Lütfen bekleyin..
DOLAR
istanbul
19°
20 Ekim 2018, 14:46

Bilal Hasarokov

Abazaşta'ya Pencere Açmak

10 Şubat 2015, 13:39

Abazaşta’ya pencere açmak

I.Petro’yu “Avrupa’ya pencere açan” çar olarak tanıyoruz. Orhan Kopsergen ise atalarının memleketi olan “Abazaşta’ya pencere açan” ilk kişi olmuştur. Zor olarak bilinen 1968’lı yıllarda bunu yaparak toplum için gerçekten büyük bir başarıya imza atmıştır.

1997 yılında röportajlardan birinde ünlü Abaza yazar ve halk şairi Cemuladin Laguçev, Orhan Kopsergen’in hikayesini bana anlattı:

“1967 yılında ben henüz milli gazetenin editör yardımcısıyken gazete editörü Hamid Jirov, Türkiye’den bir mektup aldı. Mektubu yazan Orhan Kopsergen idi. Mektup Abaza dilinde yazıldı. Türk Abazalarının yazma dilinin olmadığını, ana dilinde okuma yazma bilmediklerini çok iyi bildiğimizden dolayı mektubun Abaza dilinde olduğunu görünce çok şaşırdık. Orhan’ın Türkiye'de SSCB Büyükelçiliğinde Abaza dili ders kitaplarını alıp tek başına okuma yazmayı öğrenmek için çalıştığını daha sonra öğrendik. Sadece okuma yazmayı değil ana dilinde şiir yazmayı bile öğrendi. Bu mektup sayesinde gazetemiz, okurlarımıza Kafkasya savaşının acı anlarını, Abazaların Türkiye’ye göç sürecini hatırlatmış oldu. Abaza yerleşim yerlerinde okurlarımızla görüştüğümüzde muhacirlerin torunlarından, Orhan Kopsergen’den ve onun mektubundan bahsettik. Hamid Jirov bizi teşvik etti ve biz, Abaza yazarları, Orhan ile yazışmaya başladık. Ben de onunla yazıştım.

1971 yılında SSCB yazarlarının heyetine katılarak Türkiye’ye gitme imkanım oldu. O gezi sırasında Orhan ile ilk kez buluştuk, Türkiye’de yaşayan Abazaları konuştuk, birçoğunun memleketlerine dönmek istediğinden bahsettik. Heyetimiz geri dönmek üzereyken beni uğurlamak için havalimanına gelen Orhan ile beraber bir takım genç geldi. Göz yaşlarını tutamadılar. Benim de gözlerim doldu…”

Kısa bir süre önce muhacirlerin torunları, Adıge, Karaçay-Çerkesya ve Kabarda-Balkarya’yı ziyaret ettiler. Bu ziyaret sırasında efsanevi Orhan Kopsergen (Türkiye’deki ismi Orhan Baran) ile tanışma fırsatım oldu. “Alaşara” çalışanı Murat Mukov, Orhan’ın Karaçay-Çerkesya’ya geldiğini bana söyledi ve biz hemen onunla beraber görüşmeye gittik. Önce heyet üyelerinin kaldıkları “Adiyuh-Palace” otelinde sohbet ettik. Daha sonra Orhan’ın uzun yıllardır irtibatta olduğu Psıj’lı Kopsergen ailesi, Orhan’ı eşi ile beraber evlerine davet ettiler. Biz de evlerini ziyaret edip daha yakından tanışabildik ve uzun uzun sohbet edebildik. Abaza gazetesine gönderdiği ilk mektubu hatırlayıp hatırlamadığını merak ettim.

- Yazarların mektupları hala sizde mi?, diye sordum.

