes hanımlar vardı. Teyzem onlarla görüşüyordu.

Neyse, Maan Mithat babamın süt kardeşi olduğu için babam onu çok severdi. Babamın bir oğlu vardı. Onun için “Mithat Bey evlen, mirasımı sana vereceğim” derdi. Çaybaşı’nda soylu Çerkesler vardı, Mithat Bey’in ablası da onlarla evliydi. Mithat Bey evlenmeden öldü.

 

Maan Kamlat’ı Abhazlar sevmezdi. Nedendir bilmiyorum, burda da orda da (Abhazya’da) onu sevmezlermiş. Tabii nasıl sevsinler, benim babannemi de 40 günlük bebeğini emzirirken çocuğundan ayırmış.  Maan Kamlat’ın  oğlu  olunca bütün emziren Abaza kadınların listesini yapmışlar o da babannemi seçmiş.  Kamlat’ın evine gidip Mithat’ı emzirip büyütmüş, babamı da Çalaalar’dan biri büyütmüş, 18 yaşında ayrılmış onlardan. Çalalar çok iyi bakmışlar babama,  her gün bir piliç kesip yedirirlermiş.  Babannemin adı “Gadeyhan”dı .

Maan Kamlat’ın oğlu Özbek de komşumuzdu. Bembeyaz saçlı, mavi gözlü, uzun sakallı biriydi. Annemle çok iyi görüşürlerdi. Karısı Kuadzapha’ydı. Biz Kuazba Rıfat ile beraber büyüdük.

Annemin babasının adı Miçagua demiştim ya, o Papa Higu’un torunuydu. Bunların bir kızı Mısır’a gelin gitmiş. Annemin halasının kızı da Abdülhamid’in oğlu ile evliydi. Bu saraylının erkek kardeşinin adı Rauf’tu. Annemin adı Hamide idi. Annemin öz dayısı “Wunar Hayıt’”dı. Yaman adamdı bu Hayıt. Annemi Bartsıtsaalar kaçırınca bu Hayıt etrafa korku salmış.

Peki Şayan Teyze, siz Ömer Amca ile nasıl tanışıp evlendiniz ?

“Kuadzba Mehmet adında çok şakacı bir yüzbaşı vardı. Ömer evlenmeye kalkınca yanlarına Darımba Kemal’i de alıp bize geldiler. Darımba Kemal benim köylümdü. O sırada Ömer’in evleneceği üç aday varmış, birinin adı Saniye idi, öbürlerini hiç beğenmemişler, hele biri buyrun oturun deyince, lap diye yere çöküp oturmuş.

Ben o gün Kayalar’da evi sildim süpürdüm, bütün çamaşırları yıkayıp ipe astım, hazırlanıp İstanbul’da teyzemin yanına Cihangir’e gidecektim. Ömer amcan kısmetmiş evlendik. Önce Ömer’in teklifini kabul etmedim, evlenmek istemedim ama sonra babamın süt kardeşi Maan-pha Gergeş bizde yorgan kaplıyordu. “Çıkmazsan olmaz çok ayıp !” diye beni zorla çıkardı. O gün birbirimizi beğenip evlendik” dedi.

O gün kısa sohbetimiz bu kadar sürdü. Kuarçiya-pha Şayan Teyzeyi 6 Mart 2004 Cumartesi günü sabaha karşı kaybettik.  Ömer Büyüka’nın değerli eşi Şayan Teyzemizi 7 Mart 2004 günü Kayalar köyünde toprağa verdik.

Nerden çıktı bu “KUN YIFÜEK” diyeceksiniz. Büyük kentin insanları ne yazık ki acı günlerde bir araya gelebiliyorlar. O gün herkes toplandı, anılar tazelendi, büyük oğlu Ergin Kıraç Büyüka 1944 yılında babasının annesine yazdığı bir mektubu gösterdi. Sonunda latin alfabesi ile Abhazca yazılmış satırlar vardı. Demek ki o zaman birbirleriyle Abhazca yazışıyorlardı ve Şayan teyze de bu yazıyı okuyanlar arasındaydı. Bu gün 95 yaşında kaybettiğimiz harika kadın, büyük yazarımız Abhaz dilinin diasporadaki en büyük ustasının eşi, arkasındaki en büyük güçtü. Ömer Büyüka bu kadar üretken olduysa ona bir ekmek bile aldırmayan, kadın erkek demeyip içeride ve dışarıda  her görevi üstlenen bu yüce kadın sayesindedir.

