Lütfen bekleyin..
DOLAR
istanbul
18°
25 Nisan 2018, 09:34


"Çerkes Halkına Büyük İhanet: Adige Dil Derneği"

03 Nisan 2015, 23:44

Hepinizin bildiği gibi biz Çerkeslerde herkes liderdir. Toplumumuzda, hepimiz thamade’yiz, hepimiz hakimiz, hepimiz savcıyız, hepimiz polisiz, hepimiz her şeyiz. Bir filologlarımız eksikti. O da tam oldu. Adığe Dil Derneği, ilk öğretimde Çerkesçe eğitiminde Latin harflerinin kullanılması projesini MEB Talim Terbiye Kurulu’na bir şekilde(!) onaylattı.

"Çerkes Halkına Büyük İhanet: Adige Dil Derneği"

— 3 Nisan 2015 by nartuserij    

 Normalde azınlıklara asimilasyonu devletler yapar. Dünya tarihi boyunca bu şekilde olmuştur.  Bugün ise gerçekten tarihi bir gündür. Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin geçmişte bize uyguladığı asimilasyon politikalarının ne kadar başarılı olduğunu gösteren bir gündür.

 Dünya tarihi üzerinde hiçbir halk yoktur ki, asimilasyonunu kendi kendine uygulasın. Biz Çerkesler hariç… Dünya tarihinde hiçbir ülke yoktur ki, asimile etmeye çalıştığı etnik kökenleri, kendi kendilerini asimile etmekte ısrarcı olacak şekilde asimile edebilmiş olsun. Türkiye hariç….

Evet Adige Dil Derneği’nden bahsediyorum. Hepinizin bildiği gibi biz Çerkeslerde herkes liderdir. Toplumumuzda, hepimiz thamade’yiz, hepimiz hakimiz, hepimiz savcıyız, hepimiz polisiz, hepimiz her şeyiz. Bir filologlarımız eksikti. O da tam oldu.  Adığe Dil Derneği, ilk öğretimde Çerkesçe eğitiminde Latin harflerinin kullanılması projesini MEB Talim Terbiye Kurulu’na bir şekilde(!) onaylattı.

Şimdiye kadar bu dernekle alakalı hiçbir yazı yazmamıştım. Çünkü kendi çaplarında oyalanıyorlardı. Ama bugün çok yanlış bir adım attılar. Diasporada yaşayan halkımızın geleceğini mahvedecek adımlara bir yenisini eklediler. Öncelikle Adige Dil Derneği nasıl, kim tarafından kuruldu? Neler yaptılar bugüne kadar bir bakalım. Türkiye diasporasında dil konusunda emek sarfeden, KAFFED içi KAFFED dışı bazı büyüklerimizle konuştum. Bunların ışığında devam edelim.

Adige Dil Derneği Ali İhsan Tarı tarafından kuruldu.  Kiril alfabesine karşı bir Latin alfabe üzerine çalışmalar yapıyorlardı.  Hatta bu dernek kurulmadan seneler önce (20-25 sene önce) Ali İhsan Tarı çalışmalarını CD’ler şeklinde derneklerde dağıtıyordu. Yakın dönemde bu çalışmalarına Danef sitesi üzerinden devam ediyordu.

2005-2006 senesinde KAFFED, Adige dili için 25 kişi, Abaza dili için 15 kişi olmak üzere toplam 40 kişiyi sıkı bir dil eğitiminden geçirdi.  Sonra da bu 40 kişi Türkiye’deki derneklerde dil eğitimi vermeye başladı. Elbette ki projenin eksikleri, yanlışları vardı. Mesela bir tane bile Abaza olmayan Antalya Derneği’ne Abaza dili eğitmeni gönderilmişti.

Ali İhsan Tarı bu 40 eğitmenin her birine tek tek gitti.  “Biz Latin alfabesi ile çalışıyoruz, gelin bizle çalışın siz de” diye teklif götürdü. Hiç birisi kabul etmemiş.

                                    

Dernekleştikten sonra yakın zamana kadar dışarıdan bakanlara KAFFED ile çalışır gözüküp, içeriden kendi kendilerine Latin alfabesinin prestijini arttırmaya çalışıyorlardı. Adige Dil Derneği prestijini koskocaman bir yalanla arttırdı. Bir kurultay düzenlediler. Bu kurultaya mesela Necdet Hatam’da katıldı. Ayrıca Nalçik’ten, Maykop’tan çeşitli akademisyenleri çağırdılar. Epey katılım oldu. Ancak yapılan yalanlar sonradan ortaya çıktı. Kafkasya’dan gelen akademisyenlerin Çerkesçe yaptıkları sunumlar ne Adige Dil Derneği’nin sitesinde ne de herhangi bir sosyal medya mecrasında paylaşılmadı. Kurultay sırasında Türkçeye de çevrilmedi.  O dönem Kafkasya’da akademisyen olan, daha sonra KAFFED’in çabaları sonucu Düzce Üniversitesi’nde açılan Çerkes Dili ve Edebiyatı bölümünde Öğretim Görevlisi olan Haç’emiz Mir’in o kurultayda yaptığı sunum, Türkiye’de Çerkesçe bilenler tarafından kendisinden  istendi ve Türkçe’ye çevrildi. Buradan okuyabilirsiniz:

