Lütfen bekleyin..
DOLAR
istanbul
22°
23 Mayıs 2018, 13:53


VLADİSLAV ARDZINBA'NIN ARDINDAN...(BÖLÜM 4)

03 Mart 2013, 22:48

Vladislav Ardzınba Moskova görüşmelerinde Abhazya’da savaşan gönüllüleri kınayan dökümanı imzalasaydı, Abhaz halkı yüz yıllarca temizleyemeyeceği korkunç bir ayıpla başbaşa kalırdı. Kuzey Kafkasya’da, “Abhaz’lar gönüllülere ihanet ettiler!” diye bir dedikodu üretildiğinde,

Yaşam hareket etme zamanıdır, Ulaştıklarınla gurur duyma zamanıdır, ve yaptıklarının hesabını verme zamanıdır…

Vladislav Ardzınba iktidar gücünü büyük hedeflerde asla kendi çıkarları için kullanmazdı. İktidar ona, tüm vatandaşlarının ve ülkesinin çıkarlarını savunmak için gerekliydi. O, bu zor savaşta ulusunun yaşama hakkını savunmayı becerdi. Savaştan sonra bu gücü kullanarak üst seviyede bir yaşam standardına ulaşılmalıydı. Evet, Ardzınba’nın zamanında bazı devlet adamlarının tavırları pek hoş değildi, bunun çeşitli nedenleri olabilir. Ama ne yazık ki bunlar artık hem halk hem de Ardzınba için tehlikeliydiler. İnsan ne kadar yüksek olursa gölgesi de o kadar büyük olur. Bu gölgede şeytanın bizzat kendisi, şeref mahrumu insanlara tüm pis işlerini yaptırır. Diğer tarafta bazı az gelişmiş insanlarda liderlerini kendi “mağaralarındagörmeyi çok istiyorlardı.

Kısa bir zaman önce” Julius Sezar”ı tercüme ederken, bu tari bizim gerçeğimizin de tekrarı olabilir diye düşündüm, çünkü Sheakspear’in trajedisindeki kahramanı Ardzınba’nın yanıbaşında görmemek mümkün değildi. Ve bu eski ihanet dramasının önemli kişilerinin ortaya çıkma zamanı gelmişti artık… Biri, Devlet Başkanı yakın olma konumunun kendisine onu arkasından ilk bıçaklama hakkı verdiğini düşündü. Bir başkası, Ardzınba’nın göklere yakınlığını kabül edemeyerek her şeyi karıştırmaya çalıştı ve gökyüzünü çukur olarak adlandırdı. Başkası ise Ardzınba’yı kıskanarak “bende yapabilirdim, ama yetişemedim” diyecekti.” Düşünmek”, “yapmak”, ve “cesarete” zaman bulamayanlar güvenli uzaklıktan “her şeyi” söylemekle yetinip eski liderlerini arkasından televizyonlarda ve gazetelerde boy gösteriyorlardı. Bu insanlar, Ardzınba ve onunla bağlantılı olan her şeyin tarihimizden çıkartılmasını, kendileri için adeta bir şans gibi gördüler.Başka bir kategori daha var ki, onlar da özgürlük zamanının, daha doğrusu Ardzınba döneminin köleleydi. Onlar da hiçbir şey kaybetmemek için kölelik zamanını düşlüyorlar, hata yapmamak ve pişmanlık duymamış olmak için hiçbir şey yapmadıkları zamanı hayal deiyorlar, hayal. Zayıf ruhları ile hep verenin elini koparmaya hazır oldukları için açgözlülüklerine tanık olanları hiçbir zaman affedemeyenlerdir onlar… Aradan zaman geçtikten sonra Ardzınba bir röportajında şunları söyleyecektir: “Çok iyi biliyorum ki politik tarih bir ihanet kronolojisidir. Benim geçmiş ortağımın da bunun istisnası olmadığını söyleyebilirim.”  Bu acı bir gerçek, ne yazık ki  kendi seçtiği yoldaşlarından çok azı onunla sonuna kadar yürüdü. Ama Tanrı’ya şükür ki ona bir kez inananlar sonsuza dek onu seçtiler. Hakarete uğradıklarında ve hayat kırıklıklarında bile hiçbir zaman beraber geçtikleri yollardan şüphe duymadılar ve duymayacaklar. Lideri basit sorunlarla kargaşa ortamına çekerek onu can alıcı sorunlardan uzaklaştırdılar. Acı ve zor olasa olmazı gereken şey gerçekleşti. Aksi halde, yolculuk bittiğinde hiçbir şey artık değişemez, arkadan gelenler bağımsızlığa ve özgürlüğe doğru yola devam edebilmek için dayanacak nokta bulamazdı. Bu da, kendi hayatıharicinde her şeyi koruyan, bize hayattan daha değerli olan ve her zamankorumayaihtiyaç duyulanı bırakan insanlara ihanet olurdu. Onun için savaştan sonra bazı şeyleri düzeltebilmek adına, bazen çevredekilerin seni doğru anlamalarını beklemeden tavizsiz davranmak lazımdı. Samimiyetin için suçlanmayı ve dışlanmayı kabul etmeliydin. Bu durumda geçmişte kalan sözlerin ve davranışların için, hatta bazen bunlar üzücü ve adaletsiz olsalar dahi, seni yıkmamaları için o gücü kendinde bulmalısın. İyi ki her toplumda herkesten daha fazla meraklı kişiler var. Genelde bunlar aşırı romantiklerdir. Hatta başta onları yakınları bile ciddiye almazlar. Daha sonra onlardan bazıları “yükseklerde “ bulunduklarını ve daha dün kendi isteği ile indiklerini unutup, yukarıda bıraktıklarına şüpheyle bakarlar. Onların davranışları beğenilmez, kınanır, alay edilir ve bazen lanet bile edilir.

