Lütfen bekleyin..
DOLAR
istanbul
30°
20 Temmuz 2018, 22:53

Mahinur Tuna Papapha

KELEŞBEY “KELEŞ AHMET BEY”

18 Şubat 2014, 23:26

 KELEŞBEY

“KELEŞ AHMET BEY”

                                                                          Yazan  :  Anzor Mıkuba

                                                                          Çeviren:  Papapha Mahinur Tuna

 

 

        1747 yılında, babası Abhaz Kralı Mança'nın  “Manuçar” sarayında doğdu. Annesi Sadzwa prenseslerinden Arıd-pha Esma Hanım'dı. 18. yüz yılın ikinci yarısının başında  babası ve amcaları Osmanlılara karşı mücadele verdiği için görevden alındılar. O yüzden epey bir zaman Trabzon, İstanbul ve babasının paşalık yaptığı Batum'da yaşadı. Aynı yüzyılın 70 li yıllarında Abhazya'ya döndü. Amcasının desteği ile o zaman, bölgelerinde güç sahibi olan beylerden Zapşaaların kızı Maryam'la evlendi. Zapş-pha Maryam'dan Aslan ve Ahmet adında iki oğlu oldu.

        1771 yılında Osmanlılarla savaşıp onları püskürttüğünden ötürü Abhaz kralı Zurab Osmanlılar için güvenilir biri sayılmıyordu. Abhazya'yı hakimiyetleri altına almak için ona bir türlü söz geçiremiyorlardı. Bu yüzden yönetimi Keleşbey'e verdiler. Keleşbey önce Sohum Kalesinin Paşası oldu. Daha sonra Osmanlıların isteği ile Abhaz Kralı oldu.

        Keleşbey Abhazya'nın başına geçtiğinde ülke sıkıntılar içindeydi. , Ortam son derece bozuktu, feodal beyler arasında iç çekişmeler sürüp gidiyor, halk açlık, sıtma gibi çeşitli hastalıklarla mücadele ediyordu. Önceleri muhafızı olduğu Sohum Kalesinin sınırları kadar bir yetkiye sahip olan  Keleşbey kısa zamanda  tüm Abhazya'nın yönetimini ele geçirdi. Tavad-aamısta denen soylu sınıflar arasındaki düşmanlıkları ortadan kaldırdı. Bu işlerde Kayınpederinin ailesinden de büyük destek gördü. Amcası Zurab'ın yönlendirmesi ve kendi yetenekleri ile gerçek bir kral oldu.

        Baştan destek olan kayınpeder tarafı  bu kez yönetimde ayrıcalıklar istemeye ve sorun çıkarmaya başladı. Böylece, Zapş-yıpalarla Abhaz kralının arası açıldı.  Keleşbey onları sakinleştirmek için epey uğraştı, sözünü dinlemeyeceklerini anlayınca Kraliçe Maryam'dan ayrıldı. O zaman Keleşbey,  o güne kadar Abhaz  krallarının geleneğinde hiç olmayan bir şey yaptı. Köylü sınıfından bir kızla, Ley-pha Marasa ile evlendi. Böylece ülke nüfusunun çoğunluğunu oluşturan “anxayü” yani “köylü sınıfı”nın sempatisini kazandı. Fakat Kraliçe Marasa'nın ömrü az oldu, oğlu Seferbey'i doğururken öldü. Bir süre sonra Keleşbey yeniden evlendi. Ataları olan diğer Abhaz kralları gibi Abhaz krallığını pek de takmayan  nüfuzca ve nüfusça  hayli güçlü olan Tsaballılarla akraba olmak istedi. Marşanların Kats-yıpa boyundan Marşan-pha Rebya ile evlendi. Kraliçe Rebya Hanım'dan Keleşbey'in  dört erkek, üç kız çocuğu oldu.

        Abhaz kralı ölümüne birkaç yıl kala Rebya Hanım ile evli olmasına karşın bir kere daha evlendi. Abhazya'nın ünlü tavadları İnal-yıpaların kızını aldı. Kraliçe Afize Hanım Keleş Bey'e iki oğul, bir kız çocuğu verdi.

