Lütfen bekleyin..
DOLAR
istanbul
23°
19 Haziran 2018, 11:19

Mahinur Tuna Papapha

Mihri Rasim Müşfik Açba Edebiyat ve Sanat ( 2 )

29 Aralık 2015, 15:46

Türkiye’nin ilk kadın ressamı Mihri Rasim Müşfik Açba hakkındaki biyografik kitabı yazarken dikkatimi çeken önemli konulardan biri de onun edebiyatçı ve sanatçı dostları oldu. Ressam Çallı ve Cem onun portresini yapmışlardı. Ömer Adil’in “Kızlar Atölyesi” adlı tablosundaki öğretmenin Mihri Hanım’dan başkası olmadığı kesindi. Sandalye ’de oturup öğrencisinin resmine bakan öğretmen Mihri Hanım’dı. Abdülmecit Efendi’nin “Sarayda bir Sanat Etkinliği”ni yansıtan tablosunda çello çalan Burhaneddin Efendi’nin yan tarafında, biraz geri planda oturan kadın da Mihri Hanımdı. Çünkü şair Nigar bu geceyi çok net bir biçimde anlatmıştı. Bu gecede Mihri Hanım’ın da orada olduğunu yazıyordu. Burhanettin Efendi Mihri Hanım’ın eniştesi sayılırdı. O tabloda Burhaneddin Efendi’nin arkasında dikilen hanımlardan biri Mihri Hanım’ın amcasının kızı olup Burhanettin Efendi’nin eşlerinden biriydi. Mihri Hanım ise piyano çalan hanımın resmini yapmak üzere orada bulunmaktaydı. Bu iki tablo Resim Heykel müzesinde karşılıklı duvarlarda asılıydı. Bir Ömer Adil’in tablosuna, bir Abdülmecid Efendi’nin tablosuna gidip bakıyordum. Her iki tabloda da Mihri Hanım zannettiğim kişiye defalarca ve çok dikkatli baktım. Bu iki kadının da aynı kadın olduğundan eminim, yanılıyorsam uzmanlar beni düzeltsin.

         Böyle öykü içinde öykü gibi düşündüğümüzde, Mihri Hanım’ın Ömer Adil ve Abdülmecit Efendi ile sanatçı dostluğu içinde olduğunu rahatça söyleyebiliriz. Bu dostluktan ne gibi eserler doğduğunu ise henüz söyleyemeyiz, bunun için en azından Mihri Hanım’ın saraya davet edildikten sonra kimlerin portresini yaptığını bilmemiz gerek.  Bütün bunları anlayabilmemiz için de,  daha önce Mihri Hanım’ın bilinmeyen, ama mutlaka olması gerektiğine inandığım tabloları ile ilgili yazdığım “Boş Kalan Çerçeveler” adlı makalede belirtilen tabloların, ortaya çıkması gerek.

         Mihri Hanım’ın yurt dışında da sanatçı ve edebiyatçı dostları vardı. Roma’da Renato Brozzi ve Gabriel D’Anninzio gibi. Ayşen Aldoğan bu sanatçı ve edebiyatçı dostlarının mektuplarını yayınlamak suretiyle onların arasındaki dostluğa biraz ışık tutmuş oldu. Bu mektuplar bana Mihri Hanım’ın D’Annnunzio ile pek öyle, gönül macerası yaşayabilecek kadar sıkı fıkı olmadığını gösterdi.

         Mihri Hanım’ın Türkiye’deki edebiyatçı dostları da incelenmeye değer. Başta Tevfik Fikret sonra Hüseyin Cahit Yalçın, Rıza Tevfik ve Cavit Yalçın ve diğerleri.  Murat Bardakçı da; “ Mihri Hanım İstanbul’un sadece erkeklere mahsus olan entellektüel çevresine girdi, İttihat ve Terakkinin lider kadrosu ile dostluk kurdu” diyor.

