Lütfen bekleyin..
DOLAR
istanbul
11 Aralık 2018, 03:27

Mahinur Tuna Papapha

Delikanlı Devlet (20 Yılında Abhazya)

18 Ağustos 2014, 14:54

           

                                          Delikanlı Devlet

                                          (20. yılında Abhazya)

                                                                                             

                                                                                     Papapha Mahinur Tuna

 

         Sanıyorum savaş zamanıydı, kızım Burcu ilkokula yeni başlamıştı. Rahmetli Çeçen lider Dudayev Swiss Otel'de  basın toplantısı yapacak dediler, akrabam Janset Gürbüz ile kızımı alıp otele gittik.  Ön sıralarda bir yer bulup oturduk.  Baktık Dudayev o meşhur fötr şapkası, kaytan bıyıkları, ince uzun boyu ile yakışıklı bir adam olarak  masada oturuyor, yanında çevirmenler, korumalar  var. Konuşmasına başladı. Janset'le ikimiz birbirimize bakakaldık, şaşırmıştık, konuşurken elinde bir tespih vardı. Hem konuşuyor hem de şak şak diye tespih çekiyordu. Doğrusu ikimizin de hoşuna gitmedi, ilkel bulduk.

          Aramızda espri yaptık. Gel biz Dudayev'in  “Halkla ilişkiler Danışmanı” olalım, dedik. Neyse konuşma bitti, sorular soruldu.  Derken fotoğraf çektirmek isteyenler oldu, önce büyükler gitti  başkanın yanına, bir de baktım bizim Burcu ok gibi fırlayıp fotoğraf çektirenlerin arasına girdi, korumalar yaka paça çocuğu kenara aldılar.  Biz iki hanım çocuğu alıp merdivenlerden üst kata çıkarken baktık Dudayev de geliyordu. Burcu yine ok gibi fırlayıp  Dudayev'e koştu ve bacaklarına  sarıldı. Dudayev onu büyük bir sempatiyle kucağına aldı.

         “Bakın, çocuklar da seviyor beni ! ” diye, gülümsedi.

         O an bir fotoğraf çekemediğim için üzgünüm. Halbuki bir lideri en güzel gösteren kare kucağında çocuk olandır. Amerikalılar bu tür fotoğrafları  seçim kampanyalarında kullanırlar, işe de yarar.  Demek istediğim liderler gerçekte halkla yakındır ama onların yakınında olanlar ne hikmetse halkla lider arasında duvar örmeye bayılırlar.

                                                        *

         O zaman hepimizin birinci derdi savaştan kurtulmaktı. Bağımsız bir devlet olmak, ülkenin kalkınmasını sağlamaktı. 92-93  Abhaz-Gürcü Savaşı diasporadakileri de Abhazya ile yatıp Abhazya ile kalkar hale getirmişti. Öyle ki her gün yeni bir ev ödevimiz vardı. Hiç unutmuyorum, rahmetli Aşamba Mümtaz  ile bana kültür konusunu verdiler, tez yapar gibi çalıştık. Kimine de ekonomi ve politika alanında görevler verdiler. Yeni bir Abhazya inşa etmek için hepimiz elimizden gelen gayreti gösterdik. Bazen arşivimi karıştırırken  öyle elyazısı notlara rastlıyorum,  dalıp gitmeden edemiyorum. Hep birlikte zor bir 20 yıl geçirdik. Hepimiz “Abhazya  Cumhuriyeti” adında nur topu gibi bir evladı oldu.  İster oğlumuz ister kızımız diyelim artık o 20 yaşında.

         Devlet genellikle  “Devlet Baba” deyiminde de görüldüğü gibi halk tarafından  eril algılandığı ve kadınlar hala bu kadrolarda yeterince temsil edilmediği için ben de şimdilik aynı biçimde algılayıp oğlumuz delikanlılık çağında ve sorunları var, diyeceğim.

 

         Her halkın çocuk yetiştirme tarzı galiba devlet yönetme tarzına da yansıyor.     Eskiden Abhazlar çocuklarını süt anne ve babalara verirmiş, atalık sistemi diye bir sistem varmış. Çocuk daha bebek yaşta atalığı tarafından büyütülür yetiştirilirmiş.  Atalıklar  bu çocuklara gerçek ebeveynlerden daha çok emek sarf eder ve bu emekleri ömür boyu sürermiş. Savaş günlerindeki  Abhazya-Diaspora ilişkilerini düşündüğümde diasporayı atalık rolünde görüyorum, ömür boyu sürmesi gereken bu rolü sorgulamak istiyorum. Abhazya'yı geleceğe hazırlamak için ne yaptık ?  Hiçbir şey yapmadık diyemeyeceğim, az çok bir şeyler yaptık ama yeterli değildi.

