Lütfen bekleyin..
DOLAR
3,7859 % 0,31
istanbul
23 Ocak 2018, 08:43

Mahinur Tuna Papapha

Makedonya'daki Abhazlar

22 Aralık 2014, 16:20

MAKEDONYA’DAKİ ABHAZLAR

         Yazan: B. E Sagaria

                Sohum, 1996

        Çeviri. Papapha Mahinur Tuna

 

 

Yazardan

Bu kitapçık ilk kez 1991 yılında “Abhazya ve Abhazya Cumhuriyeti” adlı gazetelerde kısa bir makale biçiminde yayınlandı. Yazar bunu biraz daha genişletip yayınlamak istiyordu. Ancak Gürcü faşistleri Abhazya’ya silahla saldırınca, yazar bu amacına ulaşamadı. Topladığı tüm materyaller Abhaz Enstitüsü’ndeki arşivlerle birlikte düşman tarafından cayır cayır yakıldı.

Şimdi yangından arta kalan bir iki kaynaktan yararlanarak hazırladığımız ve okuyucuya sunduğumuz bu küçük kitap, pek çok eksiği olmasına karşın okuyucunun ilgisini çekeceği umudundayız.

Bu kitaba Rusça olarak yayınlanmış bazı dokümanları da eklemiş bulunmaktayız.

 

                   MAKEDONYA’DAKİ ABHAZLAR

         Daha önce Osmanlı Rus savaşları nedeniyle Abhazya’dan Türkiye’ye sürülen Abhaz göçmenler 19. yüzyılın ikinci yarısında, yani 1922 yılında bir kez daha sürülerek Yunanistan’a, Makedonya’ya gönderildi.

         Bunun nedeni Mustafa Kemal’in önderlik ettiği devrim hareketiydi. Ancak burada Abhazlar için bir talihsizlik oldu. Ne yazık ki bir kısım Abhaz bu hareketi kavrayamadı, Abdülhamid yanlısı tavır takındı. Diğer kısmı Mustafa Kemal’in yanında yer aldı. İşte Rauf Orbay bunlardan biriydi. Devrim başarıyla sonuçlanınca birbuçuk yıl Başbakanlık yaptı, fakat görevini tamamlayamadan ayrıldı. Mustafa Kemal’le Padişah arasında kaldı. On yıl sonra da Türkiye’den sürüldü. Prof Dzidzerya’nın yazdığına göre Rauf Orbay, Abhazların Aşharıwa boyundandı, diplomat S.İ Aralov ise onu Çerkes kabul ediyordu.

         O sırada ortaya çıkan Türk-Yunan savaşının nedeni İngilizler ve Padişahtı. Böylece padişahlık sona erdi. Padişah yanlısı Abhazlar da Türkiye’yi terk edip Yunanistan’a gitmek zorunda kaldı. Oraya yerleşen Abhazlar sovyet devriminden sonra anayurtları Abhazya’ya dönmek istediler. Ancak Abhazya o dönemde Menşeviklerin işgali altındaydı. Abhaz Halk Sovyeti’nde bulunan A.Çoçwa, A. Çukbar, D.Gulya, S. Basarya, M.Tarnaa gibi bazı temsilciler birkaç kez, bu Abhaz göçmenlerin anayurda dönmek istediklerini gündeme getirdiler. Bu sorunun çözümü nedeniyle 1918 yılında Batum’da bir toplantı yapıldı. Abhazya’dan Anton Çukbar, Grişar Zuhba, Simon Basarya, Hoçuna Gitsba, Andrey Çoçwa,  Kiagua Kuyt, Türkiye’dan Miktad Maan (Maan Mithat), Süleyman Bganba, Hasan Bütba gibi delegeler katıldı. Özellikle de Abhaz göçmenlerin anayurda döndürülmesi konusu üzerinde duruldu. Ancak o günkü koşullar nedeniyle bu sorunu çözecek merci bulunamadı. O döneme ilişkin sorunlar hakkında A. Çoçwa ve G. Dzidzerya’nın bazı çalışmaları var.

         Bilindiği gibi Menşevikler 1918 yılında Abhaz Komünü’nü kapattılar. Bütün Abhazya’yı egemenlikleri altına aldılar. Ondan sonra Türkiye’deki Abhazlar bir gemi dolusu asker toplayıp Kudurta (Kodor) vadisinde “Apsha Yıdzix” şimdi “Tsıquırgil” denen yerde karaya çıktılar. Gayeleri Abhazya’yı korumak ve kurtarmaktı. Ancak general Mazniyev buna izin vermedi. Gelenlerin bir kısmını tutuklayıp kalanları geri sürdü.  Abhazya’dakilerin, özellikle Cigerdalıların evlerini yakıp yıktılar, halkını da hapse attılar.