Tek Bir Yazın Dili Etrafında Adığeleri Birleştirmek Hepimizin Sorumluluğu

Dil ile ilgili çalışmalar yapan DAX isimli Adığe Derneği’nin 22-23 Kasım tarihinde İstanbul’da düzenlediği toplantının bize düşündürdükleri.

 Adığe’ler 150 yıldan fazla bir zamandır Dünyanın çeşitli yerlerine dağılmış bir şekilde yaşıyorlar. Yaşadıkları ülkeye uyum sağlayarak, yaşamlarında çok büyük değişiklikler olduysa da, Adığe olduklarını gösteren birçok özelliklerini korudular. Hepsinden önemlisi Adığe olmanın göstergesi anadildir. Millet olmak için anadilin ne kadar önemli olduğunu tekrar etmeye gerek yok.

 Bütün ülkeleri göz önünde bulundurduğumuzda sayı olarak en fazla Adığe Türkiye’de yaşıyor. Birkaç yıl öncesine kadar Türkiye’de yasal olarak Adığece öğrenmek mümkün değildi. Fakat son dönemlerde bu yasalar değişti. Türkiye’de yaşayan Adığe’ler yasal olarak anadillerini öğrenme imkanlarına kavuştular. Bu sevindirici bir durum. Düzce Üniversitesinde Adığece öğrenilmeye başlanıldı. Şu anda iki sınıf olarak öğrenim devam ediyor. Adığe Cumhuriyeti Üniversitesi Adığe Dili bölümünden gelen bizler orada Adığece öğretiyoruz.

 Memnuniyet verici gelişmeler oluyor. Adığe diasporası diliyle üretim yapma imkanına kavuştu: sadece yazmak-okumak- konuşmak değil, inceleme-araştırma yapmanın yolu açılmış oluyor, tarihini, edebiyatını kendi dili ile yazmanın zamanı geliyor. Geçmiş yıllarda diasporada, halkına duyduğu sevginin bilinciyle, duyarlı ve eğitimli çok az sayıda insan kendi-kendilerine okuma-yazma öğrendiler. Şimdi yasaların tanıdığı olanaklarla daha geniş kesimler anadillerini öğrenebilecekler. Bu çok değerli bir şey.

 Fakat Yüce Tanrının Adığe’leri sınama yolları bununla bitmiyor. Biz Adığeler, vatanımızda üç ayrı Cumhuriyette yaşarken, iki ayrı kültür dilini konuşmanın üzüntüsünün üzerine, Türkiye’de yaşayan Adığe’ler başka bir yazın şekli ile, Latin alfabesinden yararlanarak yazmak isteyenler ortaya çıktı. Bunun nedeni nedir?

 Tarihimizde 150 yıllık bir ayrılığı hiç yaşamamış gibiyiz. Geçmişte bir devletimizin olmaması nedeniyle bir devlet gibi düşünemiyoruz. Şahsen benim ( bu konuda yalnız değilim) imrendiğim, arzuladığım Kabardey-Çerkes Literatür dilini Adığe literatür dili ile birleştirmekti. Bu hepimizin aynı Adığe milleti olduğunun göstergesi ve koruyucusu olurdu. Bundan başka kültürümüz ve yazın dilimiz güçlü ve büyük bir nehir gibi canımıza can katardı. Fakat bir Adığe atasözünün dediği gibi “Ayının üzerine bir yaprak düşünce homurdandı, bir toprak parçası düşünce söyleyecek bir şey bulamadı.”

Şimdi ortaya çıkanlar, bizim bir millet olduğumuzu inkar edenler ve engelleyenler, 100 yıl süren savaşlar ve 150 yıllık ayrılıktan ders almadığımızı gösterdiler. Milli meselelerimiz ile ilgili “kaygı duyanlar”, yine başka milletler bizden daha akıllı, yine çıkış yollarını kulağımıza fısıldıyor, yine izleyeceğimiz yol ile ilgili “rehberimiz oluyorlar”…. Yine, yine ,yine … Akılcı bir şekilde toplanacağımız vakti harcıyoruz. Bunda sonra “Atın başı geçtikten sonra, atın kuyruğunu yakalamaya çalışmaya” sıra geliyor.

