Lütfen bekleyin..
DOLAR
istanbul
24°
18 Haziran 2018, 18:32

Mahinur Tuna Papapha

Abhazların Tanrısal Panteonu

02 Aralık 2014, 11:49

 Abhazların Tanrısal Panteonu

 

                        Yazan: Yura Argun

                        Çeviren: Papapha Mahinur Tuna

 

Abhaz ve Adige ulusal kültürünün sınırları oldukça geniştir. Bu konuda her iki halkın da zengin dillerinin ve sözlü kültürlerinin çok büyük önem vardır. Günümüzde bilim adamları eski uygarlıkların ortaya çıkardığı kültürlerin, onların dillerine ve sözlü kültürlerine nasıl  yansıdığına bakmaktadırlar.  Bu gün yaşamayan ama tarihin en eski dönemlerinde yaşamış olan Sümer, Hatti, Hitit, Mezopotamya gibi eski uygarlıkları tanımak için onların dillerinden ve sözlü kültürlerinden yararlanmaktadırlar.

        Adigeler ve Abhazlar çok eski dönemlerden beri semavi dinleri yakından tanıyan halklardı. Özellikle Abhazlar Hıristiyanlığı, ortaya çıktığı ilk yıllardan itibaren tanımışlardır. Öyle ki MS. 325 yılında  Pitsunda piskoposu Strotofil, zamanın en büyük Hıristiyan toplantısı olan  İznik Konsülü’ne katılan kişiler arasındadır.

        Abhazlar Hıristiyanlığı 6. yüzyılın birinci yarısından itibaren resmi din olarak kabul etmişlerdir. Abhazya’da bu dine dayalı pek çok kilise ve manastır yapılmıştır. Bu eserler bu güne kadar sapasağlam gelmiştir,  kapıları her zaman resmi olarak açık olduğu halde, neden Abhazlar kendi dillerinde “amırtatra” denen çok tanrılı dini seçmişlerdir. Neden kendi benimsedikleri tanrıların gücüne daha çok inanıp geleneksel ibadet biçimleriyle dua etmişlerdir.

        Bu gün Abhazya’nın Gagra, Gudauta, Lıxnı, Afon (Psırıdzha), Sohum, Elır gibi bölgelerinde gayet görkemli kiliselerin kapıları ardına kadar açıktır ama Abhazlar halâ geleneksel ibadet biçimleriyle ibadet etmeyi yeğlemekte, özellikle kendi evlerinin bahçelerinde bulunan demirhanelerde her yıl gerektiği gibi kurbanlarını keserek ritüellerini gerçekleştirmektedirler.

        Bilindiği gibi Müslümanlık da Abhzya’da derin izler bırakmış bir dindir ve çok büyük bir kesim tarafından benimsenmiştir. Öylesine benimsenmiştir ki, bu dine bağlılıkları yüzünden binlerce yıllık anayurtlarını terk etmek zorunda kalmışlardır. Çünkü Osmanlı Rus savaşlarında, Osmanlılar ve Kafkasyalılar yenik düşünce Çarlar zorla Hıristiyanlığı dayatmışlardır. Tüm Kafkasya’yı silah zoruyla ele geçiren Ruslar Adigeleri ve Abhazları bir anlamda bu yüzden topraklarından sürmüşlerdir.

        Sonuç olarak bu iki güçlü din, Abhazların çok tanrılı inanç sistemini yok edememiştir. Bu tesadüfi bir şey midir ? Bunu bilim adamlarının iyice araştırması gerek.

        Bilindiği gibi Roma İmparatorluğu kendisine tabi olan bir çok halkı asimile etmiştir. Taabi olan halklar kendi dilleri yerine Latin dilini benimsemiştir. Ancak koca Roma İmparatorluğu’nun gücü Yunan dilini asimile etmeye yetmemiştir. Çünkü Yunan dili ve dini sistemini öylesine geliştirilmiş ve oturtulmuştur ki Roma İmparatorluğu onu asimile etmek yerine  bazı değerlerini ondan almıştır. Belki Abhazların kendilerine özgü dini inançları da böylesine güçlü bir sisteme sahipti ve sarsılmaz bir biçimde halkın yüreğine yerleşmişti.