         1920 yılının Haziran ayında Sohum’da büyük bir aydınlar toplantısı yapıldı. Bu toplantıda Türkiye’den gelen prof. Mustafa Butba’da bulunuyordu. Bu toplantının amacı anayurt dışındaki Abhazların anayurda dönmelerini sağlamaktı. Burada bir komite oluşturuldu. Bu komitenin üyeleri arasında Andrey Çoçwa, Dırmit Gulya ve Grişa Zuhba bulunuyordu. İstanbul’daki Çerkes Teavün Cemiyeti’ne bir mektup gönderildi. Fakat ne yazık ki Abhazya’daki Abhazların sürgündeki kardeşleriyle görüşmesi, yardımlaşması, Abhazya’ya dönmesi gibi konular menşeviklerce kesinlikle yasaklandı. Hatta o dönemde boş kalan Abhaz topraklarına kendi halklarından insanlar getirilerek yerleştirildi. Bunun en güzel kanıtı Apsnıqapşı gazetesinde yayınlanan “Akitap No. 18” dir.

         Abhazya Sovyet egemenliğine geçtikten sonra Abhaz göçmenlerin geri dönüşü yeniden gündeme geldi. Makedonyalı Abhazlardan ilk kez 1924 yılında haber alındı. Halis Darıkua adında biri Nestor Lakoba’ya gönderdiği mektupta, babası Çapyak’ın anılarından da yararlanarak Makedonya’ya nasıl sürüldüklerini anlattı. Halis’in dediğine göre babası Çapyak ve Nestor Lakoba tanışıyorlarmış. 1921 yılında Efreim Eşba, Nestor Lakoba gibi bir grup Abhazla birlikte Lenin’in verdiği görevi yerine getirmek üzere Türkiye’ye geldiklerinde karşılamışlar.

         Bu kitapta açıkça Abhazların Türkiye’den çıkmaktan başka çarelerinin kalmadığı anlaşılıyor. Halis’in yazdığına göre ortam oldukça bozuk “Biz atalarımızın bırakmak zorunda kaldığı topraklara geri dönmek istiyoruz. Sovyet egemenliğinden rica ediyoruz. Biz Makedonya ve Türkiyede’ki Abhazların geri dönmesine izin verin.”

         Bir yıl sonra 30 Eylül 1925 de tekrar Abhazya’ya bir dilekçe gönderdiler, dilekçede şunlar yazıyordu.

         “İşte Türkiye’den geleli üç yıl oldu. Makedonya’da geçirdiğimiz üç yıl  bizim için açlık, sefalet ve rezaletlye dolu geçti. Buranın havasına bile alışamadık. Zaten daha Türkiye’de iken gözümüz arkadaydı. O güzelim dağları, tertemiz köyleri, oranın havasını suyunu hatırlamadığımız gün yoktu. Bu gün Abhazya bağımsız bir devlet durumunda. Biz de orada yaşayan kardeşlerimiz gibi ata topraklarımızda, kimsenin boyunduruğu altında kalmadan yaşamak istiyoruz. Bu nedenle Yunanistan’ın Kaylarya köyünde 28 Eylül 1925 tarihinde bir toplantı yaptık . 700 Abhaz geri dönmek için bir dilekçe yazdık ve imzaladık. Abhaz Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nden rica ediyoruz, 700 kişiyi olduğu gibi Abhazya’ya kabul edin. “

         Bu dilekçenin altına Makedonya’da yaşayan 16 Abhaz imza attı. Bunların arasında Koğonia Cemal, Sımır Kadır, Arışba Ferhat, Haraziya Noh, Açinba Mahtı, Şamı Harwın, Akaliğba Mahmut, Ayüdzı Hafız, Arzınba Bekir gibi isimler vardı.

         Makedonya’daki Abhazların bu dilekçesi 28 Temmuz 1926 yılında gündeme alındı. Gündem No: 50710. Bu konuyla ilgili toplantıda N. Lakoba bir konuşma yaptı. Ancak, bu konuşma metni elimize geçmedi. Bu gündemi esas alan 13 temmuz 1926 günü yapılan oturumda şöyle bir karar alındı:

         “Abhaz Ulusal Sovyet Komiseryası bu yıl 28 Temmuzda bir karar aldı, buna göre Partinin Oblast Komitesi Başkanılığı Makedonya’daki  Abhazlardan 170 hanenin Abhazya’ya getirilmesi gerektiğine ve konunun Gürcistan Parti Komitesince de kabul edilerek onanmasını rica ediyoruz.”