İstanbul’da yapılan Adığece ile ilgili konferansa katılmak gerektiği konusunda beraber karar vererek gitmiştik. Düşüncelerimizi açıkça söyledik, fakat anlamayanlar ( yada anlamak istemeyenler) oldu. Onun için düşüncelerimizi tekrar söylemenin zamanı olduğunu belirttiler. Benim düşüncem:

 Birinci olarak; anavatan Adığe’lerinin 80 yıldır yazın dilleri var. Kiril alfabesi ile yazıyorlar. Bu kararı almadan önce Arap-Latin alfabeleri ile de deneyimleri oldu. Adığece ve Rusçanın ayni alfabe ile yazılmasının daha doğru olacağı konusunda karar alındı. Bütün Enstitüler bununla ilgili çalışma yaptı, okumuş-eğitilmiş birçok kişi bu çalışmanın içinde yer aldı. Güzel bir edebi birikimimiz oldu. Adığe Cumhuriyetinin resmi dili oldu. Fakat Adığece ile ilgili yapılması gerekenler henüz bitmiş değil. Anlaşılması gereken bilim insanlarının önünde bir çok görev ve sorumluluğun olduğudur. Bugüne kadar en ince ayrıntısına kadar yapılması gereken ve ihtiyacımız olan derlemeler yapılmadı. Dilimiz nerede başlıyor, vardığı yer, ve gelecekte varacağı yer… gibi sorular önümüzde duruyor. Bu sorunlarla ilgili çalışma yapacak gençleri eğitmek gerekiyor. Güzel bir yol katetmiş olan Adığe yazın dilini takip etmek gerektiğini düşünüyoruz. Yeniden bisiklet tekerleğini icat etmenin anlamı yok. Yeniden ağaç dikip beklemektense, yetişmiş ağacın gölgesine girmek daha uygundur.

İkinci olarak; dünyaya dağılmış olan Adığe’lerin bir araya gelemeyecekleri çok açık. Fakat düşünce birliği içinde olmaları için Yüce Tanrı onlara bir armağan verdi. Ondan faydalanmamak sadece ayıp değil günah aynı zamanda. Vatansız olmanın yanısıra, yetişen gençlerimizi, tek bir yazın dili olan milletlere özenir bir durumda bırakmak kimin haddine? Böyle bir sorun ortaya çıktığı zaman, ilk Adığe kadın profesör Ç’eraşe Zeynep’in söylediklerine biz de katılıyoruz. Onun belirttiğine göre, böyle bir adım anavatanda yaşayan Adığelerle anavatan dışında yaşayan Adığeleri birbirinden uzaklaştırır.

 Üçüncü olarak; Türkiye tarihinde ilk defa olarak Düzce Üniversitesinde Adığe Dilleri Bölümü açıldı. Bir buçuk yıla yakın bir zamandır Kiril alfabesi ile eğitim yapıyoruz. Yeniden altını çizerek söylüyorum – Devletin koyduğu kanunlar çerçevesinde yapıyoruz. Gelenler dili bilse de bilmese de okumaya yeniden başlıyor. Düzce Üniversitesi tecrübesinden yararlanmak gerekir.

 Benim düşüncem, tek bir yazın dili etrafında Adığe’leri birleştirmek hepimizin sorumluluğu olarak önümüzde duruyor.

 Tıme Seyin yazmıştı:

“Birbirini anlamanın anahtarı dildir,

 Ayni milletten olmanın göstergesi dildir”

Prof. Haç’emız Mir

Şimdi Haç’emiz Mir’in yaptığı sunuma bakıyoruz. Latin alfabesinin gereksizliğini anlatıyor.  Kiril alfabesinin vazgeçilemez oluşuna dikkat çekiyor.   Tabi bu sunum kendisi tarafından kurultayda okundu.  Ama hiçbir zaman yayınlanmadı.  Çünkü yayınlansa bu Adığe Dil Derneği’nin işi zorlaşacaktı.

Sadece Haç’emiz Mir değil, Kafkasya’dan gelen bütün akademisyenler devlet politikası gereği Kiril alfabesini savundular. Bir tek akademisyen, oda kendisi gelmeyip asistanlarını göndermiş: “Latin alfabesi de işe yarayabilir” ve benzeri bir şeyler söylemişler.

Daha sonralarda KAFFED tarafından ilki Ürdün’de yapılan uluslararası bir dil toplantısının ikincisi Ankara’da gerçekleştirildi.  Ali İhsan Tarı da bu toplantıya katıldı. Ancak tavırlarından(!) dolayı Yılmaz Dönmez gelmesine rağmen içeriye bile alınmadı.  Ki kendisinin kibrini bugün gruplarda paylaştığı şu resimde görebilirsiniz. Tabi yazıyı değiştirdi. Bu verdiği istatistiki bilginin başında “bizim çalışmalarımıza sizin gücünüz yetmez”, “siz 10 bin imza toplarsanız biz 100 bin imza toplarız” ve benzeri saçma sapan kibirli cümleler yazmış. Herhalde sonradan hatasını anlamış ki silmiş bu cümleleri.

