Lütfen bekleyin..
DOLAR
istanbul
20°
17 Ekim 2018, 00:39

Av. Rahmi Tuna

Rus Uçağının Türkiye Tarafından Düşürülmesi Sonucu Kafkasya İçin Gelişen Olaylar

13 Ocak 2016, 16:27

Rus Uçağının Türkiye Tarafından Düşürülmesi Sonucu 

Kafkasya İçin Gelişen Olaylar

 

                                                                                                                                                                                                       Av. Rahmi Tuna (Tuma)

 

       Sınır ihlali iddiası ile Rus Hava kuvvetlerine ait bir uçağın Türk Hava Kuvvetleri tarafından düşürülmesi sonucunda gerek hukuki açıdan, gerek uluslararası politika açısından, gerekse Türkiye ve Rusya arasında olmak üzere gelişen çok ciddi olaylara tanık olmaktayız.

         Olayın boyutları dünya basınında, Türkiye ve Rusya basınında sürekli tartışılmaktadır. Bu nedenle ben konunun bu tarafına bir nokta koyarak, bu olayın Kafkasya ve Kafkaslılar için doğurabileceği sonuçları ve alınmasını gerekli gördüğüm tedbirleri dile getirmeğe çalışacağım.

         Bilindiği üzere Rusya ile Türkiye ve Türkiye’nin ve Batı’nın ilişkileri tarihsel süreç içerisinde, sürekli olmak üzere bir rekabete, bir iniş çıkışa neden olmuştur ve halen de olmaktadır. Bu gün bile bir çok uzmanın görüşüne göre Batı güçleri başta ABD ve Avrupa olmak üzere Rusya Devleti’nin, Ukrayna, Kırım, Batı Kafkasya ve Gürcistan yoluyla bir kuşatmaya alınması gündemde olduğunu açıkça dile getirmektedirler. Buna karşılık Rusya Devleti’nin de kendi politik ve ekonomik çıkarları doğrultusunda hem Kafkasya’ya hem Suriye dahil Akdeniz’e kadar uzanan politikalarıyla, karşı bir strateji ve taktiği ortaya koymakta ve durum da iki karşıt gücün sürekli olarak karşı karşıya gelmesine neden olmaktadır.

Ben konuyu önce Abhazya açısından sonra Kafkasya’nın geneli açısından değerlendirmek istiyorum. Abhazya açısından konuya baktığımız zaman şu açık durumla karşı karşıya kalmaktayız.

1-    Abhazya ve Abhaz halkı Gürcistan’a karşı tamamen haklı olarak bir talebin red edilmesi sonucu, işgale uğradılar ve savaşa giriştiler. Bu savaş sonucunda da Abhazya bütün Gürcü muhalefetine karşı kendi kaderini tayin etme hakkını elde ederek, siyasal ve hukuk anlamında bir devlet olmuştur. Bu savaş sırasında Rusya’nın Abhazya’yı gerek ekonomik, gerek askeri, gerekse hukuki ve siyasal olarak desteklemiş olduğu bir gerçektir. Ayrıca bana göre Rusya’nın Abhazya’yı devlet olarak desteklemekte kendi çıkarı açısından zorunlu bir durumu da söz konusuydu. Zira Gürcistan Rusya Birliği’nden ayrılıp bağımsız hale gelince ilk yaptığı iş Batı’nın yanında tavır alarak bütün imkanlarıyla Batı oluşumuna girmiştir. Bu ise Rusya’nın gerek Ortadoğu ve gerekse Karadeniz politikasındaki egemenlik hakkının zedelenmesi sonucunu doğurabileceği bir durum yaratmıştır. Gürcistan’ın Batı oluşumunda yer almasına karşılık, Abhazya’nın Rusya desteği ile bağımsız bir devlet olması Rusya’nın Güney Kafkasya’daki varlığını ve politikasını koruması sonucunu doğurmuştur. Nitekim, 2008 yılında Gürcistan Güney Osetya’ya saldırınca, Rusya’nın hiç vakit kaybetmeden Abhazya’nın ve Güney Osetya’nın bağımsızlıklarını tanımış olması bunun bir ifadesidir.

Ancak, şunu da unutmamamız gerek, Abhazya Devleti bağımsız bir devlet olarak doğmuş olmasına rağmen, Birleşmiş Milletlerce devlet statüsü ile kabul edilmiş, tanınmış ve üye olması kararlaştırılmış bir devlet değildir. Azınlıkta olan bir devletler grubunun Abhazya’yı tanıması bu imkanı da sağlamamıştır. Bu durum Güney Osetya için de aynıdır.