        Abhazlar tanrı inancında, her şeyi yaratan, her şeyi duyan ve gören anlamındaki terimi oluştururken ilk çağlardan bu yana insanoğlunun ilk atası olarak kabul edilen “An” yani “Anne” terimini kullanmışlardır.  Bu terim kuşkusuz Anaerkil dönemden kalmıştır. Anaerkil dönemde insanlar insan soyunun ilk atası olarak “An”ı kabul etmişlerdir. İnsanların yaratıcı olarak gördükleri “Anne” daha sonra herşeyin yaratıcısı olan “Tanrı” ile özdeşleşmiş ve Abhaz tanrılarına da “Anne” yani “Ançüa” demeye başlamışlardır. “An” Anne “çüa” ise çoğul ekidir. Evet o dönemde anneler her şeyin yaratıcısı olarak kabul edilmişlerdir. Tanrı fikri ilk insanın kafasında bir anne olarak canlanmıştır. Zamanla insanoğlu ataerkil döneme geçince insanın atası bu kez erkek olmuştur. Böylece tanrı da erkek kisvesine bürünmüştür.

        Abhazlarda Ataerkil döneme ait tanrı betimlemesi Abhazların uluslaşmaya başladığı döneme rastlar. Abhazlar MS 8. Yüzyılda birleşmeye gidip bir krallık kurduklarında ataerkil sistem çoktan oturmuştu.

        Bununla beraber Abhazlar baştan beri oluşturdukları geleneksel tanrı sistemini sürdürmüşlerdir. Yani tanrılar bir anlamda işlere göre oluşmuştur. Örneğin;

Ajüeypşiaa  : Orman, av ve avcılık tanrıları.

Ayrigler      : Yiğitlik, cesaret, kahramanlık ve aynı zamanda avcılık tanrılarıdır.

Anana-Gunda  : Arı ve arıcılık tanrıçası

Aytar                     : Hayvancılık tanrısıdır, Aytara bağlı ayrıca 7 tanrı vardır. Bunlar hayvanların üremesi, gelişmesi, korunması gibi işleri düzenlerler. Aytar’a bağlı tanrılar şunlardı:

1- Amra (Güneş), 2- Amza (Ay), 3- Anapa-Naga, 4- Jüabran, 5- Çabran, 6- Açışeşan, 7- Alışkiantır.

Axi Zoshan: Çiçek hastalığı koruyucusu ve şifacısı – (Sen Simon’un Abhazca adı, çn)

Caca         : Bahçe ürünleri tanrıçası:

Erış          : Dokuma ve örme tanrıçası

Sawına           : Değirmen ve Değirmencilik tanrısı,.

Şüafı              :Metalurji, demir ve demircilik tanrısı. Demircilik tanrısına “Ayxapsı” da denir . Buna da bağlı 7 tanrı vardır fakat bunların hepsi halkın hafızasında kalmamıştır

Ajiahüara         : Doğum, büyüme ve gelişme tanrısı.

Zızlan dzahkuajü      : Suların tanrıçası

Dziwawa             : Yağmur Tanrıçası

Nar                 : Ağaçların tanrıçası

Arıs                 : Savaş tanrısı

Anan                : Kader kısmet tanrıçası

Gibi daha başka tanrı ve tanrıçalar da bulunmakla beraber bunlar günümüze kadar gelebilenleridir.

        Abhaz ailelerinin her birinin bağlı olduğu kendi aile tanrıları ve tapınakları vardır. Bunların adıyla bir çok insan bu gün bile ağaçların altına gidip kurban kesip ibadetlerini yapmaktadırlar. Özellikle söyleyecek olursak Bu gün Abhazların bağlı oldu tapınakların sayısı 50’ye yakındır.