         Daha sonra Lakoba’nın Gürcistan’a gönderdiği mektupta ise şöyle yazıyordu:

         “.... bu sorunla ilgili Abhaaz halkınını komiserleri sovyet arkadaşları Sergo Orjonikidze, Litvinov, OGPU idarecileri ile birlikte görüşmeler yaptı.  Makedonyadaki Abhazların geri dönüşüne pransip olarak karşı çıkmadılar.”

Bu sorun Gürcistan Komünist Partisi’nin Merkezi Komitesine de iletildi ama orada gerektiği biçimde ele alınmadı. O yazıda N. Lakoba Abhaz göçmenlerin durumu hakkında geniş bilgi veriyordu. Bazı Türk kaynaklarına göre Türkiye’de 300.000 Abhaz varmış. Yine Lakoba muhaceretteki Abhazlardan söz ederken orada bilmediğimiz pek çok üst düzey görevliden de söz ediyordu. Örnek verecek olursak Denizcilik Bakanı Hurşit paşa, Başbakan Rauf Bey, Mareşal Fuat Paşa, ünlü tarihçi, dilbilimci ve profesör Yusuf İzzet Paşa, Prof. Aziz Meker Bey, tanınmış devrimci Tosif Bey, ünlü ressam Bartsıts ve daha başkaları da vardı. Bunların hepsinin kimler olduklarını ve gerçek soyadlarının ne olduğunu şimdilik tam bilmiyoruz.”

         Nestor Lakoba bu göçmenler konusunda sonuç olarak şöyle  yazıyordu: ”Yukarıda sözünü ettiğimiz Yunanistan’daki 170 hanelik bu göçmen grubunun aile fertlerinin fazla kalbalık olmaması, gidecek başka bir yerlerinin bulunmaması, oldukça kötü koşullarda yaşamaları nedeniyle bu göçmenlerin Abhazya’da yaşayan akrabalarının da göçmen kardeşlerine karşı görevlerini yerine getireceklerini düşünerek, Ulusal Abhaz Komiserya’sının söz konusu göçmenlerin talebini karşılayabileceğini ve onlara Abhazya’ya dönme izni vermeye yetkili olduğunu kabul ediyoruz.

         Bu sorun doğru bir biçimde çözüldüğü takdirde yıllardır Abhaz göçmenleri hakkındaki konuşmalar ve tartışmalar da bir biçimde son bulmuş olacaktır. “

         Bu mektubun dışında N. Lakoba’nın Abhaz göçmenlerin yurda dönüşü konusunda çok büyük kongre ve toplantılarda defalarca konuşmalar yaptığı, konuyu defalarca gündeme getirdiği bilinmektedir.

         Ayrıca, Türkiye’de bulunan göçmen Abhazların anayurtlarına dönme hususunda kendilerinin bir talebi olmadığı şeklinde söylemler de vardı. Bunun bir nedeni oraya gidenlerin artık kendilerine kalıcı konutlar yapıp orada yerleşmeye karar vermiş olmalarıydı.. Abhazya hakkında bilgisi olanların azaldığı, 50 yaş ve civarında olanların çoğunlukla Türkiye’de doğanlar olduğu gibi oulumsuz  hususlar da vardı.

         Makedonya’daki Abhazların sorunu 23 Ekim 1928 tarihinde, bir kez de partinin Abhaz Obkom Prezidyumu’nda ele alındı. Alınan karar: “700 göçmenin Abhazya’ya getirilmesi ve yerleştirilmesi uygundur.”  Şeklindeydi. Bu sorun 1929 yılında Sovyet Abhazyasının V. Büyük toplantısında yeniden ele alındı. Söz alan milletvekili Şüanıwa Kuançarya: “İki yıl önce Abhaz Sovyetinin IV. Büyük toplantısında Makedonya’daki 700 Abhaz’ın ülkelerine geri dönmesi hususu gündeme gelmiş ve konu onaylanmıştır şeklinde duyumlar alıyorduk ama hala gelen yok. Bir sürü gemimiz var, olmazsa bir gemimizi gönderip kardeşlerimizi buraya getirsek olmaz mı ?” dedi.

