Lütfen bekleyin..
DOLAR
istanbul
17°
25 Eylül 2018, 16:50

Feridun Aksoy Akhusba

YANLIŞ KURGULAMA

20 Şubat 2013, 15:53

Türkiye’de siyaset, ekonomik faaliyet ve demokrasi mücadelesi, bireyler üzerinden yürütülüyor. Peki, seçmen, tüketici, okur, izleyici v.b. olarak tanımladığımız ve anlamaya çalıştığımız bireyi, öncelikle ailesi sonra toplumla ilişkilendirmeden yapılan açıklamalar yeterli midir?

Ülkemizde toplumsal strüktürün en önemli kurumu hala ailedir. En küçük toplumsal birim olan aile, aynı zamanda nesiller arası bir sistemdir. Her sistem gibi aile de kendi iç dinamikleri ve toplumsal dinamiklerle değişir ve dönüşür.

Tarım toplumundan sanayi toplumuna geçilirken aile yapısı da geniş aileden çekirdek aileye dönüşür. Bu olgunun sonuçlarına göre, çekirdek aileye dönüşmüş ailenin tüketim ve davranış kalıpları, sonrasında da toplumsal değerleri “modern-kentli” değerlere doğru değişecektir. Ve her şeyden önemlisi, bireyselleşmenin artacağı, aile içinde bile bağımsız bireylere dönüşeceği varsayımıdır. Bu bağlamda hayatın hemen hemen her alanı (ekonomi, siyaset v.b) sanayi toplumu sosyolojisiyle tanımlanıp, çekirdek aile ve bireyselleşmeye göre kurgulanmaktadır.

Oysa henüz bu toplumda sanayi toplumu sosyoloji ile tanımlamış bireysellik son derece düşüktür. Hala toplumun önemli bir kesimi olan gençlerin çoğunluğu, gelecekle ilgili planlarını ailesi üzerinden yapmaktadır. Aile yapıları göçlerle birlikte değişiyor, çekirdek aileye dönüşüyor gibi görünse de “KONDA AİLE ARAŞTIRMASI” nın temel bulgusu” geniş duygusal aile” tezini doğruluyor. Hane nüfusu olarak aileler küçülüyor. Ancak, ilişki ve etkileşimin yoğunluğu arttığı görülüyor.

Ülkemizin ortalama eğitim süresi 6-7 yıl olan nüfusunun büyük çoğunluğu, bireysel yaşamı için en büyük korkusu ”çocuklarının istediği eğitimi alamaması” aynı çoğunluğun ülke yaşamı için en büyük korkusu “geleneklerden kopmak” aileye verilen önemle birlikte bu korkuları anlamaya çalıştığımızda şöyle bir yorum mümkündür. Türkiye toplumunda ailenin hayallerinin taşıyıcısı çocuklar oluyor. “KONDA” nın bulgularına göre Türkiye’de aile yapısı ekonomik ilişkilere dayalı geniş aileden çekirdek aileye geçişte, ara bir yerde ilişkiye dayalı, geleneksel ve dini değerleri ağırlıkta olan üçüncü bir aile yapısı ortaya çıkıyor. Bu yapının da kalıcılaşma eğilimi görülüyor. Evet, orta yerde duran bu toplumsal strüktürden, işleyen kurumsal bir demokrasi devşirmek mümkün olabilir mi?

Yaşadığımız bu gerçeklerin her alan da yansımalarını görmek mümkün. Yeter ki, bir daha dikkatle gözlem yapmamız bu gerçeği görmemize yeter.

Abhaz Toplumu olarak, bizim de yaşadığımız bu gerçekler; toplumsal örgütlenmemizin önünde ki bariyerlerin en başında gelmektedir. Toplumsal dinamizmi örgütleme ve yönlendirme çalışmalarında bulunacak bireylerin bu olguyu göz ardı etmeyen stratejileri belirlemeleri kaçınılmaz olmaktadır.  Düzce 10.02.2013 Feridun Aksoy

feridun@abhazhaber.com

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
medi
haceri, simya , naturel , dogal , urun , organik sampuan , organik sivi sabun, organik dus jeli , organiMilliSavunmaYusufoğlu Makina ve Kalıp Sanayi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=