Lütfen bekleyin..
DOLAR
istanbul
19°
21 Ekim 2018, 10:06

Mahinur Tuna Papapha

BUTİK DEVLET ABHAZYA

20 Şubat 2013, 15:48

20. Zafer Bayramında Abhazya'ya “Butik Devlet” demek geldi içimden.

Pembe gözlükle bakmayı severim, o yüzden bu yazım pembe olsun istedim.

Abhazya hiç ummadığı bir anda ve hiç beklemediği bir biçimde 14 Ağustos 1992'de işgale uğradı. O an hepimizin evine bomba düştü. Aynı dönemde Balkanlar da ateş altındaydı. Bu süreç neredeyse birlikte yürüdü. Bütün dünya her iki bölgeyi yakından izledi. Abhazlar, önce geleceğimiz diye çocuklarını, sonra namusumuz diye kadınlarını güvenli yerlere taşıdı, sonra da koç yiğitler vatan bizden sorulur diyerek kardeş halklarla birlikte 30 Eylül 1993 günü tarihin en dengesiz savaşını, en muhteşem zafere dönüştürdüler.

Bu iki bölgeyi hep bir kadın gözüyle ve kalbiyle izledim. Balkanlarda bir kadın tecavüze uğruyor, televizyona çıkıp gözyaşlarıyla anlatıyor, dinlerken kahroluyordum. Aynı durumdaki bir Abhaz kadını düşünüyordum. Onun intihar ettiğini ya da ülkeyi terk ettiğini öğreniyordum. Türkmenistan'a gidip otobüs şoförlüğü yapan, kimliğini, ailesini, ülkesini, tüm belleğini silen bir kadının acıklı ama onurlu öyküsü hala içimi yakar. O günlerde tüfeğin ucuna barış güvercini çizen küçük kızı, sokaklara asılan karikatürleri düşündüm. Cephede gitar çalan, siperlerin içinde kitap okuyan insanlar geldi gözümün önüne. Acısını bu denli tatlı bir dille anlatan bir halk, beni ister istemez pembe düşündürdü.

*

Bir film gibi geçti 20 yıl gözümün önünden.

Kendine özgü hal ve tavırlar vardı karelerde, klas bir duruş, onurlu bir sabır, şikayetsiz bir direnç, katı bir irade, pozitif bir enerji, inatçı bir özgürlük tutkusu, gururlu bir bağımsızlık isteği, amansız vatan aşkı, yeniden devlet olma azmi, haklara gösterilen özen, kararlı adımlar, coşkulu bayramlar, huzurla dalgalanan bayraklar, sevecen törenler, ölçülü anmalar, hiç bir çirkinliğe izin vermeyen zengin doğa, kısa zamanda yaratılan güzellikler, sınır ötesine taşan yetenekler, kazanılan başarılar, hangi birini sayayım. Film acılarla başlayıp mutlu sonla bitmedi, mutluluk halen devam ediyor. İnsanın gözünü, yüreğini, ruhunu okşayan, şık, zarif, gösterişsiz, çekici, insanı hayran bırakan o kadar çok şey var ki.

Savaş sırasında Abhazya'ya giden gazetecilerin söyledikleri geliyor aklıma.

Her zaman size ikram edecek bir şey buluyorlar. O savaş keşmekeşi içinde bile bir düzen var, kadınlar inanılmaz güçlü. Erkeklere bakıyoruz cephede gitar çalıyor, kitap okuyor, şarkı söyleyip dans ediyorlar. Sanki savaşmıyor savaş dansı yapıyorlar. Bunlar ilginç insanlar. Sokaklara kocaman boyutlarda karikatürler asmışlar, düşmanla dalga geçiyor, savaşı tiye alıyorlar. ” diyorlardı.

Savaştan 10 ay sonra Abhazya'ya gittiğimde, büyük bir umutla geri döndüm. Ülkede hasarsız tek yer yoktu. Arşiv ve kütüphaneler cayır cayır yanmıştı ama her yerde harıl harıl bir çalışma vardı, tek kuruş almadan, büyük bir şevkle çalışıyorlardı.

Bütün kadınlar siyah yas giysileri içindeydi derli toplu, zarif insanlardı. Vatan uğruna yitirdikleri için üzüntü değil gurur duyuyorlardı, çocuklar bile şehit babalarının resimlerini taşırken, ağlamak yerine çakmak çakmak gözlerle babalarının nasıl savaştığını anlatıyorlardı. Bu insanlar kederleriyle sizi üzmüyordu. Hemen hiçbir şeyden şikayet etmiyorlardı. Bombaların çökerttiği duvarların arasında size en şık ziyafet sofraları kuruyor, en temiz çarşafları seriyorlardı. Yemekler lezzetli, sunum klastı. O zamandan beri bu insanlarda olağanüstü bir özgünlük olduğunu düşünüyordum. Bütün olanaklara sahip bir kentte yaşamama karşın ben bu insanlara böyle bir ikramda bulunamazdım, bu başka bir şey olmalı diyordum.