         Milletvekili Ş. Kuançarya’nın sorusunu Nestor Lakoba yeniden yanıtladı. Böylece sadece Türkiye’de değil diğer ülkelerdeki göçmen sorunun da gündeme getirmiş oldu. Nestor Lakoba’ya göre tüm diaspora gözönünde bulundurulduğunda sayıları 350.000’i buluyordu. Makedonyadaki Abhazlar için ise şöyle söylüyordu:

         “Biz bu sorunu merkezlere, Tiflis’e ve Moskova’ya götürdük, Abhaz göçmenlerin Abhazyaya geri dönmesi hususunun önemini burada da belirttik.”

         Ama alınan kararlar bir talihsizlik eseri yerine getirilmiyor ve sürekli engellerle karşılaşılıyordu.

         Neydi bu Makedonya’daki Abhazların anayurtlarına dönmesini engelleyen durumlar? Bunun yanıtını Lakoba şöyle verdi:

         “Şimdi sorun bunun pratik olarak gerçekleştirilmesi konusudur. Bunun için de para gerekiyor.  O halde bu parayı nasıl bulacağız, onları getirmek için gereken masrafı nasıl toplayacağız ? Bunu düşünelim. Biz oturup düşününce ve de hesap edince gördük ki onları getirecek parasal güce sahip değiliz. Onlar, biz kendi paramızla oraya gelebilecek durumdayız, dediler. Bunun için Yunan makamlarına rica edip bir yardım teklifi mi aldılar, yoksa başka bir yol mu buldular, doğrusu hiç bir şey bilmiyoruz. Bizim bildiğimiz tek şey onların; biz oraya kendi olanaklarımızla geleceğiz ! demeleridir. O halde biz onlara sadece vize vereceğiz. Buraya geldiklerinde ise onlara boş araziler veririz yada herbir aileyi mensup olduğu sülalenin bulunduğu köylere yerleştiririz. Öyle ya da böyle elimizden geldiğince yardım ederiz.”

         Görüyorsunuz ya o zaman da aynı şeyler oldu. Anayurtlarından sürülen binlerce insandan sadece 170 hane anayurduna dönmek isteyince ne para ne de toprak bulunabildi. Ne acı, oysa birkaç yıl sonra aynı sovyetin bir kısım insanını, daha iyi topraklara yerleştirmek istediklerinde para ve toprak bulmakta hiç zorlanmadılar. Anayurda dönmek isteyen 170 hane Abhaz için Abhazya’da yer bulunmazken  beş-onbin hane Migrel ülkelerindeki topraklarını da bırakıp gelip aramıza yerleştiler. Kim aldı Makedonya’daki Abhazların bıraktığı bağları, bahçleri ve evleri. Nasıl bir alın yazısı bunlara engel oldu. Bu dilkçelerine yönetim hiç bir yanıt vermedi mi, bundan söz etmedi mi ?

         1930 yılında Moskova’dan merkezden, daha doğrusu Nihai Komite’den gelen telgraf şöyle diyordu:

         “Makedonya’daki Abhazlardan birkaçının soyadını yazıp telgrafla elçiliklere gönderin. Birinci Sovyet Evi, Çanba.”

         O sırada Nestor Lakoba Tiflis’teydi bu yüzden Samson Çanba Tiflis’e böyle bir telgraf gönderdi. “... Litvinov daha önce, 1929 yılında bu yanıtımızı alınca, Makedonya’daki Abhazların Abhazya’ya dönmesi konusunda izin vermeleri için Atina’daki Büyük elçiliğe bilgi verdi. Daha sonra Litvinov telgrafla tekrar ricada bulundu. Abhazların gelişini aksatan durumun ne olduğunu anlamak istiyordu. Ben de yanıt bekliyorum. Nihai Merkezi Birlik Komitesi Abhaz edebiyatı için 30 bin maat (ruble) bütçe verdi. Sen Sohumda mısın, Tifliste misin ? bildir. Birinci Sovyet Evi 14,  Çanba 28. U-30 yılı.”

         Çanba adına Moskova’ya gönderilen telgraf Makedonya’daki Abhazların sayısını belirtiyordu. Ad ve soyadı yazılı olan göçmen listesini, 1929 yılında Litvinov’a vermişlerdi ama istendiği için tekrar birkaç Abhazın adını ve soyadını Çanba’ya bildirdiler. Bunlar Lagulaa İsmail, Koğonia Cemal ve Smır Kadır idi.

         Böylece telgraflar yollarda gidip gelirken 1931 yılına girildi. Bu yılın ocak ayında Tiflis’ten Nestor Lakoba’nın eline geçen mektubu okuyoruz :

“1929 yılında Yunanistan’dan, Makedonya’dan Abhaz kökenli 750 kişinin Abhazya’ya geri dönmesi sorunu NKİD (Uluslararası Sorunlar Hususunda  Halk Komiseryası) nın gündemine geldi.