Şayan Teyze tipik bir Abhaz kadını idi, güzel, becerikli, fedakar, konuksever, ikramperver ve mültefit bir kadındı. Onun nefis yemeklerini yemeyen yoktur. Ömer Amcanın 103 kendisinin 95 yaşında ölmesi belki de onun bu güzel beslenme koşullarını sağlamış olmasındandı. O aynı zamanda son derece disiplinli ve otoriter bir kadındı.

Kimse ona istemediği bir şeyi yaptıramazdı. Yeğenlerinin anlattığına göre şayan teyzenin  annesi okuma yazma bilmemesine karşın aydın bir kadınmış., kızlarına dikiş-nakış ve müzik dersleri aldırtıyormuş. Şayan Teyzeyi de dikiş-nakış kursuna gitmesi için İstanbul’a, kızkardeşinin yanına göndermiş.  Bu kursa taksi ile giden Şayan teyze’ye bir gün taksi şoförü “Saçların ne kadar güzel !” demiş. Kimbilir şoföre neler söylemiş Şayan teyze, onunla da kalmamış kursu bırakmış. Annesi bu keskin ve kararlı tavırlarından ötürü Şayan teyzeye “KUN YIFÜEK” adını  takmış.

Kun bilindiği üzere Nart destanlarının ünlü kahramanlarından biri “füek” ise Abhazca “tüfek” demek. “Kun’un tüfeği” gibi imiş demek ki Şayan Teyze. Hata affetmiyormuş.  Bunu bana yeğeni Pasania-pha Nihal hanım anlatmıştı.

Gerçekten Kuarçiya-pha Şayan teyze, Sataney Guaşa, Gunda Pışdza, İnci Hanım gibi Abhaz tarihinin ve folklorunun pek çok kadın kahramanının sahip olduğu özelliklere sahipti. Üretken, çalışkan, etrafına ışık ve bereket saçan biriydi. En önemlisi eşine ve çocuklarına duyduğu derin sevgi ve saygıydı. Onun 95 yaşında iken bile torunlarına hizmet edişi unutulur gibi değildi.

Eşini çok seviyordu. Onun ölümünden sonra yaşama sevincini yitirdi. Ömer diyor başka bir şey demiyordu. Hatta bizlere de eşlerimiz konusunda nasihatlerde bulunuyordu.

O tam Abhaz kültürü ile yetişmiş bir kadındı. Abhazya’yı ve Abhazları çok seviyordu. En son gördüğümde bana “Apsnaa guxiaazgeyt –Abhazyalıları özledim” demişti. Ona biraz güzel havadisler anlattım Abhazya ile ilgili.

En önemlisi de Ömer amcanın yayınlanamamış kitaplarını dert ediniyordu. ”Parasını ben vereceğim, abaapsı Mahinur bunları sen yayınla !” diyordu. Onun sağlığında bu yayın işini başaramadık. Sonunda kitaplar kayboldu (Sözlükler).

Bilinçli ve aydın bir kadındı, eşinin tutku derecesinde bağlı olduğu Abhaz dili ve tarihi üzerine yaptığı çalışmalara sabırla katlanıyordu. Kendisine ayıracağı vakitleri bu işlere harcamasına zaman zaman kızsa da onun ölümünden sonra o emeklere duyduğu saygı ve sevgiyi onları koruma konusunda gösterdiği titizlik ile kanıtladı.

Nur içinde yatsın, Şayan teyzemiz Ömer amcamızın en büyük desteği olarak  kalbimizde hep yer edecek. Ruhu şad, mekanı cennet olsun.

 

 

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
papapha mahinur tuna
802 gün önce
Orhancığım,

Böyle bir aileyi tanıdığımız ve onlarla zaman geçirdiğimiz için çok şanslıyız. Bu toplumun lokomotifi sendin, hepimizi bu güzel insanlarla tanıştırdın, kendin de çalıştın bizi de çalıştırdın. Gerçekten o günlerde yapılan derlemeler ve tercümeler aynı hızla devam etseydik. Bu gün büyük bir kitaplığımız olurdu.
KOPSİRGEN oRHAN
804 gün önce
Mahinur Can:
Yazını okur iken gözyaşlarımı tutamadım.Ben ,rahmetlinin beşinci çocuğuydum.Rahmetli
Şayan teyze benim ikinci annemdi.Allah Ruhuna huzur ve sükun versin.Yazdığın için
teşekkür ediyorum.Ança bzira pşdzara ğapitrağat.
Yazarın Diğer Yazıları
494 gün önce
699 gün önce
1201 gün önce
1264 gün önce
1524 gün önce
1748 gün önce
1855 gün önce
1878 gün önce
1892 gün önce
İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
medi
haceri, simya , naturel , dogal , urun , organik sampuan , organik sivi sabun, organik dus jeli , organiMilliSavunmaYusufoğlu Makina ve Kalıp Sanayi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=