Buradaki üzücü olan, sürekli “kavgacı imaıj” ile suçlanmak değil. Katlanılmayacak olan, kendini satmak ve toplumsal değerlere ihanet dışında her şeyini affedebileceğin kişinin seni anlamamasıdır. Ve bu insan, sonunda geç de olsa şunu diyecektir: “Ne mutlu ki herşey alınmaz ve satılmaz, çünkü Abhazya’da çok değerli güvenilir  vatanseverleri her dönem bulmak mümkün.Onların çoğu ile biz çok tartıştık, açık bir şekilde yönetimi ve şahsımı eleştiriyorlardı. Buna rağmen onlar, en zor zamanlarda bile, birlikte aldığımız kararlar ve prensipler konusunda taviz vermediler, duruşlarını değiştirmediler”.

Biz ne yazık ki çok sıklıkla halkımızın ünlü temsilcilerinin yaptıklarını doğru değerlendiremiyoruz, bu Vladislav Ardzınba için de geçerli. 20. yüzyılda modern ve kalkınmış bir Abhaz devleti,büyük bir devlet adamı olarak onun ismine bağlıdır.Buna göre bu zorlukların ve alt sıkıntıların üstesinden gelmek ve ülkeyi bu çizgiye kadar getirmek, diğer büyük devlet adamlarına göre değildir. O, şüphesiz yüksek bir saygıyı haketmektedir.  Ama biz sudan nedenlerden dolayı böylesi insanları küçültmeye çalışıyoruz. Bu durumda egoizm ve kıskançlık duygularıher şeyin üstüne çıkabiliyor.”Adige bilim adamı, yakın dostumuz Almir Abregov; bu sözleriyle Vladislav Ardzınba’nın kişiliğini anlatırken, milletimizin etrafında kendisinden başka bir lideri görmemek özelliğini de gösterdi. Öldürücü anlaşmazlık atmosferinde, herkesin aklını yitirip kendisini peyganber sandığı ortamlarda, dinler bile söz konusu edilemez. Vladislav Ardzınba’yı sadece bir kez şaşkın ve kendine güvansiz gördüm. Vatanını koruyan askere, insan ruhunu yükselten özgürlüğün ve bağımsızlığın arasındaki farkı anlatıyordu. Belki onu şaşırtan şey, özgürlüğü anlamamış olmanın, zeki olmayan kişinin elinde, silahtan daha tehlikeli olduğu düşüncesidir. Ancak bir dakika bile geçmeden Vladislav kendine geldi. Hiçbir olay, ulusun özgürlüğe layık olduğu düşüncesini şüphe altına almazdı. Ve hiçbir olay, ulus için bu kadar pahalı olan özgürlüğe, onun layık olduğuna dair bir şüphe yaratamazdı.