Özetle: Kendine özgü bir coğrafyada, kendine özgü bir ülke, kendine özgü bir halk vardı burada. Bu ülke bir çok kez düşman tarafından yakılmıştı ama her seferinde yeniden küllerinden doğmuştu. İşte şimdi de yeni doğmuş ve büyümüş bir Abhazya vardı karşımızda. 20 yaşında, yiğit bir delikanlı, tıpkı Nart Sasrıkua gibi, gökyüzünden yıldız koparmaya hazır.

Savaş denen şey bıçakla kesilmiyor, yeni savaşlar, ambargolar, sonu gelmeyen masa başı görüşmeleri , ekonomik savaşlar, saymakla bitmeyen sorunlar. Bütün bunları inanılmaz bir gayret ve sabırla aşıyorlar. Her yıl biraz daha ileri gidiyor, güzelleşiyorlar. Dünyanın gözü üstlerinde, ne kadar uğraşsalar da notlarını kırmaya güçleri yetmiyor. Gerçeği itiraf etmek “Aferin size, demokrasi sınıfını geçtiniz !”,Canım zaten siz, sadece o bölgedeki bir çok büyük devletten değil, çok tanınan bazı Avrupa devletlerinden bile eskisiniz” demek zorunda kalıyorlar. Son zamanlarda yabancı basında çıkan bu tür övgüler kayda değer.

Her yıl daha iyiye daha güzele giden Abhazya; dünya çapında opera sanatçıları, ressamlar, sporcular, dans grupları, yazarlar, hatta komedyenler, minik güzellik kraliçeleri ve daha neler neler yetiştiriyor. Gün geçmiyor ki dünyanın herhangi bir köşesinde, Uluslar arası bir etkinlikte bir Abhaz adından söz ettirmesin. Bütün bunları düşününce şık bir tanım olsun diye “Butik Devlet” demek istedim Abhazya'ya.

*

Bir yanlışlık yapmayayım diye “Butik” sözcüğünün anlamına, nerelerde kullanıldığına da bir bakayım dedim. Bir de ne göreyim ortalık “Butik Devlet” tartışmalarından geçilmiyor. Artık medyayı izlemez, izlediklerimizi de hatırlamaz olduk.

Meğer ilk kez Sayın Başbakanımız kullanmış bu sözcüğü “Biz Butik Devlet değiliz !” demiş, Afganistandaki helikopter kazasında şehit düşen 12 askerin töreninde.

Butik Devlet, “İçine kapanık, dışarıdan müdahale almayan, kendi işini kendi gören devlet” demekmiş.

Baktım, kimi “Keşke butik devlet olsaydık , biz olsa olsa çarşı devleti, Tahtakale, Mahmutpaşa devleti oluruz” diyor. Kimi “taşeron devlet”le başlayıp onlarca isim sayıyor. Sonuç olarak, anladım ki eti budu yerinde, güçlü devletler butik devlet sayılmıyor.

Terimi uygun bir dille anlatmaya çalışanlar da var. Efendim Oslo görüşmelerinin kabul ettiği demokratik özerklik projesine uygun devletçiklere, yeni otonomi verilecek yönetimlere “Butik Devlet” denebilir. Butik devlet “Dünya ile ilişkisi sınırlı, gündemi dar olan devlet” tir gibi, terimin lehine ve aleyhine bir çok yazı var. Bunları okuduktan sonra “Butik Devlet” tanımını bilmeden kullanmış olmakla beraber pek de yanlış yapmadığımı anladım.

Dünya ile ilişkisi sınırlı ise bundan ambargo koyan ülkeler utansın. Gündeminin genişliği Afganistan'a asker göndermekle ölçülüyorsa, bırakalım dar kalsın.

“Butik Diplomasisi” diye de bir terim gördüm bu arada, bu daha da hoşuma gitti.

“Artık Büyük ve büyük olma iddiasında olan devletler butik diplomasiye yöneliyor. Örneğin ABD onbir farklı dilde dünya vatandaşları ile iletişim kuruyor. Dünyadaki pek çok ülke neredeyse birincil haber kaynağı olan Wikipedia'da kendisi ile ilgili maddeleri kontrol altına alıyor. Kişilerin ve toplumların zihinlerine ve kalplerine yönelik mesajlar üzerinde etkin oluyor. Büyük düşünenler butik çalışmalar yapıyor” diyor.

Tamam işte benim de söylemek istediğim bu, diye rahatlıyorum.

Evet asıl anlamı “Kişiye özel, en ince ayrıntılarına kadar özenle düşünülüp tasarlanmış. Tamamen farklı, küçük, pahalı, modern ve ticari getirisi olan yerler ve imalatlar için kullanılan bu Fransızca sözcük” giyim dünyasında, otellerde ve dershanelerde kullanılırken görülüyor ki siyasi terminolojiye de girmiş bulunuyor.

Hiç siyasetten anlamam ama Abhazya'ya “Butik Devlet” demek bana olumlu şeyler anımsattı.