Gerçekten o mektupları okumak için can atıyordum. Orhan, cevap olarak tüm hikayeyi anlattı:

– Aslında bu mektupları benden polis aldı. 1971 yılında oldu. Gazetecilik fakültesinin ikinci sınıf öğrencisiydim (daha önce Orhan, hukuk fakültesini bitirdi). Öğretmenim, Kafkasya ile ilgili tez yazmamı istedi. Tez yazarken Kafkasya’lı olduğum için SSCB Büyükelçiliğinin kütüphanesinden alabileceğim kitabı kullanmamı tavsiye etti. Ben de büyükelçiliğe başvurdum ve kitabı alabildim. Fakat kütüphaneden eve giderken beni polis durdurdu, kimliğimi kontrol ettikten sonra kitabımı sordular. Kitabımın ilk sayfasında Lenin’in portresi vardı. Beni devlete karşı faaliyetten dolayı göz altına alıp evimde arama yaptılar. Arama yaparken mektupları buldular ve onları da aldılar. Birkaç gün beni göz altında tuttuktan sonra öğretmeninin verdiği ödevi yapan sıradan bir öğrenci olduğumu anlayınca serbest bıraktılar. Fakat kitabı geri vermek istemediler. Israrla SSCB Büyükelçiliğinin kitabının olduğunu ve geri vermem gerektiğini anlatmaya çalıştım. Öğretmenime tezimi getirdiğimde tüm maceramı anlattım. Ama çok ciddiye almadığını düşünüyorum. Beni dinledikten sonra sadece güldü…

… Daha sonra Türkiye tarihi ile ilgili sorularımı sordum, özelikle 1971 yılında olan bitenleri merak ettim. O dönemde ülkedeki durum çok gerginmiş. O yılların olayları ile ilgili birkaç satır: “1970’lı yıllarda siyasi kriz dönemi başladı. Ak Parti 1969 yılında seçimleri kazandı, fakat daha sonra Demirel’in hükümeti öğrencilerin, işçilerin isyanları, solcularla sağcıların terörist eylemleri ile karşılaştı. 1971 Mart ayında askeri darbe teşebbüsünden dolayı hükümet istifa etti. Olağanüstü hal ilan edildi ve 30 ay boyunca Türkiye’de birkaç koalisyon hükümeti değişti (www.easttime.ru).

Orhan ile detaylı konuştuğumuz diğer konu ise diaspora çocuklarının Abaza dilini öğrenme konusuydu. Söylediğine göre her şey çok kolay değildi.

– Şu an anadilimizi öğrenme fırsatını sunan bir yasa kabul edildi, diye dile getirdi Orhan.

– Fakat aynı anda nüfus göç sürecinden dolayı okulların öğrenci sayısı artıyor. Köylerde çok az okuyan çocuk var ve birçok çocuk ilçe okullarına gitmek zorunda. Bir çocuğun anadil dersini alabilmesi için velilerinin eğitim kurumlarına başvurması ve oradan onay alması lazım. Ayrıca anadili öğretmek için yeterli niteliklere sahip olan öğretmeni de veliler tarafından bulunacak. Sürecin zor olduğundan dolayı anadilini öğrenmek isteyen öğrenci grubunu oluşturmak kolay olmuyor.

Orhan, bu sıkıntılara çözüm bulmak için elinden geleni yapıyor ve hatta kendisi öğretmen olmaya hazır olduğunu dile getiriyor.

Türkiye’nin Abaza köylerine giderek dil ve etnografya gezisinin yapılması gerektiğinden bahsettik. Orhan: – Çok güzel bir fikir. Heyet üyelerini bizzat gezdirebilirim. Ayrıca bu fikri sevecek arkadaşlarım da bize yardımcı olacaklardır, – diye konuştu.

Bilal Hasarokov,

“Abazaların Ülkesi”

Поделиться в соц. сетях

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
851 gün önce
İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
medi
haceri, simya , naturel , dogal , urun , organik sampuan , organik sivi sabun, organik dus jeli , organiMilliSavunmaYusufoğlu Makina ve Kalıp Sanayi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=