Buna karşılık Gürcistan da her türlü imkanı ve Batıdan aldığı güçle Abhazya’nın ve Güney Osetya’nın Birleşmiş Milletler’ce kabul edilmiş bir devlet olmalarını engellemeye çalışmaktadır.

2-    Kuzey Kafkasya’daki duruma gelince; bu gün Kuzey Kafkasya’da kendi kendilerini yönetebilmek üzere kurulmuş olan cumhuriyetlerin tamamı Rusya Federasyonu bünyesinde yer alıp Rusya Federasyonu’na hukuken bağlı olan yönetim biçimleri ile idare edilmektedir. Her ne kadar Rusya federasyonu bu cumhuriyetlere kültürel yönetsel ve hukuki bakımdan idare imkanlarını tanıyor ise de, sonuçta bunların tamamının ortak kaderi, gerek politika, gerek hukuksal açıdan Rusya federasyonuna bağlıdır ve ona tabi olarak gelişmektedir. Kuzey Kafkasya’daki siyasi ve hukuki durum da budur.

3-   Kafkas insanı, ister Kuzey Kafkasyalı, ister Abhazya dahil Güney Kafkasyalı olsun, anavatanlarını yani Kafkasya topraklarını hiç bir zorlayıcı, baskı edici bir şartla ve şartlarla karşılaşmadan kendi istekleriyle terk ettiklerini hiç kimse savunamaz ve iddia edemez. Bu tarihsel gerçeği az veya çok Kafkas tarihiyle ilgilenen insanlar açıkça ve net olarak bilmektedirler ve bilmek de zorundadırlar. Burada gerek Kafkasya’nın iç sorunları gerekse Kafkasya’yı etkileyen politik hedeflerle ve menfaatlerle Kafkasya’ya bakan büyük güçler arasındaki politik rekabetleri tahrik ve teşvikleri herkes bilmektedir. Ayrıca yapılan savaşların hukuken haksız olduğunu da bu sebeplere eklemek gerekmektedir. Bu savaşların sonucu olarak Kafkas halkı önemli bir bölümü ile diaspora dediğimiz ülkelerde yaşamak zorunda kalmıştır. Diğer önemli bir bölümü de kendi anavatanda Rusya’ya bağımlı Rusya federasyonu içerisinde yaşayan halklar olarak yaşamlarını sürdürmektedir.

4-   Bu bölünmüş fakat aynı kanı taşıyan tarihi kadere sahip olan insanların birbirine ulaşmasını, görüşmesini engellemek ve buna başka menfaatler ve sebepleri kullanarak mani olmak savunulacak doğru bir yöntem ve sistem değildir. Biz gerek diaspora, gerekse anavatanda yaşayan insanlar olarak hiç bir şekilde bir terör örgütünde yer almayı veya insanımızın bir törer örgütüne sebep ne olursa olsun girmesini istemiyoruz. Ayrıca bu terör örgütüne giren insanların da bizim varlığımıza ve kimliğimize son derece zararlı olduklarını kabul ediyoruz ve etmeliyiz. Ayrıca, biz diaspora insanı olarak veya anavatanda yaşayan insan olarak birbirimizle görüşmeyi ve birbirimizi tanımayı, birbirimizi ziyaret edebilmeyi insani ve hukuki bir hak olarak düşünüyoruz ve böyle de düşünmeliyiz.

5-   Bütün bunların sonucunda, gerek Rusya Devleti’nin ve gerekse Türkiye Cumhuriyeti’nin konunun insani ve hukuki tarafını anlamalarını ve politika tespitlerinde bu durumu göz önünde bulundurmaları gerektiğine inanıyoruz.

6-   Sonuç  olarak, hiç bir terör ve şiddet olaylarına katılıma imkan verilmeden ve bunu istemeden kendi iradeleri ve istekleri dışında bölünmüş olan, bir bölümü ile anavatanlarında bir bölümü ile de diasporada yaşayan bu Kafkas halklarının siyasal kültürel ve insanı haklarının her iki devlet tarafından dikkate alınmasını oluşturacak politikaları buna göre belirlenerek göz önünde bulundurularak tesbip edilmesini her ki devletten talep ediyoruz. Bunun da gerek Kafkas toplumu, gerek Abhazya ve gerek Kuzey Kafkasya için insani bir hak olduğunu düşünüyor ve kabul ediyoruz.