Mihri Hanım, Tevfik Fikret gibi “Atatürk’e ışık tutmuş bir şair” den ne gibi bir ışık almıştır, düşünmek gerek. Atatürk’ün sevdiği bu insanlık şairi nasıl bir adamdır?  Ona da bakmak gerek. Tevfik Fikret’e göre; dinsel devlet üzerinde “insan” yok, “kul” vardır. Osmanlı bir “vatan” değil, “mülk”tür. O halde ilk iş “mülk”ü  “vatan”,ümmet” i “millet”  yapmaktır. Atatürk bunu yapmıştır. Böylece “insan”ı yani “birey”i, “yurttaş”ı ortaya çıkarmıştır. Peki, Mihri Hanım ne yapmıştır?

         Mihri Hanım ile Tevfik Fikret’i bir gönül macerası içinde düşleyenler çoktur. Bu doğru mudur? Ben kitabımda bunun doğru olmadığını söylemeye çalıştım, fakat Tevfik Fikret hakkında yeni edindiğim bazı bilgiler bana acaba mı? Dedirtti. Hüseyin Cahit Yalçın “Edebiyat Anıları” nda ondan söz ederken; “Fikret yüksek kişilik sahibi biridir. O yaşayan bir ülküdür. Çok titiz, çok duyarlı, ahlak ve iyilik konusunda bir peygamber gibidir. Sigara içmez, alkollü içkilerden uzak durur, güzel şiir okur, tatlı konuşur, aslan gibi bir bedene ve çok sevimli bir yüze sahiptir. Güzel adamdır Fikret, ince ve duyguludur. İffetli ve dikkatli yaşar, aile yaşamına son derece bağlıdır. Bütün yüreğini eşine ve çocuğuna vermiştir. Bir gece bile evini bırakıp bir yere konuk gitmez. Öyle ki Tevfik Fikret ile Hüseyin Cahit yolda yan yana yürürlerken, Hüseyin Cahit onun sol tarafına geçse, hemen yer değiştirir. Hüseyin Cahit’i sağ yanına alır. Çünkü o tarafta kalp vardır ve bu kalp bütünüyle eşine aittir. Bununla beraber insanlar, Fikret de olsalar melek değildir. Fikret’in yaşamından geçmese de, düşlerinden, günah değilse bile, günahın gölgesi geçmiştir” der Hüseyin Cahit. Ve bir örnek anlatır; “Fikret’in “Rübab-ı Şikeste” adlı şiirinde  “Birinci Tesadüf”, “İkinci Tesadüf” diye başlıklar vardır. Bu şiirleri Fikret, Karlman Mağazası’nda çalışan bir satıcı kızdan esinlenerek yazar” der.

         Tevfik Fikret güzelliğe tutkundur. Bu evinin eşyasında, en küçük bir ayrıntıda bile kendini gösterir. Bir kır çiçeği onun odasında süslü bir demet gibidir. O Aşiyan’da oluşturduğu sıcak, şen ve dostluk havasında çevrenin kirliliğinden uzak geleceğe dair güzel umutlar besler. Mihri Hanım ve Fikret dostluğunun ortak noktalarına gelince, aralarında sadece edebiyat yoktur, Fikret de fırça kullanır. Güzele meraklı Fikret için Mihri Hanım birçok yönüyle güzeldir. Eh Fikret’in de melek olmadığını öğrendiğimize göre, aralarında bir gönül macerası geçmese de gölgesi geçmiş olabilir.

         Hiç kuşku yok ki Mihri Hanım resme olduğu kadar edebiyata da meraklıdır. Fikret’in onun şiirlerini nasıl yorumladığı hakkındaki düşünceleri anılara geçmiştir. Ayrıca Mihri Hanım da Atatürk gibi Fikret’ten ışık almıştır. Nasıl almıştır. Fikret umutsuzluk ve çaresizlik içinde sürüklenip giden bir ülkede baskı, bağnazlık, cehalet, ahlaksızlık, haksızlık, hırsızlık, vurdumduymazlık üzerine yıldırımlar yağdıran biridir. Bir ahlak ve cesaret anıtıdır, yurt sever ve devrimci bir adamdır.

