Lütfen bekleyin..
DOLAR
istanbul
30°
20 Temmuz 2018, 23:21

Av. Rahmi Tuna

Abhazya'daki Olayların Düşündürdükleri

06 Haziran 2014, 12:44

Abhazya'daki Olayların Düşündürdükler

 Avukat Rahmi Tuna

 

         Abhazya Gürcü Savaşı sırasında kurulmuş olan Komitenin bir üyesi olarak defalarca bu savaş ve Abhazya konusunda konuşmalar yapmış, yazılar yazmış, Moskova'daki 3 Eylül Ateşkes toplantısına bilfiil katılmış bir kişi olarak bu gün Abhazya'da olan olaylara ilgi duymamam mümkün değil.

         Mahinur'un okuduğu sosyal medyaya yansıyan yazıları dinliyorum. Şunu itiraf edeyim ki yazıların bir çoğu yüzeysel, taraf tutan,  kendi duygusal egosunu tatmin etmekten öteye gitmeyen değerlendirmeleri içermektedir. Bu duruma üzülürken bu sabah Sezai Babakuş'un yazdığı  yazıyı okudu ve ilk defa bilgiye ve objektif değerlendirmeye dayanan bir yazı duymaktan memnun oldum. Kendisine teşekkür ediyorum.

         Olayı anlamak için ve sağlıklı değerlendirme yapabilmek için bazı bilgilere daha ihtiyacımızın olduğunu düşünerek bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Bu düşüncelerimi şöyle özetlemek istiyorum:

         1- Kafkasya tarihsel gelişiminde, gerek stratejik konumu, gerekse coğrafi durumu itibariyle iki olumsuz durumla karşı karşıya kalmıştır. Birincisi insanların Doğudan Batıya geçiş yolunda bulunması nedeniyle sürekli olarak saldırı ve işgallere uğramıştır. İkincisi ise, az sayıda geçit veren Kafkas Dağlarının coğrafyayı bölmesi nedeniyle, halklar arasındaki bütünleşme kolay sağlanamamıştır. Ayrıca bu coğrafyanın bir özelliği olarak Kafkas halklarında coğrafyanın yarattığı, psikolojik olarak indivudualizm dediğimiz bireysel, egosal anlayış daima  ön plana geçti.

         Bilindiği üzere tarihsel gelişim içerisinde halkların örgütlenmesi, toplumsal bir yapıya ulaşması, siyasal anlamda bir devletleşme sürecine girerek devlet dediğimiz olguyu yaratabilmeleri kolay olmamıştır.  Anaerkil dönemden başlayarak köleci yapılanmalara, daha sonra feodalizm gibi bir yapıya ulaşmalarında ve bu yapıları pozitif anlamda değerlendirerek devlet dediğimiz kavramı yaratmakta çok zorlanmışlardır. Feodalizmin tarihini yazan yazarlar Kafkasya'daki feodalizmi angarya feodalizmi olarak nitelendirmektedirler bu durum Kafkas insanı için  devlet olgusuna ulaşma konusunda zorluklarla karşılaştığını göstermektedir. Yukarıda değindiğim gibi dış faktörler de bu zorluğu arttırmış yoksa yardım etmemiştir. Bunun sonucu olarak Kafkasya topraklarının toprak anlamından çıkarak siyasal anlamda devlet haline gelebilmesi çok zor olmuştur.

         Kısaca coğrafyadan vatana dönüşüm istenilen düzeyde gelişememiştir.  Batılı devletlerde 1648'de imzalanmış olan Vestfalya anlaşmasıyla pozitif ve ulus bilincine dayanılarak kurulmakta olan devlet faaliyetleri gelişirken Kafkasya bu gelişimden de koşullar nedeniyle yeterince yararlanamamıştır.  Evvela bu koşulların gerek siyasal anlamda gerekse tarihsel ve sosyolojik anlamda iyi değerlendirilmesi gerekmektedir.

         2- Tarihsel süreç içerisinde Kafkasya coğrafyası emperyalist devletlerin rekabet alanı haline gelmiştir. Kısaca ifade etmek gerekirse daha Romalılar döneminde kurulmuş olan Kimmerien ve Bosfor Kimmerien devletinden başlamış olarak Moğol ve Arap istilalarıyla, Osmanlıların Asya'ya yayılma politikalarının bir sonucu olarak Karadeniz'i bir Osmanlı gölü haline getirme düşüncesinden kaynaklanan davranışı. En sonunda da sıcak denizlere inmek isteyen Ortadoğu ve Afrika'ya yayılmak isteyen Çarlık Rusya'sının ön koşul olarak Kafkasya coğrafyasını tamamen elde etme istek ve iradesiyle başlayan savaşlar,  açıkça itiraf etmek gerek ki Kafkasya'nın devletleşme sürecini ciddi olarak baltalamışlardır.