        Keleşbey'in ilk oğlu Aslanbey doğduğu gibi atalık olarak, o zaman Abhaz krallığına dahil olmayan ama dahil olması gereken Sadz bölgesinin sözü geçen beylerinden Semeyxualara verildi

        Keleşbey'in nikahsız eşleri de vardı. Üstelik bunları çok severdi. Oğlu Halil Bey'in annesi bunlardan biriydi.

        Keleşbey Abhaz Kralı olduğu andan itibaren, birkaç yıl içinde dedesi Zegenak zamanındaki Abhaz sınırlarına döndü ve bütün Kafkasya'da güçlü bir kral haline geldi.  Sadzlar, Ubıhlar, Şapsığlar, Abzehler ve Nathuaçlarla oldukça yakın ilişki kurdu. İyice güçlendiği bir anda Sohum'daki Osmanlı askerlerini de ülkelerine dönmek zorunda bıraktı. Keleşbey Abhazya'nın başında olduğu süre içinde, yani 50 yıla yakın bir zaman tam bağımsız bir devlet politikası uyguladı. Önce ülkenin iç düzenini sağladı. Her zaman emrinde 500 hazır asker vardı. Gerektiğinde 25.000 yaya ve süvari olmak üzere asker toplayabiliyordu. Ordusuna yetecek topu tüfeği de vardı. Denizde de güçlüydü. Büyük küçük 600 gemi denizin üstündeydi. Batum'dan Anapa'ya kadar Karadeniz'in Kafkasya kıyıları onun kontrolündeydi. Deniz kıyısındaki bütün iskeleler kendisine bağlıydı ve kendi tayin ettiği görevliler tarafından kontrol ediliyordu. Sohum ve Pitsunda limanlarında ise ciddi savaş gemileri vardı. Bu bilgileri doğrulayan kaynakların biri Keleşbey'in 1806 yılında III. Sultan Selim'le aralarındaki gerginliği gidermek için hediye etmek üzere Sohum limanında bir gemiye yüklediği 74 adet topla ilgili belgeydi. Bu gemi Brig denen savaş gemilerinden biriydi.  Pitsunda limanında da Ruslara hediye edilecek toplar gemide  hazır bekletiliyordu.

        Keleşbey'i ziyarete gelen, onunla görüşüp konuşan pek çok yabancı diplomat vardı. Seyyahlar, subaylar, askerler de vardı, raporlarında  Keleşbey ve ülkesi hakkında bilgi veriyorlardı. Onun fiziksel olarak çok görkemli bir adam olduğunun yanı sıra, zeki, cesur, bilgili, disiplinli, sorun çözücü ve çok başarılı bir hükümdar olduğunu belirtiyorlardı. Keleşbey gerektiğinde diplomasiden nasıl yararlandığını, devlet politikalarındaki temel prensibinin bağımsız politika gütmek olduğunu. Abhaz Krallığının gelişmesi için ufkunu geliştirmiş bir lider olduğunu, dış ilişkilerde günün güçlü Avrupa ülkeleri ile de temas etmeyi başardığını yazıyorlardı. Örneğin; Fransız İmparatoru Napolyon ile temas kurabilmek için o günün Fransız Dışişleri Bakanı Taleyran'a yazdığı mektuplardan söz ediyorlardı. Bunlar formalite icabı gibi görünse de zaman zaman yararlar sağladığı da oluyordu. Başta Rusya olmak üzere böyle bir çok ülkeden gelen diplomatları kabul ediyor ama talepleri iyice gözden geçirdikten sonra ülke yararına olanları seçiyordu. Abhaz kralının uyguladığı bu politikalar Osmanlı padişahını rahatsız ediyordu.

        Prof. Stanislav Lakoba'nın araştırmalarına göre Keleşbey Abhazya kralı olduğu zaman Rusya ve Osmanlı çıkarları arasında gidiş gelişler yaparak  ülkesine yararlı olan politikaları izlemekten geri kalmıyordu. Abhazya'yı ele geçirmek isteyen her iki büyük imparatorluk  zaman zaman onu köşeye sıkıştırmaya çalışıyordu. Keleşbey'in bütün diplomatik çabalarına karşın Sultan III. Selim Abhazya'ya saldırmaktan geri kalmamıştı.