Sonucu bağlamadan önce, gerek internette, gerek diğer basında yapılan olumlu olumsuz değerlendirmelerle ilgili bir kaç cümleyi de eklemek istiyorum.

a-    Yukarıdada değindiğim gibi Abhazya Bağımsız bir devlet olarak hukuk dünyasına doğmuştur.  Ancak, yine Birleşmiş Milletlerin karar ve esaslarına göre Abhazya Birleşmiş Milletlere üye kabul edilmemiş ve devlet niteliği Birleşmiş Milletlerce onaylanmamıştır. Tanıyan  az miktardaki devletin tanıması devlet vasfınını kazanmasına yeterli ise de uluslararası ilişkilerde eksik ve sıkıntı olduğu bir gerçektir. Ve Abhazya gerek kara sınırları gerekse deniz sınırları bakımından kuşatılmış bir devlettir. Bildiğim kadarıyla Rusya ve Gürcistan Karasularından geçmeden Abhazya’ya kara yoluyla deniz yoluyla gitmek mümkün değildir. Hava yollarına ise uzun zamandır Gürcistan’ın baskısı ile izin verilmemektedir.

b-   Türkiye tarihsel gerçeklerin tarafı olduğu ve bu gün çok miktarda Abhaz ve Çerkes vatandaşına sahip olmasına rağmen Abhazya’nın devlet olma niteliğini tanımamıştır. Aksine Abhazya’yı hiç bir şekilde devlet olarak kabul etmeyen Gürcistan ile hertürlü sıcak ve olumlu ilişkiyi geliştirmiştir.

c-    Bütün bu olumsuzlukların içinde Abhazya devlet olarak yaşamını sürdürebilmesi önemli derecede Rusya’ya bağımlı olarak sürdürmek zorundadır. Bu günkü coğrafi şartlar ve siyasi oluşumlar karşısında Abhazya’nın başka şartlarla başka şekilde varlığını sürdürmesi mümkün gözükmemektedir. Türkiye bile Rus uçağını düşürdüğü anda Rusya ile herhangi bir görüşme yapmadan önce Nato’ya müracaat ederek Nato’nun desteğini aldıktan sonra kendi politikasını ve gücünü ortaya koymaya başlamıştır. Abhaz yönetiminin almış olduğu kararlara yüzeysel olarak bakılınca eleştirelebilir hususlar bulunabilir.  Ancak, siyasi ve ekonomik imkanlar ve uluslararası hukuki duruma baktığımız zaman Abhazya’yı ve Abhaz yönetimini suçlamanın çok doğru olmadığını söyleyebiliriz.

 Bu nedenle politik tespitlerin yapılmış olmasında bölünmüş olan bu insanların ve bunların oluşturdukları kurum ve kuruluşların da görüşlerinin alınmak suretiyle tedbirlerin yumuşatılmasını saygı ile her iki taraftan talep ediyoruz.

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kuzey Kafkasyalı
1003 gün önce
Abhazya savaşında Rusya Abhazya'yı desteklemiş diyor yazar. Öyleyse, başta Ardzınba olmak üzere bilfiil cephede yer almış komutan, asker ve gönüllüler ve siyasiler yalan söylüyorlar. Yazılı ve görsel pek çok yerde yazarı yalanlayan ifadeler tarihe geçmiştir. Abhazya'nın yanında kim durmuş tarih bu gerçeği hakkıyla kaydetmiştir.
Semra Bulgurcu.
1003 gün önce
Ülkede binlerce cerkez abaza var nevarki bir araya gelip iktidara bir şey yaptiramiyor biz kendi içimizde bin parçaya bulunmuş durumdayiz buda çok aci ekonomik sorunlar yüzünden kimse haksiz davranışlara iktidarın ses çıkaramıyor.
Papapha Mahinur Tuna
1007 gün önce
Meral Hanım, benim kabahatim oldu. Rahmi Bey bilgisayarda yazmayı bilmiyor, ben yazarken bir satır atlamışım. Düzelttik. Orada kastedilen hemen "2008 yılında Gürcistan'ın Güney Osetya'ya saldırmasından sonra" için geçerlidir. Bunu herkes biliyor. Kaldı ki bu neticeyi değiştirmiyor. Bunu sizin daha iyi bilmeniz gerekiyor.
MERAL
1007 gün önce
Rusya Abhazya'yı 15 sene sonra tanıdı, siz bu 15 seneye hiç vakit kaybetmeden mi diyorsunuz ? 15 sene ağzı var dili yok, ambargo altında ne çektiğimizi unutamıyoruz ne yazıkki
İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
medi
haceri, simya , naturel , dogal , urun , organik sampuan , organik sivi sabun, organik dus jeli , organiMilliSavunmaYusufoğlu Makina ve Kalıp Sanayi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=