         3- Bu gün bu durumun bittiğini söylemek hiçbir şekilde doğru değildir. Halen ABD'nin olsun, Batının olsun Doğu politikaları Rusya'ya yönelik askeri ve siyasi stratejileri hiçbir şekilde azalmamış ve aynen devam etmektedir. Diğer taraftan Rusya sahip olduğu zenginlik kaynakları nedeniyle Batının bu politikasına kendi stratejik ve politik yaklaşımları nedeniyle asla geri adım atmaya niyetli değildir. Bu önce Gürcistan'da başladı, şu anda da Ukrayna ve Kırım nedeniyle devam etmektedir. Ufak bir tarihi anıyı hatırlatmak istiyorum. 1856 tarihinde imzalanmış olan Paris anlaşması ile Kafkasya coğrafyasının tamamı kayıtsız ve şartsız olarak Ruslara terk edilmiştir. Ancak İngiltere'nin muhalefeti nedeniyle Karadeniz Rus gemilerine serbest bırakılmamıştır. Ne var ki anlaşma ile istediği coğrafyayı elde eden Çarlık Rusyası Karadeniz konusunda konulmuş olan rezervi kabul etmeden uygulamalarla direnince, zorunlu olarak 1871 tarihinde Karadeniz'in tarafsızlığı, yapılan anlaşma ile kabul edilmiştir. Bütün bunlar gösteriyor ki Kafkasya tarihsel olarak ve coğrafya olarak her zaman problemle karşılaşmış ve halen de karşılaşmakta olan zor bir ülkedir.

         4- Abhazya halkı devletleşme geleneğinde Kafkasya'da önde gelen halklardan birisidir. Daha 8. ve 9.  yüzyılda Abhazya halkının günün siyasal terminolojisinde devlet olarak anlaşılan önemli bir krallık kurduğunu belgeler kabul etmektedir. Buna karşılık Abhazya topraklarında yaşamakta olan ve iki önemli özelliğe sahip olan Gürcü toplumu da bu devletleşme sürecinin ana aktörü ve ortağıdır. Süreç içerisinde Gürcü devletleşmesinde iki özellik göze çarpmaktadır. Birincisi büyük çoğunlukla Gürcülerin Hristiyan olarak kalması, ikincisi de Osmanlı Kafkas ve Osmanlı Rus ilişkilerinde Gürcülerin sürekli olarak Rusya tarafını tutmasında görülmektedir. Daha 1587 tarihinde Kaheti Gürcü Prensi Aleksandr'ın  Ruslarla yaptığı gizli anlaşma ile Moskova'nın himayesine girmesi,  yine 1783 tarihinde Gürcü kralı 2. Heraklius'un  Ruslarla gizli anlaşma yapması bu politikanın esasını göstermektedir. Hatta şu denilebilir. Gürcistan Rusların Kafkasya'ya girebilmesi için elinde bulundurduğu sürekli bir anahtar olmuştur. Bu siyasal atmosfer komünizmin Kafkasya'da yayılması ile ve devrim hareketinin gösterdiği gelişimle devam etmiştir. Nitekim Gürcistan 1917 devriminde açık ve net olarak Menşeviklerin safında yer almış ve onlarla işbirliği yapmıştır. Ancak, bir tarafı Gürcü olan Stalin'in başa geçmesi ile Abhazya halkının siyasal statüsü ve yapısı Gürcistan Cumhuriyetine bağlanmıştır.

         Konuyu fazla uzatmaya gerek yok 92-93 Savaşı Abhazya ile Gürcistan arasındaki olumsuzluklardan egemen yapıdaki Gürcü Cumhuriyetinin baskılarından meydana gelmiştir. Bu konuda Komiteye yazmış olduğumuz yazılar, kitapçıklar vardır, isteyen okuyabilir.