Şimdi asıl önemli konuya gelelim. Size üç isim tanıtacağım. Dr. John Colarusso  Dr. Rieks Smeets  Dr. Ayla Bozkurt Applebaum

Bunlar kimler? Adığe Dil Derneği’nin KAFFED’den, uydurduğu Latin alfabesi ile alakalı görüş yazısında ismi geçen üç dilbilimci. Üç bilim insanı. Bunlar alelade sen, ben, Ali İhsan Tarı, Yılmaz Dönmez gibi sadece dil bilen insanlar değiller. Bu işin okulunu okuyup, bilimsel düzlemde bununla alakalı çalışmalar yapan insanlar.

KAFFED’in cevabı şu. Bu çok önemli.

Konu : 10/04/2014 tarih 8 sayılı Alfabe ve Ders Kitabı Konulu görüş yazınıza

 cevap

 28/04/2014

 ADDER Yönetim Kurulu Başkanlığına

 Derneğiniz tarafından hazırlanmış olan Latin alfabesi ve ders kitabı ile ilgili görüş isteğinize istinaden görüşlerimiz şu şekildedir:

 1. Ders Kitabına Yönelik Olarak:

 Milli Eğitim Bakanlığı’nın ile ortaokul eğitim programlarında 5, 6, 7, ve 8. sınıflara koyduğu Yaşan Diller ve Lehçeler seçmeli dersi kapsamında Adigece ve Abazaca’nın öğretimi ile ilgili KAFFED yönetmeliğin çıktığı ilk günden itibaren çalışmalara başlamış ve bu dilleri Yaşayan Diller ve Lehçeler seçmeli dersi kapsamına koymayı başarmıştır.

 Bu iki derse ait öğretim programı çalışmaları yürütülmüş ve Talim ve Terbiye Kurulu’nun 07/09/2012 tarih ve 153 sayılı ile KAFFED tarafından hazırlanan öğretim programları kabul edilmiştir.

 Kabul edilen bu öğretim programları temel alınarak, Avrupa Diller Ortak Çerçeve Programı tarafından belirlenen yabancı dil öğretimi ve öğrenme düzeyleri ve yeterlik ölçütlerine göre modüler olarak kullanılabilecek kitaplar hazırlanmıştır.

 Bu kitapların ilki olan 5. Sınıf kitabı dinleme materyalleri ile birlikte Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanmış, 2013-2014 eğitim öğretim yılında ders kitabı olarak kullanılmak üzere Bakanlığın internet sitesinde e-kitap olarak yayınlanmıştır.

 Bu esnada, Milli Eğitim Bakanlığı ve KAFFED arasında, 5, 6, 7 ve 8. Sınıflara ait Adigece ve Abazaca ders kitaplarının hazırlanması protokolü imzalanmıştır. Çalışma grubumuz halen 6. Sınıf ders kitabını hazırlamakta, Haziran ayında Bakanlığa teslim edecektir.

 KAFFED, seçmeli ders konusu gündeme gelir gelmez halkımızın Türkiye’deki en büyük temsil kurumu olma sorumluluğu ile hareket etmiş ve Bakanlık nezdinde bu dersin ders kitaplarının hazırlanma yetkisi verilen kurum olarak protokol imzalanmıştır.

 2014-2015 eğitim öğretim yılında da, Türkiye’de tüm ortaokul kurumlarında, Adigece ve Abazaca seçmeli derslerini seçen öğrenciler, KAFFED tarafından hazırlanmış 5. ve 6. sınıf ders kitaplarını kullanacaktır.

 Bakanlık tarafından bu kitapların ancak seçen öğrenci sayısı doğrultusunda basılabileceği tarafımıza ifade edilse de, yaptığımız ısrarlı görüşmeler neticesinde, her iki kitabımız da sadece e-kitap olarak internet sitesinden yayınlanmakla kalmayacak, ayrıca Bakanlık tarafından basımı da yapılacaktır.

 2. Geliştirdiğiniz Latin alfabesine Yönelik Olarak

 ADDER’in kuruluş amacına saygı duymakta ve yaptığı bazı çalışmaları desteklemekteyiz. Farklı yapılanmalar altında yapılsalar dahi, KAFFED olarak dil ve kültürümüzün yaşatılmasına yönelik yapılan her çalışmayı kucaklamakta ve desteklemekteyiz.

 Dünyada kaybolmakta olan diller üzerine yapılan pek çok çalışma, dili korumanın en önemli yollarından birinin dili kullanan ve dilin öğretilmesi istenen kişiler tarafından ortak ve tutarlı bir politika ile hareket edilmesi gerekliliğidir. Bir dilin yaşatılması, ortak politik, sosyal ve dilbilimsel bir duruş ve istikrar gerektirmektedir. Bu bağlamda anavatandan kopuk ve ayrı bir yaklaşım izlemek, diasporadaki gücün de bölünmesine neden olacak ve ortak amaca ulaşmamıza engel olacaktır.