Bu gün Fazıl İskender'imiz Nobel edebiyat ödülüne adaysa. Hibla Gerzmawa “Operanın Kraliçesi” unvanı ile bütün dünyada kendinden ve Abhazya'dan söz ettiriyorsa. Nodar Çanba Tokyo'da senfoni orkestrası yönetiyor ve Abhaz halk şarkılarını söyletiyorsa. Diana Vouba Moskova'da bir Abhaz ressam olarak, dünyanın dört bir tarafından gelen ünlülerin portrelerini yapıyorsa. Halk şarkıları ve halk danslarımız Uluslararası festivallerde birincilik almadan dönmüyorsa. Luka Gabelya dünyanın en ünlü kiliselerinde kilise orgu ile Abhaz kapriçyoları çalıyorsa bu devlet ve bu halk , bir anlamda butik diplomasisi yapıyor demektir.

Hele de Abhaz Devleti'nin tüm birimleriyle günümüze kadar getirdiği Abhazya Cumhuriyeti imajına, sağladığı barış, huzur, güvenlik ve demokrasiye bakıyorum, halkın yüzünün güldüğünü görüyorum. Bu yüzden minik ama sevimli, dünyalar güzeli bu şirin devletin, bütün ambargo ve engellere karşın içine kapanık olmadığını, dünya ile ilişkisinin sürdüğünü, ayaklarının üstünde durduğunu ve gündeminin de dar olmadığını görüyorum.

 

Nice 20 yıllar sevgili Abhazyam !.. Bayramınız kutlu olsun Abhaz halkı !.. Sizi seviyorum!..

Papapha Mahinur Tuna

17.02.2013 İstanbul

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Papapha Mahinur Tuna
1157 gün önce
Merhaba Burak Bey,
Ben bu yorumlara bakmayı hep ihmal ediyorum, bağışlayın. Yalnız sizinle özelden bu konuda konuştuğumuz için şimdi tekrar aynı şeyleri yazmayacağım. Meral Hanım ile Eylül Sonu buluşacağız o zaman size de haber vereceğim.
Ubıhça konusunda elimizden gelen yardımı esirgemiyeceğimizi bilmenizi isterim, size de başarılar dilerim. Papapha Mahinur Tuna
Miskur Burak Tekin (ubıh)
1160 gün önce
İyi günler.İzmir'de yaşayan Ubıh miskur sülalesine mensup bir aileyiz.Uzun süredir özellikle dumezil'in olmak üzere araştırmacı yazarların,filologların ubıhça üzerine yaptığı araştırmaları bulup derlemek ve işbirliği içerisinde olduğumuz fransız dil ve edebiyatı bölümü akademisyenleri vasıtasıyla akademik bir çalışmayla türkçeye çevirmek istiyoruz.Ubıhça'yı canlandırmak konusunda Kafdav kurucu üyesi olarak üstlenmek istediğimiz bu büyük sorumluluk için bize yardımcı olabilirseniz çok mutlu oluruz.Yazınızda ubıhça konuşabilen Meral Hanımdan bahsetmiştiniz.Hala iyi derecede ubıhça konuşabilen soydaşlarımızın olduğunu öğrenmekten ne kadar sevinç duyduğumuzu anlatamam.Kendisiyle tanışmak ve kendisinden kültürümüz adına faydalanmak isteriz.Meral Hanımla irtibata geçmemizin ve tanışmamızın imkanı var mı acaba? Eğer kendisine nasıl ulaşabileceğimizi biliyorsanız bizimle de paylaşabilir misiniz rica etsem? :) en ufak bir yardımın bile büyük yararı olacaktır.Benim mail adresim buraktekinn1903@gmail.com Cevabınızı bekliyoruz çok teşekkür ederiz.Miskur Burak Tekin
papapha mahinur tuna
1437 gün önce
Günselciğim, çok teşekkür ediyorum. Burada yorumlara bakmak bu güne kadar hiç aklıma gelmemiş. İlk kez bu akşam bir yazımı arıyordum, bilgisayarımda bulamayınca buraya bakayım dedim ve yorumları gördüm, mahcup oldum. Selçuk Güral Bey size de çok teşekkür ediyorum. Yazılarımı okuduğunuz için çok mutlu oldum.
Günsel Şurdum Avcı
1633 gün önce
Sevgili Mahinur,
"Butik Devlet Abhazya" yazın ne yazık ki bir yıl sonra gözüme ilişti. Ne güzel yazmışsın. Eline yüreğine sağlık. Sevgiler
Günsel Şurdum Avcı
selcuk güral aşhara
2066 gün önce
güzel tesbitler emeğine sağlik mahinur ablam
Yazarın Diğer Yazıları
671 gün önce
877 gün önce
992 gün önce
1378 gün önce
1441 gün önce
1701 gün önce
1925 gün önce
2032 gün önce
2055 gün önce
İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
medi
haceri, simya , naturel , dogal , urun , organik sampuan , organik sivi sabun, organik dus jeli , organiMilliSavunmaYusufoğlu Makina ve Kalıp Sanayi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=