         5- Bu gün Abhazya Devlet statüsü olarak bir çok ülke tarafından tanınmamışsa da Uluslararası hukuk bakımından bağımsız bir devlet olarak kurulduğu açık ve nettir. Başta ABD olmak üzere bir gecede Kosova'da kurulan devleti 50 devletin tanımış olması buna rağmen Abhazya'yı tanımamakta ısrar etmeleri Abhazya halkının devletleşemediği anlamın gelmez. Bu Batı ile Rusya arasındaki çekişmenin ve rekabetin halen devam ettiğini ifade eder. Gerek bu savaşın yapılıp kazanılmasında, gerekse kurulmuş olan Abhazya Devletinin tanınmasında ve bu devletin bir anlamda siyasal hukuk dünyasında bir omurga kazanmasında Rusya'nın oynamış olduğu rolü inkar etmenin gereği yoktur. Abhazya bu savaşı kazanmak ve bu devleti oluşturabilmek için böyle bir desteğe muhtaçtı, Rusya bu desteği verdi. Tabii burada şu da söylenebilir. Rusya kendi çıkarları için yaptı, denilebilir. Ne var ki bu, Rusya desteğinin pozitif anlamda Abhazya'ya yardım etmediği anlamına gelmez.

         Bu gün Abhazya'da diğer Kafkas Cumhuriyetlerinde yapısal olarak bir takım olumsuz durumların görülmesine açıkça şahit olmaktayız. Ancak şurası asla unutulmamalıdır. Kafkas halkları kendi kimliklerini, kendi kültürlerini ve kendi varlıklarının koruyabilmek için pozitif bir politika izlemeye ve destek almaya ihtiyaçları vardır. Bu durumun bütün Cumhuriyetler için iyi anlaşılması gerekir. Buna karşılık ister Rusya ister, Türkiye ve başka bir devlet olsun hak talep etme durumunda olan halklar için izlenecek yol ve yöntemlerde bazı zorunlu kuralların varlığını kabul etmek durumundayız. Bu kuralları öncelikle kendi yöneticilerimiz, halkımız ve düşünenlerimiz  (Kafkas Cumhuriyetleri ve Abhazya  için söylüyorum) anlamalı ve uygulamalıdır.

         Ekonomik ve idari aksaklıklarla ilgili olmak üzere Sezai Babakuş'un değerlendirmelerine  tamamen katılıyorum, Ancak bu gün Abhazya halkının olaylara daha derinden bakma ihtiyacında olduğuna da inanıyorum. Bunun için öncelikli olarak düşüncelerimi şöyle özetlemek istiyorum:

         1- Her şeyden önce Abhazya  halkı ve yöneticileri devlet olgusuna ulaşmış olmalarının bilincini çok iyi anlamalı ve öğrenmelidir. Bu bilinç Abhazya için tarihsel ve siyasal anlamda bir halkın varması gereken ideal bir sonuç, bir hedef, kutsal bir başarıdır.

         2- Bu bilince gerek yönetim gerekse halk psikolojik, siyasal ve sosyolojik olarak sahip çıkmalıdır.

         3- Siyasi sorunların çözümünde ülkenin yönetiminde bu bilinç ve bu şansın verdiği olgu ön planda tutulmalıdır.

         4- Egemen devletlerde görülen aksaklıkların o devleti kolay yıkmayacağını ancak kurulmakta olan bir devletin böyle bir depremle sarsılacağını halkın ve devletin iyi bilmesi gerekir. Bu nedenle gerek halk gerekse yöneticiler bu bilinçle ortak bir inanç ve irade ile sorunlarına sahip çıkmalı. Sorunların çözümünde devlet kurmakla elde edilmiş olan şans ön planda tutulmalıdır.

         5- Ekonomik ve siyasal yapı bakımından meydana gelecek sarsıntılara karşı dayanma gücü yeterli olmayan Abhazya Devletinin ayakta kalması ve korunabilmesi için birlik ve beraberlik bilincine sahip olması gerektiğine inanıyorum. Bu birlikteliğin sağlanması için diasporanın da ciddi biçimde katkıda bulunması gerektiğine inanıyorum.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Orhan Büyü
1504 gün önce
Beğendim.
Kucba Nihat Koç
1505 gün önce
Başta sezai Babakuşa ve Rahmi Tuna beyin fikir ve düşüncelerine cani gönülden katılıyorum Diasporadaki kardeşlerimizinde bu konulara duyarlı olmasını diliyorum
İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
medi
haceri, simya , naturel , dogal , urun , organik sampuan , organik sivi sabun, organik dus jeli , organiMilliSavunmaYusufoğlu Makina ve Kalıp Sanayi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=