         Bu gün NKİD bize Abhazya’ya dönmek isteyen Abhazların adlarını ve soyadlarını ve de adreslerini söyledi. Bu listeyi size veriyoruz. Bu konu ile ilgili kısa bir açıklamadan sonra sözkonusu listeyi red etmeden bize  gönderin. Uluslararası Sorunlar Halk Komiseryası’na vekalet eden Kvitaşvili.”

         Bundan sonra Nestor Lakoba şöyle yazıyordu: “Sizin yaptığınız müracaatı Abhaz Nihai Merkez Komitesi’ne gönderiyorum. Yunanistan’ın Makedonya bölgesinde kalan ve Abhaz Sovyet Sosyalist Cumhuriyetinde yaşamak için gelmek isteyen 500 kişinin yani 150 hanenin listesi ilişiktedir.

         Bu listede belirtilenlerden başka Yunanistan’ın Makedonya bölgesinde 20 hane daha kalmış bulunmaktadır. Ne yazık ki onlar hakkında hiç bir bilgi edinemedik.”

         Bu mektubun yanıtı 3 Şubat 1931 de gönderilmişti. İşte Makedonya’daki Abhazların geri dönüş girişimi burada bıçak gibi kesildi. Bu sorundan bir daha söz eden olmadı. Kendileri de bir haber göndermedi. Nereye gittiler ne yaptılar bilemiyoruz. Bu gün bize 700 kişinin adı soyadı ve baba adından başka bir şey kalmadı. Yakın tarihlerde Yunanistan’dan aldığımız haberlere göre, savaştan sonra bir kısım Abhaz yeniden Türkiye’ye dönmüş.

         O zaman Makedonya’da kaldıkları yerin adı bu gün de Kaylarya diye anılıyor. Bir kısım Abhaz da Yunanistan’a dağılmış olarak yaşıyorlarmış.

         Bu gün okuyucularımıza bu insanların aile büyüklerinin ve liderlerinin adlarını vermekle yetineceğiz. Bazı soyadlar doğru değilse de dökümanlarda yazıldığı biçimde yayınlamayı uygun bulduk.

 

Makedonyadaki Abhazlar:

Abrazov Nuri Hüseyin Yıpa

Abuhba Murat Yedgi yıpa

Agırba Ferhat Sabakey yıpa

Agumba Rufat Şahan yıpa

Agumba Şırınbey Halıl yıpa

Aynapş Rasim Mıstafa yıpa

Akilba Nadir Mıstafa yıpa

Akuazba Faik

Akuç Maçagua

Akuçba Cemal Beslan yıpa

Akucba Husin Ahmet yıpa

Akucba Raşit Rauf yıpa

Aköyba Zabit Takuna yıpa

Akusba Nafiz Abas yıpa

Aleyba Mahmut Kuşan yıpa

Ayba Rauf Razbla yıpa

Akuarta Alyas Caul yıpa

Amicba Kamil Lazan yıpa

Amicba Harun Jüadan yıpa

Adzınba Bekir Hasan yıpa

Arzınba Şaib Ahmet yıpa

Arzınba Rauf Mahmut yıpa

Arzınba Şerif Kran yıpa

Arzınba Osman Mahmed yıpa

Arzınba Bazala Katma yıpa

Arzınba Hakıbey İsmail yıpa

Arhava Mahmut Hasan ypa

Arıstaa Aysa Yasıf yıpa

Ançabadze (Açba) Omarbey Mahmutbey yıpa

Ançabadze (Açba) Seyfatbey Aleşan yıpa

Anışba Yasıf Etek yıpa

Axba Yasıf Algeri yıpa

Apşinba Muradin Mahacır yıpa

Açinba Raşit Kuşüan yıpa

Açiyba Raşit Mıstafa yıpa

Ajiyba Mahmut Mıstafa yıpa

Açınba Mahtı Tekeri yıpa

Atsışüba Cemal Şirın yıpa

Atsıguba (ya)  Faik Yasıf yıpa

Ajüanba (Zvanbaya) Hakkıbey İsmail yıpa

Açüeyba Zahit Hasan yıpa

Açüeyba Baka Hasan yıpa

Açüeyba Fırat Yahya yıpa

Akeypş Mamed Mıstafa yıpa

Açva Kazımbey

Ayüzba Alyas Şardınyıpa

Ayüzba Hafiz Seylah yıpa.