         Mayıs ayında Abhazya'da gerçekleşen ve mevcut Cumhurbaşka'nının istifasıyla sonuçlanan olaylar, o sırada Türkiyede bir temsilcimizin olmayışı, olaylardan sağlıklı haber alamayışımız ve alınan seçim kararı gibi konular üzerine bir değerlendirme yapmak istedim ve bu yazıya başladım. Araya bazı işler ve aşırı sıcaklar girince yazıyı tamamlayamadım, görüyorum ki yukarıdaki paragrafta kalmışım.

         Bu gün de hava sıcak, tam konsantre olamadım. Fakat sosyal medyada okuduğum bir yorum ve hararetli tartışma yazıya geri dönmeme neden oldu.

         Yorum Abhazya'daki seçimler nedeniyle Türkiye'de sandık açılması ile ilgili bir prosedür hatasına tepkiydi. Kaf-fed'e bağlı “Abhazya Çalışma Grubu”nun Abhaz kökenli bir temsilcisi  sandığa çağrının Temsilcilik yerine Abhaz-fed tarafından yapılmasını eleştiriyor ve sandığa gitmeyi boykot edeceğini söylüyordu, anayurtta yaşayan bazı Abhazlar da samimi ama hukuksal dayanağı olmayan savunmalar yapıyordu. Tam da seçim arefesinde kafa karışıklığı yaratacak bir durum olmasın diye söze ben  de karıştım. Sonunda hem hukukçu hem de konuyla ilgili pek çok yazılar yazmış  Rahmi Tuna'nın yardımıyla tartışma tatlıya bağlandı. Tarihte ilk kez böyle bir şans yakalamışken prosedür hatası gibi ayrıntılar üzerinde durmak yerine bu hakkı iyi kullanmak gerektiğini düşünerek sorumluluk hissettim ve yazıyı tamamlamaya karar verdim.

         Aslında sorun gerçekten de devletimizin delikanlılık yaşına gelmesinden kaynaklanıyordu. 20 yıl nasıl geçti anlayamadık, her gün bir sorunla cebelleşirken çok istememize karşın devletimizi el bebek, gül bebek büyütemedik. Eğitiminden, ekonomisine, sağlığından savunmasına, imarından enerjisine, içerde ve dışarda hak ettiği konuma getiremedik. Fakat yine de o, hiçbir şeyden yılmadan, bağımsızlık ve özgürlükten ödün vermeden, onurlu, gururlu, saygılı, terbiyeli, kimsenin hakkına saldırmayan; kendi haklarını da kimseye kaptırmayan, kişilikli bir devlet olarak günümüze geldi.

          20 yaşındaki bir delikanlı nasıl eğitim, askerlik, iş,  evlilik gibi yaşama dair önemli ve köklü kararlar almak ve başarmak zorunda ise 20 yaşındaki genç bir devlet de bu aşamada önemli kararları almalı, kendisini geleceğe en iyi biçimde taşıyacak sistemleri bulup uygun kadroları bir an önce oluşturmalı.

         Daha demokrat ve şeffaf bir yönetim, güçlü reformlar, düzgün harcamalar, halkın refah seviyesini ve güvenliğini arttırma, sağlık, güvenlik,  eğitim, yol gibi gerekli her alanda gelişme, diaspora ile iyi iletişim ve dayanışma, devletleşme sürecinde çağa ayak uydurma, yapılması gerekenlerden sadece bir kaçı.

         Böyle geçiş dönemlerinde hepimize düşen görevler var. Sanırım zamanın ruhu da geldi.  Biz diasporanın birinci görevi Abhazya'da yaşanan son siyasi krizi düzlüğe çıkaracak olan bu seçimi huzurlu bir biçimde ve başarıyla sonuçlandırmak, ikinci görevi de temsilciliğimize gereken önemi vermek olmalı.

         Aslında bu yazımın bir amacı da nasıl bir Cumhurbaşkanı ve Temsilci istediğim ile ilgiliydi.  Dudayev'in öyküsünü de o yüzden anlatmıştım. Gerçi Dudayev'den sonra  gelenleri görünce onun tespihine ve şapkasına çoktan razı oldum. Kafkasyalı liderler konusunda espriler çoktur. 3 Eylül Moskova Ateşkes Görüşmelerine diasporayı temsilen katılan Rahmi Tuna, o gün gördüğü liderlerle rahmetli Ardzınba'yı karşılaştırırken başta kendi lideri Kabardey Cumhurbaşkanı olmak üzere Ardzınba'nın hepsine fark attığını, bütün dünya medyasının onu hayranlıkla izlediğini söylemişti. Bunu duyan diaspora, ateşkeşe rağmen halen devam eden savaşı kazanmış kadar mutlu olmuştu.