         Mihri Hanım da kendi çapında öyle değil midir? Bir kadın ve bir sanatçı, bir öğretmen olarak yaptığı şeyler az mıdır? O günün koşullarına göre bir kadın olarak resim yapması bile başlı başına bir iştir. Birçok ilklere imza atmış olmasını tekrarlamaya gerek yok. Mihri hanım sanat için çıktığı o ince ve uzun yolu bile Fikret’ten esinlenerek tanımlamış “Sanatçının yolu yürüdükçe uzar” demiştir. Mihri Hanım bir bakıma Fikret’in edebiyatta yaptıklarını sanatta gerçekleştirmiştir.

         Mihri Hanım’ın diğer arkadaşı Hüseyin Cahit’e gelince; bazıları onunla da bir gönül macerası aramaya çalışmış ve benzeri söylentiler çıkarmıştır. Bu biraz bizim toplumun “ateş ve barut” sendromundan kaynaklanmış gibi görünüyor. Aslında Hüseyin Cahit de günün edebiyatçısı olmasının yanı sıra, gücünü siyasal yaşama adamış bir özgürlük savaşçısı, inanç sözcüsü, demokrasi kahramanı, bir direniş gücü, hak dövüşçüsü, gerçeklerin savunucusu olmak gibi özelliklerden ötürü Mihri Hanım’ı mutlaka etkilemiştir. Gerçi düşünceyi bir boksör eldiveni gibi kullandığı söylense de, yurda batılı anlamda düşünce tohumlarını ektiği inkâr edilemez. Mihri Hanım da öyle değil midir? Hangi kısıtlamalara pabuç bırakmıştır? Daha çocuk yaşta ailesinin tepkisine karşın yurt dışına gidip resim eğitimi almış, giyim kuşamında, hal ve tavırlarında modern bir kadın olarak yaşamıştır. Şişli’deki evini bir sanat evi gibi kullanmış. Zamanın edebiyatçı ve sanatçılarını burada toplayarak edebiyat ve sanat sohbetleri yapmış, tam Batı standartlarında bir yaşam tarzını benimsemiştir. Sonunda buna hazır olmayan çevre ve aile baskısı, yuvasının dağılmasına neden olmuştur. 

         Mihri Hanım düşünce yapısı, yaşam tarzı, sanatsal gücü ve yetenekleri bakımında sıradan bir kadın değildir. Onun sınırları, değil dört duvar arasını, ülke sınırlarını bile aşmıştır.

         Mihri Hanım için eş, dost, arkadaş deyince elbette o kişinin kadın ya da erkek oluşu değil, belli bir birikime sahip olup olmayışı akla gelir. Mihri Hanım’ın dostlarından onun nasıl bir çizgide olduğu gayet iyi anlaşılmaktadır. Onun sanatçı ve edebiyatçı dostları kuşkusuz aynı duygu, düşünce ve kişiliğe sahip insanlardır. Bu da onun dünya görüşünü, kişiliğini anlamamızı sağlayan önemli bir faktördür.

 

Not: Bu eski makalelerim herhangi bir yerde yayınlanmamış olduğundan, bu konuda araştırma yapan gençlere yardımcı olur kanısıyla burada paylaşmak istedim. 

Mahinur Tuna Papapha Aralık 2007, İstanbul

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
547 gün önce
753 gün önce
868 gün önce
1254 gün önce
1317 gün önce
1577 gün önce
1801 gün önce
1908 gün önce
1931 gün önce
1945 gün önce
İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
medi
haceri, simya , naturel , dogal , urun , organik sampuan , organik sivi sabun, organik dus jeli , organiMilliSavunmaYusufoğlu Makina ve Kalıp Sanayi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=