        1806 yılında büyük bir donanma ile Abhazya kıyılarına çıkmaya karar veren Osmanlıya karşı Abhaz Kralı Keleşbey de  anında 25.000 askeriyle deniz kıyısında etten bir duvar ördü.  Bunu gören Osmanlı donanması karaya ayak basmadan geri döndü.

        1807 yılında, bu durumdan yararlanmak isteyen Rus ordusu Abhazlarla Osmanlıları bir kez daha karşı karşıya getirmek istedi. Bir anlamda Abhaz Kralı Keleşbey'in Rusya'ya bağlanmak isteğinde ne kadar samimi olduğunu sınamış olacaklardı. Çünkü birkaç yıl önce Keleşbey Ruslara tabi olmak istediğine dair bir mektup yazmıştı. (O sıralar bütün Gürcüler ve migreller Rusya'ya kendi istekleri ile bağlanmışlardı)

        Ruslar, Keleşbey'den Osmanlı-Rus savaşı sırasında kurulan Put (Poti) Kalesini Osmanlılardan geri almasını istediler. Kaleyi Keleşbey'in kardeşinin oğlu  Küçükbey yönetiyordu.

        Keleşbey buna hayır dedi. Savaşa girmek istemedi. Rus generaller buna sinirlendi. Keleşbey'e olan güvensizlikleri daha da arttı. General Rikgof Kafkasya'daki Rus ordusunun komutanı Graf. Gudoviç'e yazdığı raporda Keleşbey'in Ruslarla dostluğunun göstermelik olduğunu belirtti.  Bunun üzerine Gudoviç de Keleşbey'e bir mektup gönderdi, mektupta ”Biz Osmanlılarla savaşırken, siz  Ruslara yardım etmediniz, el altından Osmanlılara destek verdiniz.” diye yazdı.

        Bu olaylardan sonra Kafkasyadaki Ruslar Keleşbey'i kendi istedikleri gibi yola getiremeyeceklerini anladılar ve onu yok etmeye karar verdiler. Abhazya'nın yönetimini de Abhazya'yı ele geçirme konusunda kendilerine yarar sağlayacak birine vermeyi planladılar. Bu anlamda en elverişli kişi Keleşbey'in 3. oğlu Seferbey'di, oldukça yumuşak huyluydu.  Seferbey o zaman Migrellerin damadıydı. Migrel kralı Grigori'nin  kız kardeşi Tamara ile evliydi.

        1803 yılında Rusya İmparatorluğunun himayesine gönüllü olarak giren Migrelya kralı Grigor'u zehirleyerek öldüren general Çiçyanov ile “Büyük Entrikacı” namıyla anılan Migrel kraliçesi Nina Dadyani, Abhaz Kralı Keleşbey'in kaderi ve Seferbey'in geleceği konusunda epey gayret sarf ettiler. Seferbey'i Migrel sarayına yakınlaştıran da Nina'ydı. Onu görümcesi Tamara ile evlendirmişti.

        Tarihçi G. Dzidzerya şöyle yazıyordu “Migrelya'yı yöneten Nina Dadyani'nin önerisiyle Kafkasyadaki Ruslar bir türlü dize getiremedikleri Abhaz Kralı Keleyşbey'i yok etmeye karar verdiler, Osmanlılarla aralarında yapılan geçici sulh anlaşmasından yararlanarak Abhaz Krallığının başına Migrellerin damadı Çaçba Seferbey'i geçirmek istediler.  Sonra da iktidarın varisi olan Aslanbey'i yok etmeyi planladılar...” Ondan sonra Seferbey'i de aralarına alarak  ve  Nino Dadyani'nin olağanüstü gayretleri ile Rusya idaresi altındaki Gereal Rikgof'u önlerine katarak  Keleşbeyi yok etmeye karar verdiler. 2 Mayıs 1808 günü Sohum kalesinde Keleşbey'i öldürdüler.