Yeri doldurulamaz liderler yok derler ya, öyle liderler var. Tanrı’ya şükür ki, ulusumuzda tarihi süreç içerisinde zamanı geldiğinde layık olan lideri bulmak ve değiştirmemek için yeterli ortak akıl bulunuyor. O, birçok zorlukla tek başına mücadele etmek durumuna düşer. Kendini kaybetmesi için binlerce sebep vardır ki, buna en yakınları bile neden olabilirler. Ama kendine gelme konusunda bazen can dostları da yardım edemezler…

Senelerce 3 Eylül 1992 Moskova görüşmelerinde olanlara doğru anlam vermeye çalıştım. Bu trajedik olayı “ Yalnız şövalyenin, anavatanının şerefi ve haysiyeti için azgın politik canavarlara karşı mücadele olarak” adlandırsam hata yapmamış olacağımı düşünüyorum. Vladislav Ardzınba Moskova görüşmelerinde Abhazya’da savaşan gönüllüleri kınayan dökümanı imzalasaydı, Abhaz halkı yüz yıllarca temizleyemeyeceği korkunç bir ayıpla başbaşa kalırdı. Kuzey Kafkasya’da, “Abhaz’lar gönüllülere ihanet ettiler!” diye bir dedikodu üretildiğinde, benim içine düştüğüm durumu düşünebilir misiniz? Görüşmelerin kopyası ve stenogramı gelmeden önce Abhazya askeri gücünün Kafkasya’daki temsilcisi olarak neler neler düşündüm? Bizim halklarımızı birleştiren her şeyin, her an yok olabileceğini hissediyor, suçlamalara karşıhiçbir arguman ortaya koyamıyordum. “ Misafirperver ve kültürlü “ Gürcüleriyle onları gereksiz bir kavgaya soktuğumuzu düşünenlerin sevinçlerini bile gördüm.Ancak görüşme tutanakları bizlere ulaştığında her şey yerli yerine oturdu. Zaten Vladislav Ardzınba’dan başka şey beklenmezdi, buna rağmen hepimiz onun kardeşliğe, dostluk ve arkadaşlığa karşı duyarlılığına ve ortaya koyduğu özveriye şaşırdık. Ardzınba , Yeltsin’e dönerek:” Abhazya halkı için hayatlarını feda etmeye gelenleri ben asla kınayamam!” diyordu, Şevarnadze ise itiraz bile edemedi. Ancak bu onurlu davranış sonrasında anlaşma sağlanmayacak ve Abhaz halkı sorunlarıyla tekrar başbaşa kalacaktı.

Genadi ALAMİYA Çeviri: Oktay CHKOTUA

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
EDİTÖR'DEN Kategorisindeki Diğer Haberler
Abhaz Bayrağındaki ve Armasındaki Sembollerin Gerçek Anlamı Nedir?
MESLEK SEÇİMİNİZDE İLKLERİ, YAYGINLAŞMAMIŞ DALLARI SEÇMEK, GELECEKTE, ARANA..
Ünal Akbulut Bınala Onu en iyi Kendisi yani şiirleri tanıtıyor. Üzerine bi..
3 günlük tatile gider gibi, yanına yedek bir pantolon bir kazak ve çorap al..
Onlar Bizim Her Şeyimiz! 4 Metin Aşoğlu Aşba
Cennet Vadisi Bilecik Bozüyük yol güzergâhında Başkoy, Kalanlar Mevki Bilec..
nakliyat
İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
medi
haceri, simya , naturel , dogal , urun , organik sampuan , organik sivi sabun, organik dus jeli , organiMilliSavunmaYusufoğlu Makina ve Kalıp Sanayi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=