 KAFFED olarak görüşümüz, dil ve lehçelerimizin anavatandan kopuk ve farklı bir çizginin izlenerek korunamayacağı ve dolayısı ile temelde anavatanda kullanılan alfabenin temel alınmasıdır.

 Son yıllarda artan sayıda, farklı mecralarda, dil ve lehçelerimize yönelik Latin alfabesi oluşturma çalışmalarını gözlemekte ve yakın takip etmekteyiz. Üzülerek görüyoruz ki, bu çalışmaların dilbilimsel geçerliliği ve güvenirliği bulunmamaktadır. Bu şekilde bilimsel alt yapısı ve toplumsal bir konsensüs olmadan yapılan çalışmalar, ancak ve ancak ortak gücümüzü azaltacak ve maalesef dil koruma çabalarımızı yavaşlatacak ve zayıflatacaktır.

 Yazınıza istinaden, ADDER tarafından hazırlanan Latin alfabesi çalışması dilbilimsel sebeplerle destek verebileceğimiz bir çalışma değildir. Latin alfabesi çalışmanız ile ilgili olarak, dünyadan dil ve lehçelerimiz üzerine en önde gelen dilbilimciler tarafından bir görüş yazısı paylaşılmıştır. Bu kişiler, dilbilim doktorasını dünyanın en önemli üniversitelerinden Harvard’dan almış, Kabardeyce dilbilgisini incelemiş ve bunun üzerine bir kitap yazmış, Adigece üzerine pek çok çalışması ve yayını olan Dr. John Colarusso, Gürcüce dahil olmak üzere bütün Kafkas dilleri üzerine sayısız çalışması olan, Hollanda’da çalıştığı üniversitede pek çok Hollandalıya Şapsığ diyalektini öğreten ve UNESCO Kültürel Miras Bölümü Başkanlığını da yürütmüş olan Dr. RieksSmeets, ve Kaliforniya Üniversitesi’nde Kabardey diyalektinin anavatan ve diasporada kullanılan sesleri üzerine yaptığı çalışmalarla ses getiren Dr. Ayla Applebaum’dur. Tamamen bilim insanı nesnelliği, tarafsızlığı ve dilimizle ilgili yapılan her çalışmayı istek ve titizlikle inceleme güdüsüyle hareket eden bu kişilerin, hazırladığınız Latin alfabesine yönelik görüşleri, bizim için önceliklidir.

 Bu kişiler hazırladıkları görüş yazısını sizinle de defalarca formal ve informalortamlarda paylaşmışlar, yaptığınız çalışmadaki çok ciddi bilimsel hatalara dikkatinizi çekmişler, çalışmanızın bu haliyle kesinlikle kullanılamayacağını, fakat Latin alfabesine yönelik çalışma gayretinize destek olmaya hazır olduklarını ifade etmişlerdir. Ancak samimiyetle dikkate almanız gereken bu görüşleri bugüne kadar değerlendirmediğinizi görüyoruz.

 Bu bilim insanlarının görüşüne göre, hazırladığınız Latin alfabesi, dilimize özgü olan ve dilimizi başka dillerden ayıran en önemli özelliği olan ses zenginliğinin kaybolmasına ve bazı seslerimizin özelliklerinin yanlış öğretilmesine ve bu özelliklerinin kaybolmasınayol açacaktır. Bu sebeple böyle bir çalışmaya, KAFFED olarak destek olmamız mümkün değildir.

 Bu bilim insanlarının önerdiği gibi, özellikle diasporada yaşayanların kullanım kolaylığı açısından, Kiril alfabesinin yerine geçmeyecek ancak yardımcı bir kaynak olarak bir Latin alfabesi hazırlanması gerekiyorsa, bunun çok dikkatli, anavatan ve diasporadan uzman kişilerle birlikte çok katılımlı ve bu alanda çalışmaları olan dilbilimcilerin destekleriyle hazırlanması gerektiği görüşünü savunuyoruz. Bu konuyla ilgili olarak KAFFED destek olmaya hazırdır.

 Çalışmanızla ilgili dilbilimcilerin hazırladığı görüş yazısı, ekte tekrar dikkatinize sunulmuştur.

 Tamamen iyi niyetle ve dilimizi koruma içgüdüsüyle hazırladığınız çalışma, maalesef çok ciddi bilimsel eksiklikler ve hatalar sebebiyle destek verebileceğimiz bir çalışma değildir.