        Babasını öldürdükleri akşam Lıxnı sarayında bulunan Seferbey, “Keleşbey'i öldüren büyük oğlu Aslanbey'dir” diye dedikodu yaydı. Migrel kralları sadece Abhaz Kralı Keleşbey Çaçba'nın Rus politikalarına boyun eğmediği için değil, başka şeyler için de kızıyorlardı.  Sınırlarını genişletmek isteyen güçlü bir Abhaz kralı onlar için bir tehditti. Kral daha önce de Migrel krallarına zarar vermiş, topraklarının bir kısmını hakimiyeti altına almış, yaptıkları savaşlarda onları hep yenilgiye uğratmış, zaman zaman Kutais'e kadar ulaşmıştı. Özellikle Gürcistandaki Anakliya Kalesini ele geçirmiş, bir çok Abhaz'ı da buraya götürüp oturtmuştu. Hatta Migrel Kralı Grigor'un ağlu Lewan'ı da tutsak alıp Abhazya'ya götürmüştü.

        Abhaz Kralı Çaçba Keleşbey ufku geniş bir hükümdardı. Zeki, cesur, bilgili ve yetenekli biriydi... ama bazen hata yapabiliyordu. Bu hatalarından  biri onun Rus hakimiyetinin Kafkasya'ya inişinin zaman alacağını düşünüyor olmasıydı. Ayrıca, Ruslarla Migrellerin yakınlığının  kendisi ve krallığı için  ne kadar büyük bir tehlike olduğunu düşünemedi. Kafkasya'da konuçlanan Rus askerlerinin asla geri çekilmeyeceklerini fark edemedi.

        Keleşbey Sohum'daki Sohum Kalesi'nin içinde toprağa verildi.  Mezarının fotoğrafı tarihe kaldı ama bugün onun kemiklerinin nerede olduğunu kimse bilmiyor.  Abhaz tarihini saptırmak isteyenler Abhazya'nın başına geçince bu büyük Abhaz Kralının mezarını kaldırıp yerine başka bir heykel diktiler. Kemiklerini de yok ettiler.

        1837 yılında P.P. Kamenski  Keleşbey hakkında şiirsel bir kitap yazdı

“ Apsnı Ahçüa”-“Abhaz Kralları” yazan Anzor Mukba. Sohum. 2005.  Sayfa 50-56

         Bu biyografide olmayan bazı bilgileri eklemekte yarar var. Böylece Keleşbey hakkında biraz daha bilgi edinmiş oluruz.

          “...Osmanlı belgelerinde “Keleş Ahmed Bey” ve “Gülşen Ahmed Bey” olarak geçen Kaliş Ahmed Bey 1747'de doğdu. İstanbul'da Enderûn-ı Hümayûn'da eğitim gördü. Bâb-ı Âli tarafından  Abhazistan hakimi tayin edilen Kaliş Ahmed Bey, Abhazya'nın Merkezini Lıhnı'dan Sohum'a taşıdı. Kaliş Ahmed Bey, 1802 yılında Megrel topraklarına girip Anakara”Anaklia”   kalesini  ele geçirdi ve Megrel  Dadyanı Grigor'un oğlu Levan'ı esir aldı. Grigor, ülkesinin işgalden kurtarılması ve oğlunun serbest kalması için Rusya'dan yardım istedi. Ruslar işgal ettiği Megrel topraklarını boşaltması ve prens Levan'ı bırakması için Kaliş Ahmed Bey'e elçi gönderdiler. Kaliş Ahmed Bey'in bu teklifi ret etmesi üzerine bölgeye sevkedilen bir Rus birliği  5 Ağustos 1805'te Anakara (Anaklia) kalesini ele geçirdi.