Ayüzba Bata Şardın yıpa

Daçanya Mıstaabey Matkuas yıpa

Dautya Fad Husin yıpa

Diyasamız Mıstafa Abdul yıpa

Dikh Zakerya Şüliman yıpa

Ekzen Nazif Hanaşü yıpa

İbragim

Yakuaş Hasan Mamed ypa

Kabaya Kamil Çul yıpa

Kabliya Mahmut Sıkun yıpa

Kedya Mahmut Murad yıpa

Koğonia Cemal Kar yıpa

Kurkunaa İsmail Raif Yıpa

Ketsba Şahan Mamsır yıpa

Kebriya Daut Kadır yıpa

Kebriye Zakeri Şaban yıpa

Kuçkulya Ferhadin Harun yıpa

Lagulaa İsmail Saatgeri yıpa

Lakoba Şiaadat Mısa yıpa

Marşan(ya) Safarbey Kazılbek yıpa

Marşan(ya) Nadirbey İbragi yıpa

Marşan Şakirbey Naharbey yıpa

Marşan(ya)İmirbey Mahacır yıpa

Marganiya (Maan) Mıstaabey Kamlat yıpa

Marganiya (Maan) Nadirbey İsmail yıpa

Marganiya (Maan) Kazambey Mamet yıpa

Marganiya (Maan) Alıbey Kiağuasa yıpa

Marganiya (Maan) Fırınbey (Şirin) bey

Marganiya (Maan) Albuz Bey

Tanya Edris Hasan yıpa

Tarba(ya) Hakkı İsmail yıpa

Pliya Mamsır Nars yıpa

Paçya Aysa İsmail yıpa

Paçya Rasim Tahir yıpa

Paçya Aslan Alil yıpa

Phapli Osman Ediga yıpa

Papba İsmail Şaban yıpa

Palba Kamil Salil yıpa

Psaltır Ebirham Hacı yıpa

Sakanya Mıstafa Abış yıpa

Smır Fadır Mıstafa yıpa

Unaça Hakkı Yahya yıpa

Hunça Halil Hakuç yıpa

Hunça Şevket Tahsin yıpa

Barçan Raşit Said yıpa

Barçan Tovfik G.

Barçan Ruştin Alyas ypa

Barçan Mahmut İhut yıpa

Barçan Kamil Said yıpa

Barçan Memed Ahmed yıpa

Barçan Aysa Yakub yıpa

Barskiya Arif Mıstafa yıpa

Barzaniya Omar Seylıhu yıpa

Balay Şakir Kutey yıpa

Bağba (ya) Rufat Bey Zuzhan yıpa

 Bağba (ya)  Osman bey Zazhan yıpa

Bağba (ya) Mamed Hasan yıpa

Bağba (ya)  Kalılbey Mahmet yıpa

Bazba (ya)  Abdul Şahan yıpa

Beyguaa Şavket Şahan yıpa

Beçvaya Tiza Mamet yıpa

Butba Sadık Şahan yıpa

Gamsanya Ferhat Kamil yıpa

Giygaa Bakir Mıstafa yıpa

Geman Fayt Husin yıpa

Genya (mva) Fat Tahir yıpa

Gerizmaa (ya) Hakıbey İsmail yıpa

Grdcın Kazım Mıstafa yıpa

Gogua Alyas Hanaşü yıpa

Guramga Ahmet İsmail yıpa

Guman Haydar Raşit yıpa

Dbar Husin Ahmet Yıpa

Dbar Maktad

Hanhua (Hanuwa) Ahmet Efendi

Haraziya Osman

Haraziya Nahu Osman Yıpa

Hatxua Ahmet Ali yıpa

Hambeli Kazım Zakeri yıpa

Çkul yıp Davut

Çkulyıpa Halil Hakuç yıpa

Çukulyıpa Sıltın Halil yıpa

Çastanaa Aziz Mikdir yıpa

Çazmaa Osmanbey Msaust yıpa

Çazmaa Raşit Omar yıpa

Çkonya Fain Basyat yıpa

Şamba (ya) Harun Husin yıpa

Şüambalya Ahmet Akun yıpa

Şüandzba (ya)  Ekup Bakir yıpa

Şiandzba (ya)  Aziz Şüliman yıpa

Tsabliya Yasıf Mas yıpa

Tsabliya Hakkı Şaban yıpa

İleva Faik Hasan yıpa

Camali Mıstafa Mıstafa yıpa

Kabarda Camal Ageri yıpa

Fardan Aziz Kadır yıpa

Fardan Hafız Ahmet yıpa

Fardan Fazıl Zadık yıpa

Fardan Kamil Basyat yıpa

Fardan Farhat Dursuva yıpa

Fardan Mamed Tahir yıpa

         Abhaz göçmenlerle ilgili  bazı kaynakları ilk kez burada yayınlıyoruz.