 KAFFED Yönetim Kurulu

 Dağıtım:

ADDER

ÇERFED

Kaf-Dav

Şamil Vakfi

BirKaf

Samsun BKD

Samsun AdigeXase

Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti

İskenderun Derneği

Bodrum Kafkas Derneği

Merzifon Kafkas Derneği

Ayancık Çerkes Derneği

Şimali Kafkas Derneği

 

Ekte bahsedilen bu üç dil bilimcinin görüş yazısı ise şudur:

 

Ek : Danef.net üzerine 3 dilbilimcinin hazırladığı görüş yazısı

Danef.net Üzerine

 10-11 Nisan 2013 tarihlerinde, İstanbul’da, yapımcı Mohydeen Quandour ve eşi Dr. Luba Balagova tarafından bugün Türkiye’de kullanılan iki Latin temelli alfabenin dilbilimsel olarak geçerliğini tartışmak üzere bir toplantı düzenlendi. Bu alfabelerden biri bugün Danef.net sitesinde kullanılan Latin temelli “Adıģe” alfabesiydi. Bu yazı da Danef.net sitesinde kullanılan “Adıģe” alfabesine yöneliktir.

 Dilbilimciler, iyi bir alfabenin dilin ses bilimsel ve fonolojik yapısını mümkün olduğunca tutarlı bir şekilde yansıtmasının yanısıra politik, toplum-dilbilimsel ve dilbilimsel olarak uygulanabilir olması konusunda hemfikirdir. Bu faktörler zaman zaman birbirleriyle çelişebilir. Bizim burada verdiğimiz geri bildirim, yalnızca bu toplantıda bu alfabenindilbilimsel olarak bugünkü kullanımıyla ilgilidir.

 Bu alfabe iyi niyetli ve zorlu bir çalışmanın ürünü olmasına rağmen, dil bilimsel olarak Adığe dillerindeki sesleri temsil etmemektedir. Ali İhsan Tarı Bey’in geliştirdiği bu alfabe Adığe dillerinin fonetik (ses bilimsel) ve fonolojik (seslerin bir araya geliş biçimleri ve kuralları) yapısına uygun değildir. Bu alfabede kullanılan terminoloji ve fill çekim programı kulağa dayalı ama kelimelerin gerçek yapılarını temsil etmeyen amatör bir sistemdir. Adige dillerinin seslerini diğer dillerden aşağıdaki özellikler ayırır:

 1. Sesli harflerin dikey dizim sistemi [verticalvowelsystem- az sayıda sesli harfin yalnızca dikey boyutta ayırt edilmesi.]

 2. 12 farklı ünsüz sürçmeli fonem olması

3. Dört gırtlaksıl zıtlık (ünlü, ünsüz, kesmeli ve nefesli)

 4. Gırtlaksıl ve gırtlaksıl olmayan sürçmeli fonemler.

 Bizim dillerimize uygun alfabe oluştururken verilmesi gereken en önemli ve temel kararlardan birisi,sesli harflerin dudak yuvarlaması (labialization), kalınlık (backness) ve incelik (frontness) gibi özelliklerinin sesli harflere mi yoksa sessiz harflere mi ait olduğuna ilişkin çok temel bir karardır. Adığe dillerinin bütün dilbilimsel analizleri, bu özelliklerin sessiz harflere ait oldukları yolundadır.Türkçe gibi diğer birçok dilde bu özellikler sesli harflerin özellikleridir. Ali Ihsan Bey, Adığece’de yanındaki sessiz harflerin özelliklerini yansıtan, dilimizde ‘sesli harf’ olarak yer almayan (o, u, e, i gibi) sesli harfleri,Türkçe’deki sesli harflere benzer birşekilde gruplandırmıştır. Dolayısıyla bu alfabe, öğrencilerin Adığecede var olan sesli harfleri özgün özellikleriyle öğrenmelerini engeller; bu seslerin farklı özelliklerle (Adığeceden ziyade daha çok Türkçeye benzer bir şekilde) çıkarılmasına yol açar;bu da baskın dile karşı kimliğini korumaya çalışan Adığe dilleri için kazanılması mümkün olmayan bir mücadele demektir.

 Bu alfabedeki bir diğer ciddi problem de birbirinden farklı seslerin aynı sembollerle ifade edilmesidir. Örneğin /qɐ/ ‘mezar’ kelimesinin ilk sesi olan /q/ ve /qwətɐn/ ‘kırmak kelimesinin ilk sesi olan /qw/ birbirinden farklı seslerdir ve bunlar bu alfabede aynı sesmiş gibi gösterilmektedir. Bu alfabe her iki sesi de (k)

 ile göstermektedir. İşin daha vahimi,(k) sembolü Türkçe’de ve diğer bir çok Hint Avrupa dillerinde düz damaksıl sesleri temsil etmektedir. Fakat ‘mezar’ ve ‘kırmak’ kelimelerindeki ilk ses damaksıl olmadığı gibi ‘mezar’daki ilk ses yalın yuvular ve ‘kırmak’taki ilk ses ise yuvarlak yuvulardır. Pedagojik olarak okuma yazma öğretmede sesleri doğru temsil etmek ve çıkış yerlerini doğru göstermek çok önemlidir. Maalesef dünya dillerinde oldukça az rastlanan ama bizde var olan yuvarlatılmış gırtlaksıl sesler /pw’/ bu alfabede temsil dahi edilmemiştir.