        Nizam-ı Cedid'e karşı olduğu için isyan eden ve Sultan III. Selim tarafından  idama mahkûm edilen Trabzon valisi Tayyar Mahmut Paşa, 1806'da Kaliş Ahmed Bey'e sığındı. Kaliş Ahmed Bey'in padişahın iadesini istediği Tayyar Mahmud Paşa'yı vermemesi üzerine, Osmanlı Devleti  11 gemiden oluşan bir filoyu Abhazya sahillerine gönderdi. Kaliş Ahmed Bey Osmanlı filosunun Ağustos 1806'da Sohum açıklarına gelmesi üzerine, “Tayyar Mahmud Paşa'nın tutuklanması için gönderilen hüküm kendisine ulaşmadan bir Rus ticaret gemisi ile Kırım'a gittiğini” İstanbul'a bildirerek paşayı yanında tuttuğu için affedilmesini diledi. Kaliş Ahmed Bey'in af talebi Bab-ı Âli tarafından kabul edilmedi ve Abhazya tahtı Ekim 1806'da oğlu Aslan Bey'e verildi. Tahttan indirilmesi üzerine Hristiyan olan ve mektup yazıp Çar I. Aleksandr'dan yardım ve ülkesini Rusya'ya tabi olmasını isteyen Kaliş Ahmed Bey, oğlu Arslan Bey'in veraset haklarını kaldırdı. Rusların yanına gönderdiği Teğmen Şirnevski'ye Abhazya kıyıları hakkında bilgi veren ve önceden haber verilirse, gerekli hazırlıkları yaparak Rusları karşılayacağını bildiren  Kaliş Ahmed Bey, 14 Mayıs 1808'de Arslan Bey'in emri ile öldürüldü. Kaliş Ahmed Bey'in diğer oğlu Sefer Ali Bey, Megrel Dadyanı  V. Levan'ın gönderdiği birliklerin yardımı ile Ağustos 1808'de Arslan Bey'in üzerine yürüdü. Arslan Bey tarafından  yenilen Sefer Bey 1808, 1809 da Çar I. Aleksandra mektup yazarak Abhazya tahtının kendisine verilmesi şartıyla Rusya'ya tabi olacağını bildirdi. Çar 17 Şubat 1810'da yayınladığı bir ukazla Abhazy'nın Rusya'ya bağlandığını ilan etti. Rusların Osmanlıları Sohum Kalesinden çıkarmak için gönderdiği filo tarafından karaya çıkarılan birliğin 10 Temmuz 1810  günü Sohum'u işgal etmesi üzerine Sefer Ali Bey, Giorgi adıyla Hristiyan olup, Rus hakimiyetine girdi.

        Abhazistan Prensi Sefer Alibey, 1813'te Anapa Muhafızı Seyyid Hüseyin Paşa'ya elçi göndererek “affedilmesi ve Sohum Muhafızı olarak görevlendirilmesi” halinde Sohum kalesindeki Rus Garnizonunu kovup Osmanlı devletine itaat edeceğini bildirdi. Osmanlı yanlısı olan kardeşi Hasan bey ile arasında anlaşmazlık bulunan Sefer Ali Bey, 1814'te atalığı Ahmed ağa vasıtasıyla İstanbul'a haber gönderdi ve affedilirse Sohum'u Osmanlılara teslim edeceğini bildirdi. Sefer Bey'e güvenmeyen Bab-ı Âli  Ahmed Ağa'ya “Sohum'u Ruslardan alarak teslim ederse, Sefer Bey'in suçunun affolacağına  ve Sohum'un kendisine tevcih edileceğine dair ferman çıkarılacağı” bildirildi.

        Sefer Ali Bey(Giorgi) 13 Kasım 1821 de öldü. “

 

“Osmanlı Çağı'nda Kafkasya” Sadık Müfid Bilge, İstanbul 2012. Sayfa.474-475

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
578 gün önce
784 gün önce
899 gün önce
1285 gün önce
1348 gün önce
1609 gün önce
1832 gün önce
1940 gün önce
1962 gün önce
1976 gün önce
İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
medi
haceri, simya , naturel , dogal , urun , organik sampuan , organik sivi sabun, organik dus jeli , organiMilliSavunmaYusufoğlu Makina ve Kalıp Sanayi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=