Lütfen bekleyin..
DOLAR
3,8101 % 0,93
istanbul
20 Ocak 2018, 10:05

Ece Trapsh

ANTİK DÖNEMDE ABHAZYA VE ANADOLU ARASINDAKİ İLİŞKİLER

09 Temmuz 2015, 00:46

Abhazya konumu, doğa ve tarihsel özellikleri ile eski çağlardan günümüze kadar önemli bir merkez olmuştur. Bu özellikleri ile birçok araştırmacı ve gezginin ilgisini çekmiştir. Yalnız yakın tarihte değil geçmiş yüzyıllarda da Abahazya ile ilgili birçok araştırma yapılmış ve yazılmıştır. Yakın tarihte Abhazya tarihi ile ilgili ilk araştırmaları Fransız denizci De Lya Motrei yapmıştır. Bize antik Dioskuria kentine ait birçok bilgi bırakmıştır. İlk arkeolojik çalışmalar ise 1886 yılında Moskovalı bilim adamları V.İ. Sizov ve N.İ. Nikitin tarafından, Abhazya’nın başkenti Sohum ve çevresinde yapılmıştır. İlk Abhaz arkeolog M.M. Trapş , arkeolojik araştırmalarına ilk olarak Kulanırhoa köyünde başlamıştır. Yaptığı çalışmalarla Abhazya ‘nın 2600-2700 yıl öncesine ait arkeolojik verilerini ortaya çıkarmıştır. Abhazya ile ilgili bilgileri, günümüzde yapılan arkeolojik araştırmalar dışında antik Yunan ve Roma dönemlerine ait yazılı kaynaklardan da öğrenmekteyiz.

Tüm bu eski ve yeni kaynaklar ışığında Abhazya’nın önemli bir ticaret merkezi olarak Anadolu ile de ilişkide olduğunu görmekteyiz. Bilindiği gibi Anadolu coğrafi konumu nedeni ile her zaman önemli bir geçiş merkezi olmuş ve birçok kültürü içinde barındırmıştır. Deniz aşırı bölgelerden Kafkasya’ya yapılan ticaret için ilk geçiş merkezi Anadolu topraklarıdır. Bu ticari faaliyetin Kafkasya’nın kuzeyine dağılımı ise Abhazya’dan geçen önemli ticaret yolları ile sağlanmıştır. Anadolu’nun özellikle Karadeniz kıyısındaki kentleri ile Abhazya’nın sahil kentleri arasında her dönemde kültürel ve ticari ilişkiler olmuştur. Anadolu’da üretilen birçok materyal Abhazya’da ele geçtiği gibi Abhazya’da üretilen malzemeler de Anadolu’da görülmektedir. Bunlara özellikle sikke, amphora ve seramik buluntuları örnek gösterebiliriz.1

Antik çağda Doğu Karadeniz sahillerinin kültürel yapısını tanımlamak için kullanılan en yaygın ifade Kolkhida terimidir. Bu terim en az bin yıllık bir zaman diliminde geçerliliğini korumuştur. Karadeniz’de Kolkha isimli bir ülkenin varlığından ilk bahseden en eski yazılı belge ,İ.Ö. 764 yılında Urartu kralı olan Sarduri II nin dönemine ait bir kitabedir. Pseudo-Skylax’ın coğrafya kitabına göre ( yaklaşık İ.Ö. 335 ) Kolkhida ülkesinde kuzeyden güneye Dioskuria – Sohum, Gyenos – Oçamçıra ( Abahazya’nın kentleri ), Phasis – Poti ( Gürcistan kenti ) isimli Yunan koloni kentleri ile Gyenos, Kherobios, Khorsos, Arios, Phasis isimli akarsular bulunmaktadır. Ayrıca Phasis nehrinden

1-A.M.Zehiroğlu, Antik Çağda Doğu Karadeniz, İstanbul, 2000

30-35 km iç kısımdaki büyük bir kentten söz etmektedir.  Bazı araştırmacılar bu kentin antik Kolkhida kenti olabileceğini düşünmektedir. 2  

      Antik dönemde Kolkhida ülkesi Yunan ve Pers kültürleri ile de etkileşim içindedir.  Heredot, Pers kralı Kserkses’in Yunanistan seferine katılan bir Kolkhis birliğinden söz eder : "Kolkhalıların ağaçtan yapılmış miğferleri, küçük kalkanları, kısa mızrakları ve eğri kılıçları vardı".