        Sırasıyla sayacak olursak:

Tapınağın Adı                   Bulunduğu Yer

  1. Awubla Nıxa            Soçi yakınlarında
  2. Tsanı-nıx                Matsesta ve Soçi    arasında  (Atsanbların tapınağı)
  3. Latsu-nıxa              Kudıpısta ırmağının çıktığı kaynağın üst tarafında
  4. Kibaanıx                Kiabada, Gubaadü’de.
  5. Lyaşü-nıx                        Adler yakınlarında
  6. Ax-nıx                    Adlerde.
  7. Cuğ rnıx                Gagra’nın batı yakasında
  8. Anıxptsa                         Bağrıpsta yakınlarında
  9. Gagrayınıxa             Gagra’da
  10. Ahaş-nıx                 Adlerde
  11. Ldzaa- nıx                     Ldzaa’da,
  12. Aytarnıx                         Pitsunda yakınlarında.       
  13. Axuanıx                  Kaldaxuara’da
  14. Et-nıx, Ag-nıx         Kaldaxuara yakınlarında, deniz kıyısında
  15. Xuapşiaa Nıxa         Blabırxua
  16. Laprınıx                  Blabırxua’da
  17. Anıxa                             Blabırxuada
  18. Leyaa rınıxa            Mıgudzırxada
  19. Cırxu-nıx                 Huap’da
  20. Xu-nıx                            Huap’da
  21. Lıx-nıx                    Lıxnı’da
  22. Gumbaa rınıx           Kualanırxuada
  23. Dıdrıpş-Anıpsnıx      Açandara’da
  24. Aatsnıx-Ayrıx, Aatsnıx    Abgarxıku’da
  25. Anıxamtsa                      Anxua’da
  26. Ebirnıx                   Dürıpş
  27. Lyüaxanıx                       Othara
  28. Pıshünıx                  Othara
  29. İnalkuba                 Pıshüı
  30. Amznıx                   Pıshüı
  31. Eşir-nıx                  Eşıra
  32. Anıxapaara             Kelaşüır’ın sağında deniz kıyısında
  33. Tıgılah                            Maçara’da
  34. Cahaşkar                 Maçara’da
  35. Kiaçnıxa                  Cigerda, Axutsa
  36. Elirnıxa                   Elir’da
  37. Laşkinder                        Tıkuarçal
  38. Anıxantsa                       Cigerda
  39. Pskal                              Cigerda
  40. Aganıxa                  Adzyübja
  41. Dopu-nıxa                       Adzyübja
  42. Şücına-nıxa             Adzyübja
  43. Şügunıxa-Zıxuaa rınıxa    Okum
  44. Şüfürnıxa
  45. Hatt-wşafü (Hattuw-Şafü) çoğunlukla beddualarda kullanılır
  46. Şafübla-Şafürı-nıxa’nın küçüğü, pek çok yerde var.

 

Bu gün Abhazya’daki anıxa yani tapınakların içinde en bozulmamış olanı Dıdrıpş Tapınağıdır. Burada daima bir rahip bulunur. Geleneksel ibadet biçimi her yönüyle korunmuştur. Burada “axçıxra” denen günah çıkarma başta olmak üzere, arınma ve temizlik amacıyla ibadetler yapılır. Önce kutsal kabul edilen bir ağacın altına gidip kurban kesilir ve geleneklere uygun olarak dualar edilir.

Açandara Köyünde yaşayanların hemen hepsi konuk ağırlarken, düğün yaparken ya da ailece oturup yemek yerken ayağa kalkıp yüzlerini tapınağın bulunduğu tarafa dönerek ”Wılıpxa hat, wıgupha hat, yahzımdırwa hatawımtsan= sıcak gözlerinle, sıcak kalbinle bize bak, hatalarımızdan ötürü bizi bağışla” diye kadeh kaldırıp tanrılarının gerçek adını söylemeden ama onun adını ihsas ettirerek dua ederler. Konuklarına da bir kadeh uzatıp ona da aynı şekilde dua ettirirler.