         20 Haziran 1920 tarihinde Sohum kentinde yapılan Abhaz Aydınlar Birliği’nin toplantı tutanağı.

         Toplantı Türkiye’de bulunan Abhaz göçmenler hakkındaki konuşmaları içeriyor.         Türkiye’deki Abhazlar 1877-78 yıllarında cereyan eden Osmanlı-Rus savaşları sonucu ülkelerinden zorla sürüldüler. Bu göçmenlerin bu gün anayurtları Abhazya’ya dönmek istemeleri, buradaki Abhazlar için de büyük bir mutluluk olmuştur.

         Birliğimiz bir an önce göçmenlerin dönmelerini sağlamak için pratikte yapılması gerekenleri konuşmak üzere toplanmış bulunmaktadır. Bu amaçla göçmen sorunlarını yazılı hale getirmek ve gerekli düzenlemeleri yapmak üzere bir komite oluşturmuş bulunmaktayız. Bu komite göçmenlerin geri dönüşü ile ilgili her türlü organizasyonu yapmak, gerekli diplomatik görüşmelerde bulunmak, çeşitli mercilerde ve elçiliklerde yürütülmesi gereken işlemleri yürütmek, göçmenlerin geri getirilmesi için gereken parasal yardımları sağlamak, bu konuda yöntemler geliştirmek, görevlileri seçmek ve programı yürütmek konusunda yetkilidir.

         Komite için seçilen kişiler şunlardır: Grigori Matye yıpa Zuhba, Viyanor Taras yıpa Ançabadze, Andrey Maksim yıpa Çoçwa, Dimitri Yasıf yıpa Gulya, Dimitri Yvan yıpa Alanya, Mihail İvan yıpa Tarnava

         Komite kendi arasında başkanını ve komite sorumlularını seçer.

                            Toplantıya Başkanlık eden : A. Çoçwa

                                      Genel Sekreter : M. Tarnava

 

 

                   İstanbul Çerkes Teavün Cemiyeti’ne yazılan yazı.

 

İstanbul Çerkes Komitesi’ne

Biz Sohum Merkez Komitesi üyeleri, ortamın elverişli olmasından da yararlanarak göçmen Abhaz kardeşlerimizin sorunları hakkındaki görüşlerimizi bir kere de Bütba’nın ağzından size iletmeye çalışacağız.

         Bilindiği gibi 1877-1878 yıllarında Abhazların önemli bir bölümü Abhazya’dan Türkiye’ye göç etmek zorunda kaldı. Bu durum bir zamanların güçlü tarihsel halkını ikiye böldü. Abhaz halkı tarihsel kültürünü, ulusal özelliklerini ve devlet yapılarını yitirir oldu. İnsanlar birbirlerini göremez, gidip gelemez, ne yiyip içtiklerini bilemez, duygu ve düşüncelerini anlayamaz oldu. Birbirinden uzaklaşıp koptu.

         Türkiye’den birileri gelse bile bunlar çoğunlukla halktan uzak, onların sıkıntılarından habersiz, ulusal politika ve kültürden yoksun kişiler oluyordu. Bu gibi insanlar her iki taraf için de en ufak bir anlam taşımıyordu. Bu güne dek Butba’dan başka Abhaz halkının her iki tarafının sorunlarını ve isteklerini dile getirebilecek kimse gelmedi. O bize Türkiye’de yaşayan Abhazların yaşamı hakkında çok net bilgiler verdi. Onların duygu ve düşüncelerini sıkıntılarını ve umutlarını dile getirdi.

         Abhaz göçmenlerin sorunları ile ilgili olarak Sohum Merkez Komitesi, umudunu yitirmiş Dağlı halkların, ulusal varlığını yeniden kurtarma ve koruma, kültürel haklarını düzenleme, yaşam koşullarını iyileştirme gibi konularda Çerkes Komitesi’nin “Çerkes Teavün Cemiyeti” düşüncelerini, yaptıklarını ve yapmak istediklerini memnuniyetle öğrenmiş bulunmaktayız. Bu güzel gayretlerinizden ötürü sizi kutlar amaçlarınızın gerçekleşmesini dileriz.

         Burada Abhazya’da kalan Abhazların da güzelce yaşadıklarını sizlere bildirmek isteriz. Burada Abhazlar Gürcüler, Migreller, Ermeniler, Yunanlılar, Ruslar, Estonlar ve başka halklarla birlikte yaşıyorlar. Abhazlar Maxadır ve İngur ırmakları ile Karadeniz ve Kafkas Dağları arasında yaşıyorlar. Nüfusları çoğunlukla Gudauta, Kudrı, Gumısta ve Eşıra gibi bölgelerde yoğunlaşıyor.