İnanç alanında bölgeye baktığımızda yerel, paganist öğeler dışında güneş tanrı ve ana tanrıça kültlerinin de bölgede etkili olduğunu görüyoruz. 1977 yılında Sohum’da yapılan arkeolojik kazıda bir ana tanrıça" Demeter" figürini bulunmuştur. Ana tanrıça yüksek bir tahtta oturmakta ve başında kalaf dediğimiz yüksek başlığı taşımaktadır. İ.Ö. VI-V yüzyıllara tarihlenen figürinin benzeri o güne kadar Karadenizin Kafkasya kıyılarında hiçbir yerde görülmemiştir.3 Ayrıca Helios, Apollon, Artemis ve Athena da Kolkhidalılar için önemli olmuştur. Kuban nehri havzasında bir höyükte bulunan gümüş bir kap üzerinde “ Ben Phasis’de bulunan tanrı Apollon’un kuluyum “  ifadesi yazmaktadır. Bu esrin Kolkhidalı bir sanatkarın eseri olduğu tahmin edilmektedir.

Antik döneme ait Kolkhida çanak çömleklerinin çokluğu ve yaygınlığı bölgede ekonomik yapının üst düzeyde olduğunu göstermektedir ve önemli bir ticaret ürünüdür. Kolkhida çanak çömleği Anadolu, Yunanistan, Don nehri havzası ve Karadeniz kıyılarında ele geçmektedir. Kolkha kültürüne ait arkeolojik buluntular bu kültürün yüksek bir seviyede olduğunu, merkezi otoritenin güçlü olduğunu gösterir.

Hellenistik dönemde de Kolkhida krallığı Karadenizdeki bağımsızlığını korumuş ve Büyük İskender’in seferlerinden etkilenmemiştir. Bu döneme ait Kolkhida sikkeleri de ülkede merkezi bir otoritenin olduğunu göstermektedir. Büyük İskender döneminde ve İ.Ö.323 yılında Büyük İskenderin ölümünden sonraki dönemlerde de sikke üretimi devam etmiştir. Ayrıca sahte Makedonya sikkeleri basmışlardır. Bu sahte sikkeler Kuzey Kafkasya’dan Orta Avrupa’ya kadar geniş bir alanda kullanılmıştır.

İ.Ö. 6.yy da kurulan Yunan koloni kenti Dioskuria ise bu dönemde kendi sikkelerini

2-A.M.Zehiroğlu, Antik Çağda Doğu Karadeniz, İstanbul, 2000

3- М.К.Хотелашвили, А8сны А0оурых А8хьаразы Ашъйъы, Айъа, 2010

basmakta idi ve bölge ticaretinin en önemli merkezi idi. Dioskuria’daki tüccarlar kadrolarında 130 çevirmen bulundururlardı. Çünkü farklı diller konuşan 300 kabile ticaret için buraya gelmekte idi. Yunan tarihçisi Polybius eserinde Yunanista ile Karadeniz arasındaki ticari ilşkilerden bahseder. Karadeniz büyükbaş hayvan ve köle kaynakları açısından zengindir. Diğer önemli ürünler bal, balmumu ve tuzlanmış balıktır. Yunanlılar da bölgeye zeytin yağı ve şarap ihraç eder. Ayrıca Anadolu’nun Yunan koloni kentleri Sinope, Amissus, Trapezus  ile kültürel ve ticari alandaki ilişkiler bu dönemde de önemini korumuştur. Dioskuria antik kentinin Hellenistik dönem buluntuları  da bunu göstermektedir. Dioskuria kentinin İ.Ö. 3., 2., 1.  yüzyıllara ait kültür katmanlarında Sinop amphoraları, Bergama seramiği, Megara sahanları, Kolkhida küpleri bulunmuştur. Abhazya ve Karadeniz arasındaki ilişkileri kanıtlayan diğer bir buluntu grubu da Sinop sikkeleridir. Bu sikkelerin Abhazya’da ele geçmesi Sinop’un Kuzey Karadeniz ticaretindeki önemini de vurgulamaktadır. Büyük İskender ve haleflarine ait bu Sinop sikkeleri Dioskuria, Eşıra, Gagra, ve Sohum bölgesinde yapılan arkeolojik araştırmalarda ele geçmiştir. 4