 Dilbilimciler olarak bizim fikrimiz, bu alfabenin Adığedillerinin en karakteristik özelliklerinin kaybına yol açacağı doğrultusundadır. Öğrencilerin, özellikle Türkçe konuşan öğrencilerin,Adığece’deki özgün sesleri bu alfabeyi kullanarak kavramaları çok zor olacaktır;Adığece’deki sesler yerine,Türkçe’dekio seslere yakın sesleri kullanma olasılıkları çok daha olası görülmektedir. Bu da Adığedillerinin gittikçeTürkçeylebenzeşmesine sebebiyet verecektir.

 Dilbilimciler olarak Ali İhsan Bey’e tavsiyemiz, dil programına Kiril alfabesini kullanarak çalışmalarına devam etmesi ve oluşturduğu Latin alfabesini bu haliyle hiçbir şekilde kullanmaması yolundadır. Eğer programını ve veritabanını Adige dillerini doğru bir şekilde temsil eden bir Latin alfabesine uyarlamak isterse, biz dilbilimciler olarak Ali Ihsan Bey’e böyle bir süreçte her zaman yardımcı olabiliriz.

 Dr. John Colarusso

 Dr. RieksSmeets

 Dr. Ayla Bozkurt Applebaum

Şimdi ihaneti görebiliyor musunuz? Bir halkın dili değişecek ise, alfabesi değişecek ise, bunu yapması gereken kişiler dilbilimciler değil midir? Filoloji bilimi boşuna mı var? Her önüne gelen dernek kursun da, kafasına göre alfabe mi üretsin? Eğer biz Çerkesler Latin alfabesine geçecek isek buna anavatandaki dil bilimcilerimizin karar vermesi gerekmez mi? Adigey Devlet Üniversitesindeki Adige Filolojisi ve Kültürü bölümü ne işe yarar? Hiç biriniz mi düşünmüyor?

Şimdi Adige Dil Derneği’nin sitesine girin bakın. Sponsorlar kısmındaki isimlere bakın. Sizde mi ilk isim olarak Nusret Baş’ı gördünüz? Ne hikmetse bu Nusret Baş da her taşın altından çıkıyor. Ama yok canım. Ben komplo teorisi üretiyorum işte. Onun hiç alakası olur mu :)

Adige Dil Derneği en çok savunma mekanizması olarak “tek harf/tek ses” uygulamasını söylüyor. Bu ne demek? Bu siz bilgisayarda bir harfe tıkladığınızda Çerkesçe bir sese denk düşmeli demek. Tek bir harf sembolü tek bir sesi temsil etmeli demek.  Yani Çerkesçe bir sesi çıkarmak için üç ayrı tuşa peş peşe basmamalıyız demek.

Peki uydurdukları Latin alfabe gerçekten de, tek harf/tek ses uygulamasına uyuyor mu?

Örneğin Ś, S, Š, Ş, Ṩ harflerini uydurmuşlar mesela. Her biri farklı sesi temsil edecek bunların.  Cidden bu mu Kirilce’ye göre daha kolay? Bu harfleri hangilerini İngilizce veya Türkçe klavyede hangi tuşa tek bir sefer basarak yazabilecekler S ve Ş haricinde? Bu tarz apostroflu harfler özel tuşlarla yazılır. Mesela Windows işletim sisteminde “€” yazmak isterseniz “Alt Gr + E” tuşlarına beraber basmanız gerekir.  Tek tuşa basarak yapamazsınız.  Bunun için alfabenize özel klavye üretmeniz gerekmektedir.  Eğer alfabeye özel klavye üretecekseniz gelin Kiril alfabesi için üretin bu kadar uğraşmayın boşuna.

İkinci bir savunma mekanizmaları ise Kirilce harflerinin teknolojide kullanılamamasıymış.  Beyefendiler, çocuklarının ipadlerinde, bilgisayarlarında Çerkesçe kullanabilmesini istiyormuş. Bu söylem bu halkın aklıyla dalga geçmektir.  Kiril alfabesine ait harfleri kullanan milyonlarca insan var dünya üzerinde ve bunlar internette kullanılamıyor sanıyorlar sanırım.

Lütfen buradaki dosyayı indirin bilgisayarınıza kurun.  Kurduktan sonra sağ alt köşede beliren klavye tuşuna basarak “adigebze” yazan yere tıklayın ve istediğiniz gibi Çerkesçeyi Kiril harfleriyle bilgisayarınızda yazın.

