Lütfen bekleyin..
DOLAR
3,8044 % 0,36
istanbul
13°
18 Ocak 2018, 01:08

Mahinur Tuna Papapha

Ulusumuz Yaşadıkça O Her Doğanla Birlikte Yeniden Doğacak

10 Kasım 2014, 15:32

Ulusumuz Yaşadıkça

O Her Doğanla Birlikte Yeniden Doğacak

 

                                                                       Yazan : Marina Bartsıs-pha

                                                                       Çeviri :  Papapha Mahinur tuna

 

Bir halkı düze çıkaran, onları eğiten iki kız yetiştirdi Şakrıl Semyon oğlu Platon.  Ailenin üç kuşağı halkın hizmetindeydi, eğitim ve bilim alanında çok büyük  emek verdiler. Nüfusumuz az olmasına karşın, ulusal varlığımızı bu güne kadar korumuş olmamız ve büyük uluslar arasında onurlu bir yer almamız insanlarımızın manevi gücü, aklı, bilgisi ve eğitimi ile ilgilidir.  

Üç kuşak halkın hizmetinde olan bu insanlar onların saygın ideologları ve önderleriydiler. Böyle insanlara sahip olan bir halk her daim kale duvarları gibi güvenlik içindedir.

Şakrıl-pha Tamara yaşarken, 60 yıl kendimizi kale duvarları içindeymiş gibi hissediyorduk. Anayurdumuzun bize çok görüldüğü, kolonileştirilmek istendiği o korkunç dönemlerde,  sadece Abhazya’nın değil, tüm az nüfuslu halkların öncüsü, sözcüsü ve ideologu oldu, ona her zaman “duayenimiz, ideologumuz  Tamara !” diye hitap ediyorlardı.

“Abhazya’da Abhaz adını taşımayan bir devlet kurulamaz, bunu yaptırmayız !” diyordu son savaşta.  27 Eylül 1993 günü Sohum’a girdiğimizde hepimizin tek amacı ilk önce ona ulaşmaktı. Ona ulaştığımızda; “Zaferi kazanacağımızdan bir an bile endişe duymadım ama zaferden sonra, birbirimizle çatışmaktan çok korktum” demişti bize.

Bilgi, tecrübe, cesaret, manevi güç ve önceden görme özelliğine sahip bilge bir kadındı Şakrıl-pha Tamara.

2003 yılının Nisan ayında ilk politik kriz yaşandığında parlamentoda toplanan bütün toplumsal kuruluşlar bir araya gelip konuyu görüşmek istedi. Amtsahara grubu iktidara gelmek için halkı Lıhnı meydanına toplamazsak olmaz dediler. Tamara Şakrıl-pha ayağa kalktı ve büyük bir üzüntü içinde kıvranarak halka seslendi:

 “ O zaman Lıhnı’daki toplantıların senaryoları başkaydı. Düşünelim bir kez, bir provakatör toplantıyı saptırabilir.”

dedi, dedi ama dediğini anlamadıklarını veya anlamak istemediklerini farketti. Bu kez yeniden söz istedi ve konuştu.

“Sizi uyarmak istiyorum. O toplantılara katılanlar başka insanlardı. Söyledikleri bir, gönülleri bir, akılları bir insanlardı. Onları bir araya getiren toplumsal acıları ve sıkıntılarıydı. Birlikte düşünüp birlikte konuşup birlikte karar veriyorlardı. Onların ortaya attığı herşey  Abhaz halkının ortak düşüncesiydi. Bu gün durum öyle değil. YALVARIYORUM ! tecrübelerime güveniyorsanız durun ! Tehlikeden kaçının, korunun”  (07.04.2003)

Ruslar “Bir kişi tek başına savaş meydanına çıkıp savaşamaz” derler. Şakrıl-pha Tamara halkı için tek başına savaşanlardandı. Hiç kimse onu anlamasa da, yanında duracak kimse olmasa da o tek başına bir ordu olup haksızlıkların karşısında durabiliyordu.

Dilbilim alanında da böyleydi. Derin bilimsel çalışmaların, yıllarca süren araştırmaların yanısıra yeniliklere açık, cesur, söylenmeyeni söyleyen, akla gelmeyeni düşünen ve bunu büyük bir yüreklilik ve açıksözlülükle dile getiren özgür ve özgün bir bilim insanıydı. Yeni teoriler üretmek, yeni yollar denemek onun en önemli özelliğiydi. En çok üzerinde durduğu konu iyi dilbiliciler yetiştirmekti. “Abhaz dilinin gerektiği biçimde araştırılıp incelenmesi, bize  büyük sırların kapısını açacak anahtarların verilmesini sağlayacak Abhaz dilbilimcilerini yetiştiremeden gitmekten korkuyorum” diyordu.

Belki ilerde onun adını taşıyan bir armağan verme olanağımız olabilir. Onun gibi bilim alanında yenilikler başlatacak cesur, yetenekli, çalışkan bilim insanları yetiştirebiliriz.

O bütün ulusumuzun annesiydi. Tamara Şakrıl-pha güzel kadındı, hanımefendiydi, soyluydu, onun gibi yürüyen, onun gibi konuşan, onun gibi düşünen, onun gibi yüreklilikle direnen biri yoktu. Gerçek bir anne gibiydi hem çok tatlı ve sıcak, hem de kararlı ve disiplinli.

“Ben bir partinin temsilcisi ya da taraftarı değilim. Siz hepiniz benim evlatlarımsınız !” diyordu.

        “Şüxatsı” yani “Size kurban olayım” demeden söze başlamazdı. Hiç kimsenin önüne geçmezdi. Kendisinden oldukça genç olan birilerine bile öncelik verirdi. O halkının gerçek annesiydi. Anne hakkı ödeşilmez. Onun için bütün halk, kocaman bir günah işledik.

 

 

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
papha mahinur tuna
1161 gün önce
Değerli Saim Abiciğim, çok teşekkür ediyorum. Artık yorumları takip edeceğim. Son yıllarda Ömer Büyüka kitapları ve dilbilim konusunda Abhazya'da güzel gelişmeler var. O konuda birkaç Abhazca makale yazdım. Kirill ve latin esaslı alfabelerle Abhazca yazılar yazıyorum. Onları okumanızı ve görüşlerinizi bildirmenizi isterdim, dilimizin gelişmesi ve zenginleşmesi bakımından çok yararlı olurdu.
Saim Tuç Bic-ra
1164 gün önce
Sayın Papapha bu çeviriniz her yönüyle çok nitelikli ve içtenlikli, dışlanacak hiçbir yanı yok ama yine ben: “Abaza dilinin gerektiği biçimde araştırılıp incelenmesi, bize büyük sırların kapısını açacak anahtarların verilmesini sağlayacak" ön görü sözünü tekrarlayarak, izninizle aynen katıldığımı belirtmek istiyorum ve teşekkür ediyorum..
Yazarın Diğer Yazıları
394 gün önce
600 gün önce
715 gün önce
1101 gün önce
1164 gün önce
1425 gün önce
1649 gün önce
1756 gün önce
1779 gün önce
1792 gün önce
İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
medi
haceri, simya , naturel , dogal , urun , organik sampuan , organik sivi sabun, organik dus jeli , organiMilliSavunmaYusufoğlu Makina ve Kalıp Sanayi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=