Bu gün üretim ya da işkolu ile ilgili inançlar ve ibadetler arasında en çok demircilik ayinin kalmış olduğu görülür. Abhazya’nın hemen her bölgesinde halka açık demircilik mabetleri vardır. Örneğin, bir köylü herhangi bir eşyasını çaldırmışsa çalan da bunu inkar etmişse doğruca demirhaneye gidip “Şafü axiahduw abıjnıxa”  yani “Kutsal kral Şafü, yedi tapınağın hakimi, sana rica ediyorum bu hırsızı bana göster, duyur, hırsızın kendisi de hayır yüzü görmesin, her türlü şer başına gelsin, ne ölsün ne dirilsin, yataklara düşüp sürünerek ölsün, onu kutsayıncaya kadar onu burada dermansız bir biçimde göster” der, Böyle hırsızlar içinde öbür dünyaya çabucak göçen çok olmuştur.

Bütün Kafkas halklarının içinde demir kültünün sadece Abhazlarda kalmış olması ve bu gün de aynı canlılıkla devam etmesi, son derece güçlü iki dinin Hıristiyanlık ve Müslümanlığın etkisinde kalmaksızın gücünü hala korumasının nedeni de düşünülmeye değer bir konudur. Böyle bir sorunun çabuk verilecek bir yanıtı yoktur.

Bilindiği üzere dünyada ilk kez demir madenini bulup yerin altından çıkaran ve onu işleyerek alet edevat ve silahlar yapan en eski halklar Küçük Asya’da yani bu günkü Türkiye’de ve Karadeniz havzasında yaşayan Hattilerdi. Dilbilimcilerin belirttiğine göre ilk metalürji terimleri Hattilerin konuştuğu dilde mevcuttu ve bu dil bu gün yaşayan diller içinde en çok Adige ve Abhaz dillerine yakındı. Bu nedenle bu gün Abhaz yaşamında varlığını sürdüren metalürji kültü ve kültün tanrısı olan Şefü’nün gücü ve bu gücün izleri, bu iş kolunu icat edenlerin dillerinden yani Hattilerden geliyor olabilir miydi? Acaba, Hattiler ve Nartlar bu gün bizim bildiğimiz kadarından daha fazla mı yakındılar birbirlerine ?

Bu gün Abhaz sülalelerinin arasında kendine özgü tanrıları ve tapınakları olan pek çok aile vardır. Onlar kendi ibadetlerini geleneksel yöntemlerle, eskiden alıştıkları gibi günümüzde de halen sürdürmektedirler.

Örneğin; Leybalar Mıguzırhua köyünde kendi tanrıları için kurban kesip ibadet ederken halâ kare biçimindeki ekmeklerini pişirirler. Bu ayine sadece erkekler katılır, ekmek pişirme töreni ise sadece kadınlar tarafından yapılır. İbadet yapılan kutsal yere kadınlar gitmez.

Amparlar Kaldaxuara köyünde yaşayan bir ailedir ve heryıl Etnıx-Agnıx denen ritüellerini Eg duası ve Ag duası gibi dualarla gerçekleştirirler. Onlar kurbanlarını alıp deniz kıyısına giderler. Kurbanı orada keserler ama derisini orada yüzmezler. Başka bir yerde yüzerler. Kurbanın derisini yüzdükleri yerde, etini parçalamazlar. Etini parçaladıkları yerde pişirmezler. Pişirdikleri yerde yemezler. İşte kurbanın bir yerden başka bir yere taşıma geleneği eskiden kıyıboyu Şapsığlarda da varmış.

Capuwalar bu gün bile her nerede olurlarsa olsunlar kendi ailelerine özgü tanrılarına kendi tapınaklarında ibadet ederler. Onların tanrısının ve tapınaklarının adı “Cahaşkar” olarak bilinir. Onlar da kurban kesip geleneklere uygun bir biçimde ritüellerini gerçekleştirirler.

Atsınıhüa denen ayin ise Abhaz köylerinde her yıl mutlaka yapılmaktadır. Orada köylüler imece usulüyle harcama yaparlar ve töreni gerçekleştirirken de gereken her şeyi el birliği ile yaparlar.