Aşağıda gördüğümüz Sinop sikkeleri 1972 yılında Eşira’da yapılan arkeolojik kazılar sırasında bulunmuştur.     

Sikkenin ön yüzünde sola dönük nümphe betimi yer alır. Arka yüzünde gemi pruvası betimi yer alır. Üzerindeki yazı okunamamıştır. İ.Ö.III.yüzyılın başına tarihlenmektedir. Triobol.

4- G.K. Şamba, Abhazya’nın Arkeolojik Eserleri, İst., 2008

1948 yılında Sohum’da bulunmuştur. Ön yüzde başı sola dönük nümphe betimlenmiştir. Üçlü bir küpe takmaktadır. Arka yüzde pençeleri ile iki yunusu yakalayan kartal betimi yer almaktadır. Yaklaşık olarak İ.Ö.360-320 yıllarına tarihlenmektedir. Drahmi.

Sikkenin ön yüzünde İskender’in başı betimlenmiştir. Arka yüzde tahtta oturan Athena Pallas betimlenmiştir. Sağ eli ile zafer tanrıçası Nike’yi tutmaktadır. Lusimakhos dönemine ait altın stater, Afon’da bulunmuştur.5

5- C.M.Шамба, О Чем Говорят Монеты, Сухум, 1982

Sohum’da bulunmuş Kolkhida amphoralarına bir örnek. Amphora İ.Ö. IV-III. yüzyıllara tarihlendirilebilir.

 

 

 

 

Sohum kentinde ele geçirilen geç antik döneme tarihlenen, geniş silindir boyunlu ve sivri dipli Sinop kökenli amphoralar.

 

 

 

Geç antik döneme tarihlenen Sohum kentinde bulunmuş Sinop üretimi bir kap örneği.6

6- М.М.Трапш, Древний Сухуми, Сухум, 1969

 

BİBİLİYOGRAFYA

M.M. Трапш, Древний Сухум, Сухум, 1969

C.M.Шамба, О Чем Говорят Монеты, Сухум, 1982

 М.К.Хотелашвили, А8сны А0оурых А8хьаразы Ашъйъы, Айъа 2010

 C.Шамба, Монетное Обращение на Территории Абхазии, Тибилиси, 1987

Саратовского университета, Греческие Амфоры, Саратон, 1992

G.K. Şamba, Abhazya’nın Arkeolojik Eserleri, İst., 2008

A.M.Zehiroğlu, Antik Çağda Doğu Karadeniz, İstanbul, 2000

 

Трапш Гюль Эдже Эрдаловна

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Belgin Erkaymaz Aydın
887 gün önce
Ece'ciğim ABHAZ tarihini araştırdığın ve bizlerle paylaştığın için çokkkk teşekkürler ,emeğine ve kalemine sağlık ...
EROL KILIÇ KUTALIA
926 gün önce
Tebrik ediyot,kutluyor,alkisliyorum. Emeğinize,kalemininize saglik.
Papapha Mahinur Tuna
926 gün önce
Çok teşekkürler sevgili Ece Abhaz tarihi için çok önemli bir boşluğu dolduruyorsunuz. Rahmetli Beyguaa Ömer Büyüka bir halkın tarihi için arkeoloji ve etimolojinin çok önemli olduğunu söylerdi. Sizin bu güzel çalışmalarınız hissediyor ve ruhu şad oluyor.
İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
medi
haceri, simya , naturel , dogal , urun , organik sampuan , organik sivi sabun, organik dus jeli , organiMilliSavunmaYusufoğlu Makina ve Kalıp Sanayi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=