         Abhazya’da yaşayan insanların toplam nüfusu 200.000  kadar. Bu nüfusun 80.000 ini Abhazlar oluşturuyor. Abhazya Gürcistan Demokratik Cumhuriyeti’ne bağlı bir Otonom Cumhuriyet durumunda. Ayrıca kendi seçtikleri kendilerini temsil eden özel yönetim birimleri var. Bunlar etkin yönetim birimleri. Şu sıralar Sohum’da Abhaz aydınlarının kurduğu bir komite var. Bu komite Göçmen Abhazların sorunları ile meşgul olmakta ve bu sorunun çözümü için en uygun çareleri aramaktadır. Bunun için Komite karşılıklı ziyaretlerin yararlı olacağı düşüncesinde olup komitemiz  oraya bir heyet göndermek niyetindedir. Ayrıca, Abhazyadaki günümüz ortamının, yaşam biçimimizin doğru olarak yansıtılması tanıtılması ve gösterilmesi gerektiği kanısındayız. Bunun için göçmen kardeşlerimizden bazılarının buraya gelmelerini, gelip görmelerini sağlamak gerek.

         Kötü Kaderleri nedeniyle Türkiye’ye sürülen Dağlıların ulusal sorunlarının çözümü konusunda tüm Çerkes halklarının sorunları için kurulmuş olan Çerkes Komitesi “Çerkes Teavün Cemiyet”nin içindeki Abhazların da bu sorunun çözümü için yardımlarını esirgemeyeceklerini, gelecek sorununu birlikte çözeceklerini umut ediyoruz.

 

 

Abhaz göçmenlerinin sorunları için kurulan Sohum Merkezi Komitesi. 20 Ağustos 1920 Sohum kenti.

 

 

Not:  “Makedonyatüiy Apsuwaa” adlı  24 sayfalık bu küçük kitapçığı yıllar önce çevirdim. 16 sayfasına kadar Abhazca,  gerisi Rusça. Abhazca metnin tümünü çevirdim, Rusça metinler kısa mektuplar biçiminde olup metinde mektupların içeriğinden söz ediliyor.

Bu güne kadar yayınlamama nedenim, yukarıda adı geçen isimlerdi. O isimler hakkında bilgi toplamak, onların öykülerini dinlemek ve bu çeviri ile birlikte yeniden basmak istiyordum. Bu amaçla edindiğim bazı bilgi ve fotoğraflar da oldu. Buradaki bazı isimlerin yakından tanıdığım insanların dedeleri olduğunu öğrendim. Oraya gidiş öykülerini dinledim. Hatta Kesepha Elif’in de onlarla birlikte gittiğini ve Makedonya’da öldüğünü öğrendim.

 Tarihimizin açıklı ve karanlık bir sayfasını  açmak istedim.  Belki siz değerli okurlar bu karanlık sayfayı aydınlatabilirsiniz diye düşündüm.

Papapha Mahinur Tuna

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Papapha Mahinur Tuna
901 gün önce
Yurdaer Abiciğim çok teşekkürler güzel sözlerin için, ben buralara hiç bakmıyorum, alışkanlık edinmemişim. Bağışla böyle geç yanıtladığım için. Sizi çok özledik. Artık bir buluşalım.
yurdaer erşan
1128 gün önce
Sevgili Mahinur,
Tüm bu yoldaki becerilerin,gayretin ve sunuşun için sana ne kadar teşekkür etsek azdır.Kafkas halklarının yaşadığı büyük tarihsel serüvenin izini sürerek bizleri bilgi ve belgelerle sürekli donattığın için, sağ olasın, varolasın!..Tüm insanlık camiasıyla paylaştığımız ortak kaderimizi belirlemede, bu bilgiler, bizimde katkımızı belirleyecek önemli bir kaynaktır. Teşekkürler her şey için. Selam ve sevgilerimle!..
Yazarın Diğer Yazıları
400 gün önce
606 gün önce
721 gün önce
1107 gün önce
1170 gün önce
1430 gün önce
1654 gün önce
1761 gün önce
1784 gün önce
1798 gün önce
İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
medi
haceri, simya , naturel , dogal , urun , organik sampuan , organik sivi sabun, organik dus jeli , organiMilliSavunmaYusufoğlu Makina ve Kalıp Sanayi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=