         En beğendiğim lider Ardzınba'ydı, önemsediğim kriterlerin hepsi onda vardı. Örneğin ben “first leydi” kavramını severim. Bir ülkenin birinci kadınını o ülke kadınları için model görürüm. Kadının eşine destek olmasını isterim. Kafkasya'da ne yazık ki bazı başkan eşleri silik kaldı. Eşleri var mı yok mu bilemedik. Ardzınba bu anlamda da iyi örnekti.

          Abhazya'nın Cumhurbaşkanlığı seçimlerini düşünürken bir yandan da yaşadığım ülkenin Cumhurbaşkanlığı seçimlerini yakından izliyordum. Seçim öncesi bütün medya nasıl bir cumhurbaşkanı istiyoruz üzerine yazılar yazdı. Bir çoğunu okudum.  Erkek yazarların istediği Cumhurbaşkanı modellerinde çoğunlukla din, hukuk, ahlak ön plandaydı. Ahlaki formasyon, adalet, entelektüel birikim, yeterli bilgi seviyesi, yüksek hukuk bilgisi arıyorlardı. Katı ideolojik bakış, partizanlık, taraftarlık, dar görüş, hoşgörüsüzlük, dialog eksikliği negatif unsurlar arasında sayılıyordu.

         Adnan Hoca'nın kedicikleri bile nasıl bir cumhurbaşkanı istediklerini dile getirdilerı. Size komik gelebilir ama benim hoşum gitti. Demokrasi her kesin görüşüne saygı duymayı gerektirir. Aynı zamanda yazarlık yapan bir kedicik; “Kadın eğitimden, sanattan, eğlenceden soyutlanmamalı. Evde yaşamaya mahkum edilmemeli, dünyadaki gelişmeleri yakından izleyebilmeli, sorunlara çözüm aramalı, kültür seviyesi yüksek olmalı, sanat ve bilimle iç içe özgür bir yaşam sürdürebilmeli, bunları sağlayacak bir Cumhurbaşkanı istiyorum” diye yazmış, katılmamak mümkün değil.

         Genel olarak birlik ve beraberlik, sosyal barış, entelektüel ufuk, uzun vadeli hedef, kucaklayıcı ve kuşatıcı bir uslup, bilinç ve bilgelik, müzakereci siyaset, akıl ve vicdan istemişler adaylardan.

         Gençler ise nasıl bir cumhurbaşkanı istediklerini şöyle anlatmışlar. “Cinsiyetin önemi yok, okumuş yazmış olsun, hatta profesör olursa iyi olur. En az iki yabancı dil bilsin, geçmişi temiz olsun, bilim insanı olsun, Süpermen ya da Batman gibi kahraman olsun, sosyal medya fenomeni olsun, bize tweet atsın, mutlaka müzik dinlesin, hatta halk müziği dinlesin, adil ve kuvvetli olsun.” demişler. Gençler de hoşuma gitti, onlara katılıyorum.

         Diaspora olarak Abhazya için nasıl bir cumhurbaşkanı istediğimizi anlatacak, yazacak fırsatımız olmadı. Abhazyadakilerin de ne istediğini tam öğrenemedik. İki önemli kriter dikkatimizi çekti.  Bunlardan biri halkın isteklerine kulak vermek,  halk çağırınca toplantıya gitmek. Diğeri de yeni  cumhurbaşkanı adayı olabilmek için Abhazca sınavına girmek ve başarmak.  Bu ikisi de Abhazlara özgü bir saptama olarak akıllarda kaldı.

         Yukarıda  Türkiye için saydığımız tüm kriterler Abhazya için de geçerli. Bütün bu kriterlere sahip bir cumhurbaşkanı bulur muyuz bulamaz mıyız bilemem. Bildiğim tek şey 20 yaşına gelen “Delikanlı Devlet”imizin  geleceğine karar verme zamanının geldiğidir. Genç cumhuriyetimizin iyi bir “Devlet Baba” olabilmesi için şimdi vereceğimiz karar önemlidir. Onun için her türlü olumsuzluğu, aksaklığı, prosedür eksikliğini bir kenara bırakarak yoğun bir biçimde seçime katılalım ve Abhazya'yı düzlüğe çıkaracak adayı seçelim.

         Nasıl bir temsilci istediğimi sonra anlatacağım, çünkü o da çok önemli. Abhazya için nasıl bir cumhurbaşkanı istediğimi ise tek kelimeyle söyleyeceğim; ARZINBA  GİBİ OLSUN ! onun gibi olmak kolay değil biliyorum ama en azından, onun beğendiği biri olsun. Sanırım tercihimi anladınız.

 

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
721 gün önce
927 gün önce
1043 gün önce
1429 gün önce
1491 gün önce
1752 gün önce
1976 gün önce
2083 gün önce
2106 gün önce
2119 gün önce
İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
medi
haceri, simya , naturel , dogal , urun , organik sampuan , organik sivi sabun, organik dus jeli , organiMilliSavunmaYusufoğlu Makina ve Kalıp Sanayi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=