Ve önemli absürdlüklerden bir tanesi . Lütfen Adığe Dil Derneği’nin sitesine girin ve şu logoya bir bakın:

           

İlk kendi uydurdukları Latin alfabesi ile Adige Dil Derneği yazmışlar. Bunu Türkçe’ye ve İngilizce’ye çevirmişler. Ancak Türkçe’ye çevirirken “Adige Dil Derneği” yazmamışlar. Adige’yi gene kendi alfabeleriyle yazmışlar. İngilizce’de keza aynı. “Adygea” veya “Adyghea” yazmaları lazımdı normalde.  Daha mevcut dillerden doğru çeviri yapamayan insanlar alfabe üretiyorlar.

Şimdi son cümle olarak bu yazıda, Çerkes kelimesini belirtmek için “adige”, “adiğe”, “adıge”, “adığe” şeklinde dört farklı kullanım olduğunu fark ettiniz mi? Latin ile karışıyormuş değil mi? Orjinali ise “АДЫГЭ” kelimesidir. Orjinali de ihanetiniz gibi hiçbir zaman unutulmayacak!!

 

EKLER:

Bu konuyla ilgili şimdiye kadar açıklama yapan derneklerin açıklamaları:

Kayseri Derneği: http://www.kayserikafder.org.tr/2015/03/anadil-egitimine-vurulmaya-calisilan-darbe/

 KAFFED: http://www.kaffed.org/haberler/federasyondan/item/2584-alfabe-konusunda-zorunlu-a%C3%A7%C4%B1klama.html

 

Kaynak: https://nartuserij.wordpress.com/2015/04/03/cerkes-halkina-buyuk-ihanet-adige-dil-dernegi/

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yılmaz Özcan
961 gün önce
. ÖNEMLİ BİLİMSEL GERÇEKLER

April 29, 2015 Eagle
.....
“İkincisi, Kiril alfabesinin sadece Rusya Federasyonu halklarının
dilleri için değil, hatta Rus dili için bile uygun olmadığıdır ve
buna inanmak için yeteri kadar sebep vardır. Belki de Kiril,
Sovyetler Birliğinin birkaç yüzyıl olmasa da en azından bir
yüzyıllık geri kalmışlığının sebebidir. Şimdi aynı şey Rusya
Federasyonu için de geçerlidir. Kiril’in verdiği en temel
zararlardan biri; bu alfabe temelinde hızlı okuma tekniğinin
geliştirilememesidir."
.....
Yukarıdaki paragrafta belirtilen bilimsel tespitler; Rusya'da
yayınlanan “Natsionalniy Aktsent” isimli web sitesindeki bir
yazıdan alınmış olup, objektif olan Rus Dilbilim İnsanları’nın
“Slav Yazısı” ile ilgili olarak tespit ettikleri "GÜNEŞ KADAR
NET OLAN BİLİMSEL GERÇEKLER"i ifade etmektedirler.

İNSANLAR BİLGİLENDİRİLMELİDİR

"Kültür ile bağnazlık ve şövenliğin tamamen farklı olaylar
olduklarını, insanların beyinlerine fazladan yüklenen yüklerin
ya da onların beyinlerini fazladan yormaların; uzun vadede
hem o insanlara ve hem de onların ülkelerine büyük zararlar
verdiğini," ilgili bütün insanlara hatırlatmak gerekmektedir.
Yılmaz Özcan
961 gün önce
. ÇOCUKLARIMIZA EZİYET ETMEMELİYİZ!..

“LATİN HARFLERİYLE RUSÇA ÖĞRENMEK İSTİYORUM!”

“ЛAТИН ХЬЭРФЛEРИЙЛЭ РYСЧA OГЪРЭНМЭК ИСТИЙOРYМ!”

Yukarıdaki iki başlık cümlesinden;
1. Hangisi, yazı estetiği bakımından daha güzeldir?
2. Hangisi, insan gözünü ve zihnini yormuyor?
3. Hangisi, daha çabuk ve daha kolay anlaşılıyor?
4. Hangisinin yazılması daha kolay olur?

Yukarıdaki iki başlık cümlesini çocuklarımıza gösterip alttaki
sorulardan her birisini ayrı ayrı sorarak cevaplar istediğimizde,
bütün sorularda, % 90’dan daha fazla bir oranda ilk cümleyi
seçeceklerdir.

O HALDE, ÇOCUKLARIMIZA EZİYET ETMEMELİYİZ!..
Çerkes Abaza
1109 gün önce
Eğer Adığe ve Abazalar olarak diğer "Kafkas" halkarıyla -sonradan Kafkaslaştırılmışlardan bahsetmiyorum- tek bir soydan geliyorsak bu gibi durumlarda da bir birimize destek olmak durumundayız.

Saygılar...
KÜLTÜR - SANAT Kategorisindeki Diğer Haberler
nakliyat
İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
medi
haceri, simya , naturel , dogal , urun , organik sampuan , organik sivi sabun, organik dus jeli , organiMilliSavunmaYusufoğlu Makina ve Kalıp Sanayi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=