Mşapı da  tüm Abhazların uyguladığı bir bayram ve inançtır. Bu gün biraz Hıristiyanlık ile karıştırılmışsa da aslı Abhazlara özgü bir ritüelden gelmektedir. Çünkü bu ritüellerin Hıristiyanlıktan önce de yapılmış olduğu anlaşılmaktadır.

Bunun dışında Hıristiyanların ve Müslümanların kutladığı dinsel törenler ve bayramlar da vardır. Örneğin Kurban Bayramı Müslümanların inancına göre bir bayramdır. Nanhüa yani Ağustos ayında ölüler için sofra kurma ritüeli ise Hıristiyanlar tarafından yapılan bir ayindir. Bu ritüel her yıl Ağustos ayının 28inde yapılır.

Abhazlar cenaze törenlerinde asla Müslüman Hıristiyan ayrımı yapmaksızın eskiden kendi bildikleri geleneksel cenaze törenlerini uygularlar. İster Hıristiyan ister Müslüman olsun bir kadeh şarap kaldırıp dua ettikten sonra içmeyen ve bu şaraptan bir miktar da ölünün toprağına dökmeyen Abhaz yoktur. Bunu döktükten sonra “Cennet mekanın olsun !”  demeyi de ihmal etmezler. Abhazyada tarihin hiç bir döneminde Hıristiyan Müslüman çatışması “antogonizm” gerçekleşmemiştir. Bu durum aynı zamanda evlilikleri de hiç etkilememiştir.

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
SELÇUK SOL
1293 gün önce
Abla, çok güzel bir çeviri olmuş. Teşekkür ederim. Bende bir şeyler eklemek istiyorum izninle. Aile mabetleri haricinde genel olarak bu Anıxa ların yedi tanesi en büyük Anıxalar olarak kabul edilmektedir. Diğerleri ya aile mabedi yada daha küçük çaplı Anıxa olarak kabul edilmektedir. Sırasıyla bu yedi büyük Anıxa'yı yazmak istiyorum. 1- DIDRIPŞ-NIXA: Gudauta sınırlarındaki Açandara köyünde bulunan bu Anıxa'nın koruyucu ve görevli ailesi Çıçba sülalesinden seçiliyor. Şuanki Anıxa-payü(Anıxa sorumlusu) Zaur Çıcba'dır. 2- LIHNI-NIXA: Gudauta sınırlarında bulunan Lıhnı köyünde bulunmaktadır. Sorumlu aile Şakrıl sülalesinden çıkmaktadır. Anıxa-payu ise Sergey Şakrıl'dır. 3- LIDZAA-NIXA: Gagrada bulunmaktadır. Koruyucu aile Goçuva sülalesidir. Anıxa-payü ise Vlademir Goçuvadır. 4- EYLIR-NIXA: Oçamçıra da bulunmaktadır. Koruyucu aile Şinkupa sülalesinden çıkmaktadır. Anıxa-payü ise Valter Şinkupa'dır. 5- İNALKUP-NIXA Başkent Akua sınırlarında bulunan Pshu'da bulunmaktadır. Koruyucu aile Ayüzdba sülalesindendir. Anıxa-payü ise Özber Ayüzdba'dır. 6- LAŞKENDER-NIXA: Tkorçal sınırlarında bulunmaktadır. Koruyucu aile Ğarçilaa sülalesindendir. Anıxa-payü ise Andri Ğarçilaa'dır. 7- BITXA-NIXA: Soçi sınırlarında bulunmaktadır. Sürgünden sonra koruyucu aile kalmadı. Anıxa-payüsü şuan yok! Genel olarak benimde Anıxalar ile ilgili araştırmam devam ediyor. Yazıyı henüz tamamlamadığım için ayrıntılara girmiyorum.
Yazarın Diğer Yazıları
546 gün önce
752 gün önce
867 gün önce
1253 gün önce
1316 gün önce
1577 gün önce
1800 gün önce
1908 gün önce
1930 gün önce
1944 gün önce
İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
medi
haceri, simya , naturel , dogal , urun , organik sampuan , organik sivi sabun, organik dus jeli , organiMilliSavunmaYusufoğlu Makina ve Kalıp Sanayi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=